.

Yazarın arşivi


Murat Menteş yazdı, M.K. Perker çizdi!
Yılın çizgi roman fenomeni!
DEÇSİ, her hafta Penguen’de!
Muhakkak okuyun!

Edeb ya Hu
Aşağıdaki iki hikaye, Feridüddin Attar’ın Mantıl al-Tayr adlı klasik eserinden alınmıştır.

PADİŞAHIN KAŞINTISI

Padişah, seyyah bir dervişe rastlamış: “De bakalım sufi, sen mi daha esaslısın, ben mi?”
Derviş “Yorum yok” demiş.
“Yuh! Sen ne terbiyesiz bir mahlukmuşsun derviş efendi! Karşında bu mülkün sultanı duruyor! Sualime karşılık vermiyorsun he mi?!”
“Pekala… madem kaşındınız, cevap vermek vacip oldu. Benim gibi fakir biri, yüzbinlerce padişahtan yeğdir. Çünkü saltanat süren kimse, imanın tadını bilmez. Sen, kendi egonun eşeğisin. Sırtında fazlalıktan ibaret, nahoş bir yük taşıyorsun. Vesvesenin, korkunun ve cehaletin esirisin. Şeytan, senin yularını nereye çekerse oraya gidiyorsun. Dervişler, nefsini dizginler ve yönetir. Anlayacağın, benim eşeğim senin sırtına biniyor. Senin iştahın; yüzünde meymenet, kalbinde ferahlık, bileğinde kuvvet bırakmadı. Gözün kararmış, kulağın sağırlaşmış, beynin sulanmış. Sen, şeytanla kanka oldun. Lakin ikinizi ölüm ayıracak. Gene de dert etme. Nasılsa cehennemde kavuşacaksınız!”

MERHAMET DİLEYEN ZENGİN

Zengin bir adam, namazdan sonra “Yâ rabbim, merhamet et, işimi düzene koy” diye dua ediyordu.
Bir derviş, bu duayı işitince “Hey!” diye seslendi. “Seni tanıyorum; kibir şampiyonu, caka rekortmenisin. Bulutlara değen bir sarayın var. Dört duvarını altın yaldızlarla bezemişsin. Binlerce köle sahibisin. Merhametle senin ne işin olur? Edep yâ Hu! İnsanların emeğini, umutlarını; yalan dolanla sömürürsün. Aynı iğrenç taktiği Allah’a da mı uyguluyorsun? Erkek ol da, maldan mülkten yüz çevir! Aksi takdirde, Hakk’ın merhametine bir saniye bile mazhar olamazsın. Dalkavukların profesyonel yalanları, kölelerin hazin alkışlarıyla coşuyorsun. Haram lokmaya müptelasın. Allah’ın merhamet teklifine hiç itibar etmedin. Şimdi, Allah’tan merhamet talep ediyorsun, öyle mi? Göründüğünden daha aptalsın demek. Şeytandan bile daha aptalsın.”

Karaman, Ermenek’in Pamuklu Köyü’nde, madenin içindeki su baskınında kalan 18 işçiden birinin eşi olan genç kadının sözleri, facianın boyutlarını özetliyor. İşverenlerin vahşetini, hükümetin sorumsuzluğunu, ülkemizdeki yoksulluğun, utancın ve kahrın büyüklüğünü…

aranmayan_cropped

Çağımızın Ölü Canlar’ı.

Deneyimli finans danışmanı Faruk, global bir enerji şirketinin insan kaynakları biriminde gerçekleşmiş bir dizi yolsuzluğun izini sürmektedir. Şirkete yıllar boyu sahte işe alımlar yapılmış, gerçekte çalışmayan insanlar çalışır gibi gösterilmiş ya da yalancı özgeçmişlerle yüksek pozisyonlarda istihdam edilmiştir.

Aranmayan Özellikler, hepsi bir yerlerinden yaralı, zaaflarıyla yetenekleri arasında sıkışmış, tükenmeye mahkûm kahramanlarıyla, her şeyin paraya dönüşebilme gücüyle sınandığı günümüze uygun bir roman.

Kitaptan:

Yol boyunca Mercan’la görüşmesini aktarmıştı Natali’ye; ayrıca görüşemediği ama Süleyman Kara’nın işe aldığını belirlediği birkaç isim daha vardı. Görüştüklerinin çoğu, ölmüş olmasına karşın ölümü devlete bildirilmemiş insanların yakınlarıydı. “Bunlar Mercan gibilerden daha tehlikelidir” demişti; bu yargısının Natali’nin beğenisini kazanacağını ummuştu ama kadın her zamanki gibi sevinçsiz donuk bir bakışla karşılık vermişti. Eser’in sözünü ettiği kliniği hiç konu etmedi; bunun Natali’yi pek ilgilendirmeyeceğini, görevinin çapını aştığını düşünmüştü. Biraz daha bekleyecek, en azından Eser’le yeniden görüşmeden netleştirmeyecekti. Ersoy Bey’in çalıdan çitlerle çevrelediği müstakil konutunu gördüklerinde, Faruk pek profesyonelce olmayan bir sabırsızlıkla,
“Sefa neden işten çıkarıldı?” diye soruverdi.

Yazar Hakkında:

Selçuk Orhan, 1977 Afyonkarahisar doğumlu. 1995’ten beri çeşitli edebiyat dergilerinde öyküleri ve eleştirel denemeleriyle görünüyor. Kansızlık (2000) ve Taş Kayık (2003) adında iki öykü kitabı ve 40 Hadis (2010) adında bir romanı bulunuyor.

Annem Sinema Öğreniyor adlı harika kısa filmiyle yurtiçi ve yurtdışından onlarca ödül alan yönetmen dostumuz Nesimi Yetik’in ilk uzun metraj filmi yakında vizyona giriyor! Altın Koza’da gösterilecek olan Toz Ruhu’nda, evlere temizliğe giden bir adamın arabeskçi olarak portresi anlatılıyor. Filmde, süper aktör Tansu Biçer’e, Nihal Koldaş, Settar Tanrıöğen, Aytaç Arman gibi sıkı oyuncular eşlik ediyor.

Toz Ruhu’nun teaser’ını şuradan izleyebilirsiniz: http://www.sinemalar.com/film/229262/toz-ruhu

Annem Sinema Öğreniyor’u ise hâlâ izlemediyseniz, işte link: http://www.youtube.com/watch?v=Sa_wttl9wWk

Print

Onur Ünlü’nün afili filmi Sen Aydınlatırsın Geceyi Perşembe günü (Çarşamba gece) 00:15’te Star TV’de… Sen_Aydınlatırsın_Geceyi

soma_1202
Somadaki facia bize neyi anlatıyor?
Ölüm karşısında bile…
Evladını kaybeden annelerin ağıtları karşısında…
Hayat arkadaşını yitiren eşlerin gözyaşları…
Darmadağın olmuş yuvalar…
Hüzne kesmiş yetimler karısında bile…
Birileri yalnızca iktidarı, siyasi zaferi, parasal çıkarı savunuyor.
Dilleri tutulmuyor.
Nefret daha da çoğalıyor, kavga iyice hararetleniyor.
Cenazeleri saymaya yetişilemezken…
Tertemiz adamlar, ekmek parası için canını dişine takmış babalar, gencecik çocuklar ölürken…
“Karbon monoksitten ölmek çok tatlıdır” diyenler mi ararsınız…
“Mayıs ayında her yıl çok ölen oluyor…” şeklinde haber yapanlar mı…
“Bazı kazmalar, hükümete vurmanın yolunu buldular…” yazanlar mı…
“Gezi’nin yıldönümünde sabotaj ihtimali”nden bahsedenler mi?…

İş güvenliği?
İşçi hakları?
Sorumlu şirketin ve benzeri şirketlerin denetlenmesi?
Soma’daki işçi ölümlerinin tetkiki için verilen meclis önergesinin iktidar partisi tarafından reddedilmesi?..
Hükümet liderinin 1963’ten önce dünyada meydana gelen maden kazalarını sayıp döktükten sonra “Bunlar olağan şeylerdir” demesi?

Emeğe ve esere değer vermeyen…
Yalnızca kişisel çıkarına odaklanan…
Hiçbir zaman özür dilemeyen, pişmanlık duymayan, sorumluluk almayan…
Öfkeyi hitabet sanatı, örtbas etmeyi siyaset, avantacılıkla para elde etmeyi zenginlik sanan kimselerin…
Yalnızca dünyaya inanan, zırdeli dünyeviliğini din iman ambalajıyla pazarlayan kimselerin…

Soma’da facia karşısında doğru, iyi ve güzel bir tavır takınmalarını beklemiyoruz.
Berkin Elvan’ın annesini… Küçücük çocuğunu toprağa vermiş bir anneyi yuhalatanlar…
Soma’daki yetimleri, dulları, evlat acısıyla çarpılmış ebeveynleri mi umursayacak?

Vicdanı taş kömürü gibi kararmış kimseler…
Soma’daki işçi ölümleriyle ilgili meclis önergesini reddettikleri halde…
Hâlâ demagoji yapmaya, ajitasyona devam edecek, öfkelenecek birilerini mutlaka bulacaklardır.

Başımız sağ olsun.
Allah ıslah etsin.
Gerçekten çok, çok üzgünüz…

Ses Klibi: Bu ses klibini oynatabilmek için Adobe Flash Player (Version 9 veya üzeri) gereklidir. Güncel versionu indirmek için buraya tıkla Ayrıca tarayıcında JavaScript açık olmalıdır.


soma
Soma Faciası… Çok üzgünüz…

10298776_763358023697791_2530333566659723015_n
Hakan Bıçakcı’dan Doğa Tarihi

http://www.iletisim.com.tr/kitap/doga-tarihi/8876#.U2yXV62Sxtl

4 sayfa1234»Yukari Asagi