.

İnsan kendi ailesi içinde enikonu uzaylı durumuna düşebilir mi? Modern dünyayı kim kurtarıyor? Elini vicdanına koymadan önce enayiliği göze almak mı gerekir? Ölüm, ibret vericilik fonksiyonunu ne ara kaybetti? ‘Etkisiz eleman’ın önemi olabilir mi? İsmail adında biri, tek başına tüm aile babalarını temsil edebilir mi? Bütün bu soruların ve çok daha fazlasının cevabı, Fatih Altınöz’ün ilk romanı Kutsal Aile’de.

Fatih Altınöz’ün Kutsal Aile’si akıcı, komik, şaşırtıcı ve biraz da hüzünlü bir roman.
Banka memuru İsmail’in ikinci el otomobil alışı, kayınpederinin doğum günü kutlamasına katılışı, üçkağıtçı ağabeyi Aytekin’in akıl oyunlarına maruz kalışıyla başlıyor hikaye. Derken, İsmail anne-babasıyla ilgili tuhaf gerçeklerden haberdar oluyor, “şorolo” dayısını ahirete uğurluyor, bankadaki masumiyet abidesi dilber Saliha’ya abayı yakıyor…

Kutsal Aile olaylardan ziyade, olup biten ekseninde açığa çıkan duygu ve düşüncelere odaklanıyor. Hikayeye rengini meraklar, korkular, isyan etmeler, sevinçler, gıcık kapmalar, romantik heyecanlar, hayal kırklığına uğramalar, boyun eğmeler, Allah’a havale etmeler veriyor.

PSİKO-REALİST ROMANTİK KOMEDİ
Alper Canıgüz’ün ilk romanı Tatlı Rüyalar’ın çarpıcı bir alt başlığı vardı: Psiko-absürd romantik komedi. Kutsal Aile’nin psiko-realist romantik komedi olduğu söylenebilir. Zira kitap hakikaten psikolojik durum ve süreçleri ustaca yansıtıyor. Bunda elbette Altınöz’ün psikiyatr olmasının payı vardır. Yanlış anlaşılmasın, yazar uzmanlık taslamıyor, psikiyatri terminolojisinden uzak duruyor. Dahası, gündelik konuşma dilini, yazım yerine telaffuzu esas alarak kullanıyor. Bununla birlikte, metin hem edebi kaliteler bakımından zengin, hem de psikolojik göndermeleri itibariyle gayet sağlam.

İsmail şehirli ve ‘normal’ biri. Kutsal Aile normalin tutarsız, sıradanın sapkın, olağanın çılgınca, monotonun sürprizli yönlerini açığa vuruyor. Birbirimizin dertlerine, nasıl bir kayıtsızlığı devreye sokarak deva olduğumuzu[!] işaret ediyor. Çürüme ve kokuşmuşluk şeklinde tezahür eden bencilliğe ışık tutuyor. Medeni cesaretin yerini alan uygar vurdumduymazlık ve çağdaş biçareliği tespit ediyor. Riya salgınından kaynaklanan tuzak çeşitliliğinin kanıksandığını gözler önüne seriyor… Bütün bunları, romanın sınırları içinde kalarak, okura emir ya da akıl vermeye kalkışmaksızın yapıyor.

MODERN DÜNYAYI KURTARAN ADAM
Frederic Beigbeder, “Çağımızın kahramanı aile babasıdır” yazmıştı. Çünkü modern dünyayı o kurtarıyor: Çarkların dönmesi için çalışıyor, alışveriş merkezlerini dolduran kalabalığı o finanse ediyor, zaping yapmak suretiyle medyatik döngüyü tamamlıyor, kanının son damlasına kadar taksit ödüyor… İsmail de dünyadaki ekonomik, duygusal, cinsel… adaletsizliğe katlanmak mecburiyetinde. Roman boyunca, insan ilişkilerinde hep es geçilen, ört bas edilen, imalarla çerçevelenen ruh halleri gün yüzüne çıkarılıyor. Yazar, ailenin sert kabuğunu kırıp özünü okura ikram ediyor.

ELİNİ VİCDANINA KOYMUŞ BİR UZMAN
Bazı yazarlar, acı gerçekleri keşfetmenin heyecanıyla coşar, hırçınlaşır, ortalığı velveleye verir. Skandalı ifşa ederken şimşek gibi keskin ve yakıcı bir üslup kullanır. Fatih Altınöz öyle değil. Bilgelikle temas halinde bir şefkat ve zeka dolu bir tebessümle yaklaşıyor konuya. Anormalliği deşifre ederken aşırıya kaçmıyor. Altınöz, bilimsel düşünen bir romancı, elini vicdanına koymuş bir uzman. Aynı zamanda halden anlayan, sohbeti tatlı bir akraba, alicenap bir ahbap, bir dert ortağı.

Her ne kadar kitabın arka kapağında “İsmail’in aptallığı” söze konu edilse de, onun su katılmamış bir ebleh olduğu doğru değil. Daha ziyade vicdanıyla bilinci, ümitleriyle korkuları, hevesleriyle koşulları, terbiyesiyle arzuları arasında sıkışmış biri o. Evcil zorbalık; duygusal sıcaklıktan yoksun, sahte yakınlık; bahaneler ve suçlamalarla örülü ilişkiler İsmail’i kainatın ortasında, elinde market poşetiyle yapayalnız bırakıyor. Karısından çekiniyor, çocuğuna ulaşamıyor, kayınpederinden gıcık kapıyor, babasına şaşıyor, annesini anlamıyor, ağabeyinden sıtkı sıyrılmış, saygı duyduğu Erçin Bey’e derdini açamıyor, büyük dayısı Şahap’a gerçeği söyleyemiyor… Akrabayı taallukat denkleminde İsmail ‘etkisiz eleman.’

KALBİ KIRIK FAKAT HÂLÂ CANLI
Ailede bir ölüm, kimseyi ırgalamıyor. İbret mekanizması çökmüş. Hoyratlık, neşenin sosu olmuş. Sinsilik, zekanın; kurnazlık, aklın; dedikodu, içtenliğin yerini almış. İsmail en yakınlarının, bayramlarda ellerini öptüğü, başarılarını alkışladığı, cenazelerinin ardından dua ettiği kimselerin arasında bir anlam kırıntısı, bir sahicilik zerresi, bir duygu tozu bulamıyor. Onların ilgisini çekmek, kalbini kazanmak için yapabileceği hiçbir şey yok. Yaşatmak için çabaladığı ‘kadronun’ zihninden ve gönlünden dışlanmış.

İsmail teselliyi ‘kendini gerçekleştirmiş’ bir roman kahramanı katına yükselmekte bulabilir. Onun kadar akılda kalıcı ve iyi tasarlanmış roman karakterleri bulmak büyük mesele. Özel hayatı pek yolunda gitmese de, içinde çırpındığı bataklığı ancak kalbinin temizliğiyle dengelese de, kalıbımı basarım, İsmail okurlar tarafından kolay unutulmayacak. Zira yakılmış plastik mankenlerden oluşan kutsanmış ailede, kalbi kırık, kafası karışık olsa da sağ kalmayı başarmış tek ‘canlı’ o. Bravo İsmail.

Kutsal Aile
Roman
Fatih Altınöz
APRİL Yayıncılık
206 s.

, 3 Aralık
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi