.

Yazarın arşivi

Tunus asıllı genç sanatçı Emel Mathlouthi,  Alamo kelimesinin yerine Palestine’i koyarak söyler bu defa şarkıyı.

“Naci en Palestine” yani “Filistin’de doğdum.”

Bu haliyle yersiz yurtsuzluğun bir başka coğrafyasında yankılanır ağıt…

 

 

Ses Klibi: Bu ses klibini oynatabilmek için Adobe Flash Player (Version 9 veya üzeri) gereklidir. Güncel versionu indirmek için buraya tıkla Ayrıca tarayıcında JavaScript açık olmalıdır.

Aynı şarkıyı kendisi de İspanya’dan İsrail’e geçmiş Yahudi bir aileden gelen Yasmin Levy “La Juderia” isimli albümüne alır.

Levy çok kültürlülüğe inanan bir sanatçı ve birçok milletten müzisyenlerle ortak çalışmalar yapıyor.

İsrail kurulurken Arapların haksızlığa uğradığını ifade etmekten de çekinmiyor.

Ses Klibi: Bu ses klibini oynatabilmek için Adobe Flash Player (Version 9 veya üzeri) gereklidir. Güncel versionu indirmek için buraya tıkla Ayrıca tarayıcında JavaScript açık olmalıdır.

 Tony Gatlif aynı şarkıyı “Naci en Alamo” ismiyle ve Flamenko çeşnisiyle 2005 yapımı “Vengo” filminde kullanır.

17 yaşındakiRemedios Silva Pisa’nın seslendirdiği bu şarkıya Kudsi Erguner de neyiyle eşlik eder.

 

 

Alamo, Endülüs’te bugünün Sevilla’sına yakın bir yer…

“Alamo’da doğdum”  diye söze başlayan yersiz yurtsuz bir Çingene kadın, bütün dillerde rahatlıkta anlaşılabilecek derinlikte bir ağıt yakıyor şarkıda.

Ses Klibi: Bu ses klibini oynatabilmek için Adobe Flash Player (Version 9 veya üzeri) gereklidir. Güncel versionu indirmek için buraya tıkla Ayrıca tarayıcında JavaScript açık olmalıdır.

 

 

Yunan besteci Dionysis Tsaknis “Balamos” isminde bir şarkı besteler.

Şarkı 1996 yılında çıkan “Songs of the Greece’sGypsies” albümünde Eleni Vitali tarafından seslendirilir.

 

Ses Klibi: Bu ses klibini oynatabilmek için Adobe Flash Player (Version 9 veya üzeri) gereklidir. Güncel versionu indirmek için buraya tıkla Ayrıca tarayıcında JavaScript açık olmalıdır.

Davud Azad Fars sufi müziğinin önde gelen temsilcilerinden… Azeri kökenli… Mevlânâ’nın şiirlerini Bach müziğiyle buluşturarak bir Rumi&Bach Divanı ortaya çıkartmış.

Söz: Mevlânâ Celaleddin-i Rumî
Müzik: Johann Sebastian Bach
Ses ve Düzenleme: Davud Azad

Ses Klibi: Bu ses klibini oynatabilmek için Adobe Flash Player (Version 9 veya üzeri) gereklidir. Güncel versionu indirmek için buraya tıkla Ayrıca tarayıcında JavaScript açık olmalıdır.


Peter Sellers 1980’de, Henry Mancini 1994’te ölmüştü, önceki gün Blake Edwards da onlara katıldı. Böylece unutulmaz Pembe Panter ( ilki The Pink Panther-1963) serisinin muhteşem dörtlüsünden geriye bir tek yukarıdaki pembe arkadaş kaldı. O daha uzun yıllar yaşayacak ve kendi başına diğerlerini de hatırlatacak gibi görünüyor.

Dünyanın en çok bilinen melodilerinden birini Henry Mancini bu film için hazırlamıştı:

Ses Klibi: Bu ses klibini oynatabilmek için Adobe Flash Player (Version 9 veya üzeri) gereklidir. Güncel versionu indirmek için buraya tıkla Ayrıca tarayıcında JavaScript açık olmalıdır.

“Ey can, aklını başına devşir.

Ölümden korkup kaçarsın ya; doğrusu sen, kendinden korkmaktasın.

Gördüğün, ölümün yüzü değil, kendi çirkin yüzün.

Canın bir ağaca benzer; ölüm onun yaprağıdır.

İyiyse de senden yetişmiş, yeşermiştir; kötüyse de.”

 

Kerkük türküleri dendiğinde, özellikle “Altın Hızma Mülayim” dendiğinde ilk akla gelen isimdi Abdurrahman Kızılay. Geçtiğimiz Pazar günü 72 yaşında vefat etti. Yıllar önce kısacık radyo tecrübemde birkaç kez stüdyoda canlı dinleme mutluluğuna erişmiştim. Bir insanın sesinden çok, bir coğrafyanın sesiydi. Ses hafızamızdaki ömrü belli ki daha uzun olacak.

Kendi derlemesi olan Yolcu Hoyratı ile yâdediyoruz:

Ses Klibi: Bu ses klibini oynatabilmek için Adobe Flash Player (Version 9 veya üzeri) gereklidir. Güncel versionu indirmek için buraya tıkla Ayrıca tarayıcında JavaScript açık olmalıdır.

 

Tod Haynes’in enteresan Bob Dylan biyografisi “I’m Not Here”ı seven çok sevdi, sevmeyen hiç sevmedi. Bu tartışmaya girecek değilim. Ben filmde bilmemkaçıncı kez ‘cover’lanan “Knockin’ on Heaven’s Door”a takılıp kaldım.

Antony& The Johnsons söylüyor:

Ses Klibi: Bu ses klibini oynatabilmek için Adobe Flash Player (Version 9 veya üzeri) gereklidir. Güncel versionu indirmek için buraya tıkla Ayrıca tarayıcında JavaScript açık olmalıdır.

Kiss Kiss Bang Bang
Yön.: Stewart Sugg
Sen.: Stewart Sugg
Oyn.: Martine McCutcheon, Stellan Skarsgård, Chris Penn, Paul Bettany
Yapım: İngiltere, 2000

Bu isimde daha meşhur bir film var, yanıltmasın. Bu ondan daha eski ve daha ilginç bir film… En azından Chris Penn’i daha önce hiç böyle görmediğinizi garanti edebilirim.
Felix (Stellan Skarsgård) isimli orta yaşlı bir kiralık katile, zekasını bizim kadar iyi kullanamadığı iddia edilen Bubba (Chris Penn) isimli bir genç adam emanet ediliyor. Soğukkanlı bir katil ile çocuksu bir koca adamın birlikte geçirdikleri zaman, her ikisi için de hayatın lehine olacak bir sürece dönüşüyor. Bubba, Felix’in yardımıyla ömrü boyunca kapalı kaldığı odanın dışındaki dünyayla tanışıyor. Felix ise Bubba’nın ruhundaki çocuksu aydınlıkta kendi dünyasının karanlıklarını teşhis etme şansı buluyor.
Filmin başında Felix, Bubba’yı hayatı boyunca kapalı kaldığı odanın dışına çıkarıyor. Bubba, üzerine yağmur damlaları düşmekte olan dünyayla ilk kez o anda karşılaşıyor. Alelacele bindirildiği otomobilin penceresinden kafasını çıkarıyor ve başını gökyüzüne doğru çevirerek ağzını açıyor. Yağmur damlalarının ağzının içine düşmelerini bekliyor ve sonra dönüp Felix’e gülümseyerek asla aritmetiğe sığmayacak şu saf tespiti yapıyor:
“Yağmurun tadı güzelmiş!”