.

Yazarın arşivi

Get the Flash Player to see the wordTube Media Player.

Hani şu hala beni niye terk ettiğini anlamadığım sevgilimin muffin yerkenki gözlerine benzeyen siyah deri ceketimi giyip soluğu LAX’te almıştım. Uzaktan bakınca Trinity’yi andırıyordum belki de. Ben ki bir zamanlar uzaktan bakınca allah bilir kimleri andırmışımdır. Neyse…uzak doğuluları yekdigerinden temyiz temrinleri yaparken gözüme açık bir fermuar ilişti. Tuvaletten yeni çıkmış bir redneck… tuvaletten demincek çıkmış bir kişiyle göz göze gelmek de amma gariptir ha. bir tür flagrante delicto.  Adam az önce bir çuval inciri bok etmiş. Bazen mesela ayak yolu sırasında insanların yüzündeki o utanç ifadesini izlerim. Adama baktıkça aklıma “Catching The Big Fish”den pasajlar geliyordu durduk yere.

Viski kokan ses:

“The deeper you go to this source the bigger fish you can catch.”

yaklaşıp hafifçe selam verdim. Bir hatunla konuşuyordu. Usulen sözünü bölmek istemedim, bir dakika lütfen diyerek işaret etti. İmza falan istemeyecektim. Sadece şey diyecektim:

–       Fermuarınızı açık unutmuşsunuz Mr. Lynch!

Ulan eleman stunt actorlüğe mi soyunmuş yoksa zipsofist mi olmuş oldum. hatunla konuşmaları iyiden uzamıştı. Bu arada sevgilinin inmesine az kalmıştı. Sonra birden David’in başka bir sözünü hatırladım:

“If you want to catch little fish you can stay in the shallow water; but if you want to catch the big fish you’ve got to go to deeper.”

küçük bir baş selamıyla sevgiliyi beklemek için yerime döndüm.

Daha derine inmek için.

Düşük Yoğunluklu Çatışma

eriyorken bakırdan teninde ince kolyen
öptürmek için kendini sudan bahanelerle
gıdım gıdım inceden tattırırsın tattırırsan
gözlerin bırakırken yerini o derin yağmurlara
dönersin ikrarından annem kızacak akşam olmakta
gibi eften püften erken uyumalıyım
bilmem daha nelerle

*

dünyaya düşmüşken yolun n’olur uğrasan bize
onarsan bakışlarla kirlenmiş gözümüzü
yanakların bir alla bir iddiayla seveğen
farkı ne bir kelebeği ezmenin seninle sevişmekten

*

şekeri fazla akmış bir kızın rüzgardan kopan ödü
göresiye bakıyor sanki saçlarındaki renk ürpenç
belli ki takas etmiş boynunu bir güvercin boynuyla
öpsem geçer baş ağrın uzan ve anlat sen kimsin

*

senden bahseden kitabın dokuzuncu sayfasında
arsızca seksek oynar kara dutların gövermiş gölgesinde
osmanlıca kitaplar gibi kokarsın koynuma sokulunca
öyleyse beni öpmeye niyyet eden dudakların ne fena
ne fena duruyorum toprak dünya altımsıra
her şey değerek bana bir mana kazanırken
sen nasıl değmeden hiçbir şeye göklerin oralarda

*

birden dünya oluyor birden birden oluyor
dokunmasını bekliyorum güllerden gelirse bana sıra

Hafız-ı Şirazî’nin bir gazelinin lisan-ı türkîde terennümüdür:

“Rose,
oh reiner
Widerspruch,
Lust,

Niemandes
Schlaf
zu sein

unter soviel
Lidern..”

– Rilke –

Dolambaçlı bir ırmaktır o saçlar
Gürdür çapraşık gürül gürüldür
Kabuğunu tekmelemiş çift inci çift nar
O zarif pütürler o narin engebeler
Teninde ter taneleri boncuk boncuk
Şaraptan olsa gerek gülümsemiş esrimiş
Baştan çıkmış o mutlak baştan çıkarcak
Paralanmış gömlek düğmeler tek tek çözük
İzini sürerek sanki bir sarmaşığın
Döne döne ta en derin yukarlardan

“Turning and turning in the widening gyre
The falcon cannot hear the falconer
Things fall apart; the centre cannot hold;
Mere anarchy is loosed upon the world.”*

Tumturaklı şarkılar tutturarak bir yandan
Nasıl da kavramış içi geçmiş testiyi
Yetmezmiş gibi öpülesi yöreleri serin
Yetişir çevreyi çıngara çekişe hevesli gözden
Yetişir çıkışmaya yatkın nokta nokta dudaktan
Dündü gecemi enlemler gibi bölüp
Varıverdi ucuna yastıkta mayışmış başımın

Eğildi!
Eğilimliydi!
Gelişinden belliydi!

Of ki ne dokunaklı
Of ki ne hüzün ağırlıklı bir çığlıktı
Kopardı!
Ey dedi en baştan aşığım olacağı
Mukadder olan bana yazılacağı
Uyku mu o gözlerine yürüyen

SUPERSONİC

eve dönmekle ilgisi var bir bazı korkuların
biri kalkmıştır masadan ve bahçe ve hayvan tenha
ağız bir uyuşukluktur boyuna var mı diye yoklanan
şimdi daha düşünceliyiz kıravatımızı bağlarken

kesik bir uzvuz ama gıkımız çıkmıyor işte garip
yani hala bir meyveye laf yetiştirmekle meşgulüz
ellerimiz çok eski kullanışlı görünmüyorlar
işlevsel bulmadığımızdan lafta kalıyor yarin işvesi

bir defa bizle kafa bulmakta ebesini zikrettigim rakip
sâkiye o nâz ile seslenilen devirler geçti diyor barmen
barmene diyorum sek bir şeyler içsek de bir şey eksik
sâki bin yıldır biriken bulaşığı yıkıyor bir leğende

kıza yaklaşıp bakıp saçlarına dokunup nazdan debinip
seslendim de dedim ki siz de mi yoksa eve bir başına
evde soyunup bir girdaba dalarmış güzellik uykusuyla
bir çalıyla çerçeve sesle örtermiş üstünü üşür ise

kıravatımızı gevşettikçe bir şeyler anlıyoruz hmm deyip
daha net ve anlaşılır bizi niyeydi taşa tuttuğu
bir hüznümüz pekişti başka neye yaradın
başka neye değerdin biz içinden çıkmasak

tartışmalar yaratan o büyük tekvin günü
melekler arasında bir adı adem şayia
öperek kapatıyoruz ağzını şeytanın
değdi diyoruz sabaha karşı uyandığımızda sevgiliyle

oldu olacak saçlarından başlasak diye heyecanlanırken
heves hevese bulduğu için yüzümüz kızarmıyor bizi
sapkınlık addediliyor dünyaya karşı konuştuğumuzda
dünya ki en küçük ihtimaldi düştüğümüzde anlıyoruz

sensedim ses etmeden incerek alıştım bir ağrıya
yüzüm mü kırışmadı elim mi titremedi
sen çarparken gövdemi bir peri gövdesine
çalkanan eşyayla aramıza güneşli bir rabb girdi

yüzüm o zamanlar yüzdü elim o zamanlar el
bir bahçeye sığınıp tempo tutardık hora
bu jelatinli şeker bu porselen tabaklar
imlaya gelmez bu his bu cıbıl cıbıl gökler

civatalara bir bak çağlalarla sıkı fıkıyken
biz aşkın bir kabloyla allaha bağlanırdık
nasıl süpersonik tınlardı yarin o kısık cilveleri
şimdi ana arterler tıkanmış gökle aramız bozuk

2006’daki Dünya Kupası final maçında, Zindine Zidane, İtalyan rakibi Materazzi’ye kafa atmış ve bu olay tüm dünyada yankı uyandırmıştı. Çok kıymetli şair dostumuz Taha Ayar, Harçin mahlasıyla, Zidane için bir gazel yazmıştı. Afili misafirimiz Taha Ayar’ın bu şahane şiirini tekrar okumanın vaktidir…

DER MEDH-İ BÂZİGER-İ DİLPESEND-İ ZİNİDİNE ZİDANE

ÂFERİN EY FÎFA’NIN BÂZİGER-İ GÜZİDESİ
ARŞA AS ŞİMDENGERÜ KRAMPON-I DERÎDENİ

PEK ÂKİLDİR TAKTİĞİ VÜ MAKTİĞİ NEYLER OL
NİGÂH-I TÎĞİNİ RAKİBE ÇEKME SEN BİR DAHİ

SER FİRÂZ ETTİN LİVÂÜ’L ARABI EHL-İ CEZÂYİRİ
KÂFİRE GÖSTERDİN EL-HAKK NEYMİŞ DARBE-İ ZİNEDİNİ

ZÎR-İ PÂYINDA NOLA EZİLSE GER SEG-İ MATERAZZİ
BİR KAFÂ ATDIN Kİ HOŞNÛD EYLEDİN PEYGAMBERİ

EYLEDİN BİR ATAKLA BERBÂD DEFANS-I DÜŞMENİ
TİM-İ İTALYAN GERÇİ ETTEN DİVÂR EYLEDİ ÇEVRENİ

OL PELE-Yİ ZENGİ SANMA GÖRİCEK ŞOL PELENGİ
DİTREDİ BUFFON ELİNDE DOLANDI MUHKEM ELDİVENİ

OL KADAR EYLEDİ GOL PÂYIN KİM PANİĞİYLE ANIN
LEĞEN-İ GÜŞÂDE DÖNDÜ KAL’Â-YI SAHT-I İTALYAÎ

KARŞU DURMAZ SANA ŞİMDEN SONRA BU OYUN İLE
RAKİBİN GER MARADUNA OLSA SERÂSER BÂZİGERİ

BÖYLE ÂGÂZ EYLESİN ŞİMDENGERÜ ELKÂBINA
GÛŞE MÛŞE YAZARI GASTE-İ FİRENGİ-İ PARİSSİENİ

AFTÂB-I KAVM-I ŞARK SAHİP-HONOUR-I İST Ü WEST
BÂZİGER-İ NÂMVER GOL-ATÂN-I MUHÂCİRİ

SAHÂ-YI YEŞÎLİN HEHEY DİL-ÇELEN KADEM ZENÂNI
HÜZNÜ TÂ SİTEM-DÎDE ECDÂDINDAN YÂDİGARİ

NAKD-İ VAKT-İ KLÜBLER SERMÂYE-İ AVRUPA,
DEST –GİR-İ GÖÇMENÂN KÂM BAHŞ-I SERVERİ

ŞÂH-I VÂLÂ-RÜTBE ZİZO CÂN KİM ÇEMEN-İ BERLİN
GÖRMEMİŞDİR BÖYLE BİR TOPÇU-YI CENGÂVERİ

EY ZİDÂN-I STÂD-ÂRÂ KİM YAKIŞIR OLSA GER
RONALDİNHO *****İ İNGİLİZLER ÇÂKERİ

ÂCİZİM HAK ÜZRE SİTÂYİŞE SENİ KİM BENİM
ÂLEM-İ SİYPORUN ALLÂME-İ DÂNİŞVERİ

BAŞLA ŞİMDEN SONRA HARÇİNÂ DUÂ-YI ZİDÂNEYE
BİR DUÂ ET Kİ ÂMİN DESİN OL HOŞKADEM RİBBERY

HARÇÎN

3 sayfa«123Yukari Asagi