.

O büyük mağazaya gittiğimde yine o tezgahtar ile karşılaştım. Geçen sefer bu adam yüzünden mağazadan hiç ihtiyacım olmayan bir ton şey almıştım. Ama bu kez beni kandıramayacaktı. Sadece bakıp çıkacaktım.

“Genar Bey hoşgeldiniz!” dedi gülümseyerek.

“Hoşbulduk” dedim.

“Sizin çok hoşunuza gideceğini düşündüğüm bir ürünümüz sadece bu saat için yüzde yetmiş indirimle satılıyor efendim almayı düşünür müydünüz?” dedi. “Yüzde yetmiş mi? Harika! Oldu hemen alayım bari! Hah! Sen beni hâlâ geçen hafta elinde kutularla, poşetlerle çıkan adam sanıyorsun galiba? Ben artık değiştim! O eski müşteri değil karşındaki tezgahtar efendi!” diye düşünürken aynı esnada,

“Hmm… Nedir o?” diye sordum sanki gerçekten ilgileniyormuşum gibi. Kesinlikle almayacaktım, numara yapıyordum.

“Bu bir Ayak Standardı Yükselticisi!” dedi. Nasıl?

“Diyelim ayaklarınıza kara sular indi. Bu alet ayağınızdaki kara suları; berrak, pırıl pırıl sulara çevirir ya da ayağınızda bir ayakkabı var ve ayağınız kaşınıyor. Artık ayakkabıyı ayağınızdan çıkarmak zorunda değilsiniz” Ayak Standardı Yükselticisi ha! Para tuzağı!

“Hmm ne kadar ilginçmiş…” dedim sanki alacakmışım gibi. Gülesim geldi o anda. Adamla çok eğleniyordum doğrusu!

Uzun bir süre bana aletin nasıl kullanıldığını anlattı. Arada espriler yapıyordu ve birlikte gülüşüyorduk. Ben de arada bir sanki gerçekten almayı düşünüyormuşum gibi “Hmm…” ya da “Çok güzelmiş…” türünden laflar ediyordum. Sonunda:

“Alıyor musunuz?” diye sordu.

“Sonra, bakarız” diye yapıştırdım cevabı intikam alırcasına.

“Fakat indirimin bitmesine sadece beş dakika kaldı” dedi kaşlarını büzüştürüp endişelenir gözükerek. Belki de dediği kadar ihtiyacım vardı bu alete? Yok canım! Ayak Standardı Yükselticisi’ymiş! Peh! Sonra bir sır verir gibi kulağıma fısıldayarak,

“Size tavsiyem, bu fırsatı kesinlikle kaçırmamalısınız, çok hesaplı” dedi.

“İlgilenmiyorum” dedim. Ben böyle söyleyince bana olan o dostane bakışları bir anda değişti ve arkamda duran çiftle ilgilenmeye başladı.

Ama tüm o şakalar, gülüşmeler? Aynısını onlar için de yapmaya başlamıştı. Kıskanmıyordum hayır. Belki sadece ilgisine alışmıştım ve birden böyle davranması beni… “Almayacaklar!” dedim içimden. Bir köşeye sinmiş olanları izliyordum. Derken aleti yüzde yetmiş indirimle satın aldılar. Birlikte gülüşüyorlardı. Çok mutlu gibiydiler.

O sırada ayağım kaşınmaya başladı. İşte bir işaret! Elbette ki böyle aptal bir alete ihtiyacım yoktu ve bunu kendime rahatlıkla kanıtlayabilirdim! Kaşıntı geçsin diye ayağımı yere sertçe vurdum fakat kaşıntı azalmak şöyle dursun arttı. Bir köşeye geçtim ve ayakkabımı çıkardım ve kaşımaya başladım. Lakin çorabın üzerinden kaşıdığım için ayağımı kaşımaktan çok gıdıklamışım gibi oldu. Parmağımı çorabın içine soktum. Öff! Ta en ucu kaşınıyordu! Ayakkabım elimde, tek ayağımın üstünde zıplaya zıplaya biraz daha kuytu bir köşeye geçtim ve çorabı çıkarıp ayağımı hatır hutur kaşımaya başladım. Oh. Kimse görmemişti neyse ki.

Düşünceli vaziyette bir köşeye oturdum. Bu koca mağazayı gezerken ne kadar da yorulmuştum! Şimdi Ayak Standardı Yükselticisi olsa ayağımda, ayaklarım dinlenirdi oysaki. Ben ne yapmıştım! O aleti mutlaka almalıydım. Koşa koşa tezgahtarın yanına geldim,

“Almak istiyorum!” dedim.

“İndirimin süresi doldu Genar Bey.” dedi. Doldu mu?

“Bir daha ne zaman indirim olacak peki?” diye sordum,

“Hiç belli olmaz.” dedi. Ama ben ayaklarımın standardını yükseltemeyecek miydim? Çok sinirlenmiştim! “Ah Genar! Pabucumun Genar’ı! Akılsız başın cezasını ayaklar çeker!” diyordum kendi kendime.

“Ama” dedi tezgahtar gülümseyerek, “sizin için harika bir kampanyamız daha var. Jelibon makinesi ve Tabureli Pantolon alana Ayak Standardı Yükselticisini yüzde elli indirimle veriyoruz.”

“Harika! Hemen alıyorum!”

Ben faturayı öderken, mağazadaki kameralardan birine yakalanan bir görüntüm dev ekranda belirdi. Bir çorabım cebimden sarkar vaziyette çıplak ayağımı kaşıyan bu dev görüntümün altında “Ayın Müşterisi” yazıyordu…

, 5 Temmuz
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi