.

Yazarın arşivi

Ya arkadaşlar. Ben kendimden sıkıldım, siz benden sıkılmadınız mı?
Buraya yazdıklarımın büyük çoğunluğu, Menteş’in tabiriyle ‘Kendimi aptal durumuna düşürme biçimlerimin listesi’ne dönüşmeye başladı. Dünkü yazıyla ilgili, Uyurkulak’tan mail yoluyla bir cümlelik bir ayar yedim ki, oy oy oy, düşman başına… [Murti! Çok sağol kardeşim].
Kimdi şu Amerikalı yazar; [kendisinden pek haz etmem, adını da o yüzden unuttum zaar] hah, Auster! Galiba Auster’in bir kitabının açılış cümlesi yaklaşık şöyle bir şeydi: ‘Otuzlu yaşlarımın başında, elimi attığım her işi kuruttuğum bir dönem yaşadım’. Bu internet olaylarında, kendimi aynen öyle hissediyorum. Üstelik otuzlu yaşlarımın başlarında değil, sonlarındayım.
Belli ki bu işler bana göre değil. Ben öyle ‘Bastım tekmeyi, daldım odasına, dikildim karşısına, açtım ağzımı yumdum gözümü’ adamı değilim. ‘Bir heyecanla’ girişip aklı başında şeyler yazamıyorum. Olmuyor. Maksadımı aşıyorum. Bir şey değil filintalara da zarar vermeye başladım. Oysa alt tarafı ne diycektim: ‘Arkadaşlar, merak etmeyin. Öyle filtre miltre işleri kolay değil. Siz eylemlerinize devam edin, eminim ki onlar tırsacaklar’. Bu yani. Fakat yılların tribün alışkanlığı, sinirlenince beş bin kişi birden oluveriyorum. Beş bininin de ağzı bozuk terbiyesizlerin…
Velhasıl; ya bu deveyi güdeceksin, ya bu diyardan gideceksin. İnternet işi benim işim değil. Enerjisine gücüm yetmiyor. Kafasına tam olarak giremiyorum. Nerde başlanır nerde durulur, bilemiyorum.
Bilenlere selam olsun!
Kib. Bye.

Yukari Asagi