.

Türkiye Cumhuriyeti devleti, 28 Aralık 2011’de Uludere’de 34 vatandaşı uçaktan atılan bombalarla katletti. Katliam devletin en sevdiği üç beş kelimeden biri olan “sehven” ile ifade edildi. Bu acı ölümlerin ardından haliyle toplumun her kesiminden bir adalet talebi yükseldi. Geçen zaman içinde, başta başbakan Erdoğan olmak üzere, devlet yetkililerinin tavırları yüzünden bu ölümlerin, devlet katlarındaki pazarlıkların, hesapların, kitapların, dengelerin arasında kalacağından endişe edenler ses vermeye devam ediyor.

Bu katliamın hesabını sorulmasını isteyen, adalet talep eden birçok imza kampanyası düzenlendi. Bunlardan biri de “Uludere İçin Adalet” adını taşıyor. Metni paylaşmak istedim.

– – – – / – – – –

Basına ve Kamuoyuna,

Biz aşağıda imzası bulunanların Müslüman kardeşlerimize çağrısıdır:

“Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz. Bir kavme olan kininiz, sizi adaletsizliğe sevketmesin. Adaletli olun, çünkü o, takvaya daha yakındır. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır” Maide 8

“Dicle’nin kenarında bir kurt bir kuzuyu yese Allah hesabını Ömer’den sorar.” Hz.Ömer

“Şam’da, Bağdat’ta, Kabil’de masum insanlar, çocuklar öldürülürken, biz sessiz, tepkisiz
kalamayız.” Recep Tayyip Erdoğan

28 Aralık 2011 tarihinde, Müslümanlar’dan müteşekkil AK Parti Hükümeti’nin yönettiği Türkiye’de, tek suçu Uludere’de doğmak olan 34 kişi, devletin savaş uçakları tarafından bombalanarak öldürüldü. Katliam sonrası, yaslı aileler cenazelerini topraktan kazıyıp, katırlarla taşımak zorunda bırakıldı.

Mahallesinde komşusu öldüğünde bir hafta televizyonunu açmayan insanların oyuyla belediye
başkanı olanlar, yas ilan edilmesi gereken vakitte yılbaşı kutlamalarına oluk oluk para akıttılar.

Hükümetin ilk başta “komplo” olarak tanımladığı ve “Ankara’nın karanlık dehlizlerinde
kaybolmayacağı” sözünü verdiği Uludere için şimdilerde “Hataysa hata, tazminatsa tazminat” denir oldu.

Emine Erdoğan, Sümeyye Erdoğan, Beşir Atalay ve Fatma Şahin’in ziyaret edip acılarını paylaştığı, mevlütlerine iştirak ettiği merhumlar için, İçişleri Bakanı “Ölmeselerdi kaçakçılıktan
yargılanacaklardı” diyebildi.

Diyarbakır Savcılığı’nın gizlilik şerhi koyduğu dosyanın daha sonra askeri savcılığa havale edileceği açıklandı.

Katliamda yakınlarını kaybedenlerden helallik istenmeden tazminat verileceği söylendi. Daha sonra bu tazminat sanki lütufmuş gibi gösterildi.

Müslüman temsili de olan bir kısım medya, Uludere yarasını gündeme getirmenin PKK’nın işine yaradığını öne sürerek adalet istemeyi terör suçu olarak göstermeye çalıştı.

Allah’a ve ahiret gününe iman eden bizler, Uludere’de öldürülen masumların, Gazze’de, Bağdat’ta Kâbil’de ve Şam’da öldürülen masumlardan farklı olmadıklarını, aynı derecede mazlum olduklarını Müslüman kardeşlerimize hatırlatıyoruz.

Anne-babamız aleyhinde dahi olsa adaleti ayakta tutmak zorunda olan bizler, Uludere’de katledilenlerin ahının yerde kalmasını istemiyoruz.

İdarecilerimizin Allah’tan korkmalarını, hesap gününü düşünmelerini ve failleri saklayarak suça ortak olmamalarını istiyoruz.

Sorumluları ortaya çıkartmaktansa, öldürülenlerde kusur arama çabalarına son vermelerini talep ediyoruz.

Hak yerini bulmadığı takdirde, dünyada ve ahirette adil olmadıklarına şahitlik edeceğimizi ilan ediyoruz.

—- / —-

İmza için: http://uludereicinadalet.com

, 4 Haziran
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi