.

Yazarın arşivi

Ses Klibi: Bu ses klibini oynatabilmek için Adobe Flash Player (Version 9 veya üzeri) gereklidir. Güncel versionu indirmek için buraya tıkla Ayrıca tarayıcında JavaScript açık olmalıdır.

yakınımızda, büyük, vahşi ve aç
üstelik sen onun yanındasın

üstümüze geliyor yavaş yavaş
hâlâ sen onun yanındasın

yaklaşıyor ve ben buradayım
ama sen onun yanındasın

yaklaşıyor işte bizim için
neden sen hep benim karşımdasın?

söz/müzik: Afşin Kum, 1996

Bir gerçeği açıklamanın vakti geldi: Profesör Olcayto Fişek’in öğrencisi Afşin, rüyasında kendini sinek 5’li değil, sinek 6’lı olarak görmüştü*. Sinek 5’li olarak görmüş olsaydı, karo papazının hakaretlerine maruz kalması haksızlık olurdu. Çünkü sinek 5’li koz oyununda işe yaramaz, doğrudur, ama pekâlâ da el almaz oynar.

Şöyle ki:

El almaz’da sinek 5’li attığınızda, elin sizde patlaması için, 5’ten küçük üç sineğin diğer üç oyuncuya eşit dağılmış olması gerekir. Ya da elinde bu üç küçük sinekten biri olmayan oyuncunun aynı zamanda elinde başka sinek de olmamalı.

5’liden küçük olan üç sinek, yani 2’li, 3’lü ve 4’lü, diğer üç oyuncunun eline 27 farklı şekilde dağılabilir. Bu 27 durumdan sadece 6’sında, bu üç kart üç farklı oyuncunun elindedir (2-3-4, 2-4-3, 3-2-4, 3-4-2, 4-2-3, 4-3-2).

Tabii bu 27 durumun gerçekleşme olasılıkları eşit değildir. Aslında, üç kartın eşit dağılmadığı durumların olasılıkları, eşit dağılanlara göre biraz daha düşüktür. Çünkü, mesela, sinek 5’li sizdeyken, sinek 2’li Ali Öktem’deyse; sinek 3’lünün de Ali Öktem’de olma olasılığı, diğer oyuncularda olma olasılığından biraz daha düşüktür. Çünkü Ali Öktem’in elinde sinek 3’lü için bir tane daha az yer kalmıştır. Tabii aynı zamanda, 2’li, 3’lü veya 4’lüden hiçbiri elinde olmayan oyuncunun elinde başka hiçbir sinek yoksa da işinize yaramaz. Dolayısıyla, elin sizde patlama olasılığı 27’de 6’dan biraz daha fazladır, yaklaşık olarak üçte bir olduğunu varsayabiliriz. Yani yaklaşık üçte iki olasılıkla eli almazsınız.

Ama sinek 6’lı için durum vahimdir. Sinek 6’lıdan daha küçük dört sinek, diğer üç oyuncunun eline 81 farklı şekilde dağılabilir. Bunların 36’sında, diğer üç oyuncunun her birinin elinde en az bir küçük kart vardır. Bu 36 durumun toplam olasılığı %50’nin üstündedir. Ayrıca elinde küçük sinek olmayan oyuncunun elinde başka sinek olmama olasılığı da sinek 5’li durumundan daha fazladır. Yani büyük bir olasılıkla el sizde patlar.

Yani, sinek 6’lı olmak askerlikte işinize yarayabilir, ama King’de yaramaz.

 * “Solgun renkli bir çocuk ürkekçe boğazını temizledi: ‘Ben başlayabilirim.’ Defterinin ilgili sayfasını açıp, ellerini üşüyormuşçasına bacaklarının altına soktu. ‘Bütün gece arkadaşlarla King oynamıştık. Yattığımda gözümün önünde iskambil kâğıtları uçuşuyordu… Sonunda dalmışım. Rüyamda kendimi sinek beşli olarak gördüm. Sinir bozucu, sarı ışıklı, sigara dumanlarıyla kaplı bir odada uçuyordum. Yorulunca gidip avizenin kenarına tünedim. O sırada karo papazının bana doğru yaklaştığını gördüm. Uçarak tabii ki… Gelip yanıma kondu. Ben gülümseyip, kendisini ne de olsa büyüğümdür diye saygıyla selamladım. Ama o acımasızca beni dövmeye başladı. Kan ter içinde uyandığımda karo papazının sözleri kulaklarımda çınlıyordu: Ne biçim adamsın lan sen? Ne koz oynarsın ne el almaz!'”

Alper Canıgüz, “Tatlı Rüyalar”

Richard Dawkins, “Ataların Hikayesi” kitabında, Ole Seehausen ve Jacques van Alphen’in Tanzanya ile Uganda arasında bulunan Victoria gölünde yaşayan iki farklı tür sihlid balığı üzerine yaptıkları bir deneyden bahseder (Tombul İngiltere kraliçesinin Afrika’nın göbeğinde ne işi var sorusu, başka bir hikayenin konusu).

Bu iki tür birbirlerine son derece benziyorlar, anatomileri hemen hemen aynı. Tek farkları renkleri. Biri kırmızıya yakın bir renkte, diğeri maviye yakın. Ve doğada hiç çiftleşmiyorlar. Dolayısıyla ayrı türler olarak kabul ediliyorlar. İki bilimadamı bu balıkları alıp monokromatik ışıkla aydınlatılmış bir akvaryuma koymuşlar. Bu ışık altında renkler seçilemiyor. Balıkların, renkleri göremediklerinde diğer türün üyeleriyle de çiftleştiğini gözlemlemişler. Dahası, yaptıkları yavruları gayet sağlıklı ve doğurgan olmuş.

Ama doğada, “her ihtimale karşı” kendi renklerindeki sihlidleri tercih ediyorlar. Bu balıklar, tam bizim yaşadığımız zamanda, türleşmenin kritik bir aşamasında tespit edilmişler. Aslında kritik aşama geçilmiş, türleşme gerçekleşmiş, ama henüz birbirleriyle yavru yapamayacak kadar farklılaşmamışlar. Elbette farklılaşacaklar, biz fani ömrümüzde göremeyecek olsak da. Bir türde ortaya çıkacak anlamlı bir mutasyon sadece o türün popülasyonuna yayılacak. Diğer tür için de aynı şey geçerli.

İlginç olan, bu balıkların, türleşmeyi destekler şekilde davranmaları. Gerçekte melezlemenin önemli avantajları vardır, bir tarafta bozulmuş bir gen, diğer taraftan gelen sağlam genle onarılır. Brezilyalıların tuhaf futbol yeteneklerini melezlemeye borçlu olduğunu düşünürüm mesela. Ama genetik farklılığın anlamlı olduğu bir eşik vardır, bundan sonra işler sakata biner.

Sakat (veya kısır) bir yavru doğurmak kadar korkunç bir şey olamaz. Gözle görülür bir fiziksel farklılık olduğunda (renk gibi), melezlemenin avantajları için göze alınamayacak kadar büyük bir risk vardır. Bu riski göze alanlar, belli ki değerli zamanlarını hilkat garibeleri doğurmak için harcamışlar, göze almayanlar kendi renklerindeki balıklardan üretmeye devam etmişler.

Peki ırkçılıkla ne ilgisi var?

Doğrusu, bana, klavyeyi incitmeye değmeyecek kadar bariz geliyor.

[singlepic id=3 w=320 h=240 float=]