.

Yazarın arşivi

 ”Bir kulum işte…”      Apichatpong Weerasethakul

 Taylandlı Apichatpong Weerasethakul daha ziyade sıkı festival takipçilerinin tanıdığı bir yönetmen. Filmleri Türkiye’de yalnızca festivallerde gösterildi. Bu yıl Cannes Film Festivali’nde, Uncle Boonmee Who Can Recall His Past adlı filmiyle Altın Palmiye kazandı. Bu ödül sıradışı filmler üreten Apichatpong Weerasethakul, Pen-Ek Ratanaruang gibi Taylandlı yönetmenleri daha yakından tanımak için bir fırsat yaratabilir.  Elbette bu isimleri doğru düzgün telaffuz edebilenlere de altın olmasa da ahşap birer palmiye verilebilir.

David Lynch

''İneği de al yeğen...'' David Lynch

Üniversite yıllarımda üç adam ve bir film peşimi bırakmadı. Tarantino, Kubrick, Lynch ve Dövüş Kulübü. Üniversite öğrencisiyseniz ve az çok sinemasever bir çevreniz varsa Tarantino, Kubrick, Lynch ve Dövüş Kulübü kabusunuz olabilir. Gidilen her öğrenci evinde ya Dövüş Kulübü ya da Pulp Fiction posterleri muntazam biçimde asılıdır. Öğrenci evine Dövüş Kulübü posteri asmak devlet dairesine Atatürk resmi asmak gibi bir zorunluluktur.

Bu dördünün içinde en ayrıcalıklı yere sahip olansa David Lynch’ti. Filmleri üzerine başlayan, imgesi bol, göndermesi gani tartışmalar ‘Abi Lynch işte ya’ (yapmış yapacağını manasında) sözleriyle sona eriyordu. Herkes doya doya ‘Özne’, kana kana Lacan diyordu.

O yıllar bu tuhaf filmlerin gizemli yönetmenine hayran adamları dinlemekle geçti. Ozu’ya Bresson’a hayran birine rastlamadım. Bir kişi vardı aslında. O da bir moğoldu, adı Bodi. Üniversite okumaya gelmişti. Babası Ünlü Rus yönetmen Kuleshov’un öğrencisi ve Moğolistan’ın tanınan yönetmenlerinden biriydi.

2009’da İfistanbul Bağımsız Filmler Festivali’nde gösterilen, David Lynch’in gündelik hayatı ve film yapma sürecini konu alan bir belgesel, fanatik Lynch hayranlarını sanırım bir parça üzdü. “Lynch: Perdenin Arkasında” adlı belgeseli izlemeye gelen genç hayranlar ‘Ne umduk ne bulduk’ diyerek çıktılar salondan. O eksantrik filmlerin uçuk yönetmeni; hali, tavrı ve konuşmalarıyla sıradan bir adam görünümündeydi. Bacaklarına uzun gelen bol pantolonuyla David Emmi’ydi adeta . Çizgili bir tişört giyip, cebine bir Maltepe bir de çakmak koysa her şey tamamdı. Belgesel boyunca yogayı ve meditasyonu övüp zamanının büyük bir kısmını bu aktivitelere ayırdığını anlattı. ‘Çok faydasını gördüm yeğen, sen de başla.’ minvalinde tavsiyelerde bulundu izleyicilere. Sanırım o, filmlerini çekerken, hayranlarınca filmlerine atfedilen şeyleri pek önemsemiyordu.

Sonlara doğru, o sıra üzerinde çalıştığı Inland Empire için kast ajansını arayıp, istediği oyuncuları sipariş etti, tam bir emmi üslubuyla: ‘ bir sakat kız, bir örümcek maymun bir de cüce lazım.’

İki ekmek, bir de süt der gibi…

4 sayfa«1234Yukari Asagi