.

Sinema kültürüm yok. Cereyanlar, yönetmenler, yaklaşımlar, oyuncular, ödüller vs. konusunda herhangi bir sınavı geçemem, bulmacasını bile çözemem. Örneğin, fotoğrafından tanıyabileceğim tek yönetmen Onur Ünlü olur. Ha bir de Alfred Hitchcock. Bu verileri göz önünde tutun, şimdi size son bir haftada izlediğim filmlerle ilgili kanaatlerimi aktaracağım.

Up in the air: Zevkle seyrettim. Sonu beni şaşırttı.

All about Steve: Zevkle ve merakla izledim. Coşkusunu da, hüznünü de dozunda buldum. İnternette, özellikle imdb’de uğradığı hücuma anlam veremedim.

Universal soldier next generation: Tam bir vakit kaybı ama son 10 dakikasına kadar seyrettim. Düşünüyorum da jean claude van dam’ın bugüne dek rol aldığı film galiba Sınav.

Whiteout: Antartika’da karın buzun fırtınanın ortasında bir ABD üssünde geçen basit polisiye. Çekirdek çıtlayıp izleyebilirsiniz. Çekirdeğiniz yoksa, boş geçin.

Case 39: Testere 1’den bu yana izlediğim ilk korku filmi. Genelde uzak duruyorum. Filmin başında şaşırdım. Sonrasında pek numara yok. Can sıkıntısı çeken, efor gerektiren meşgalelere giremeyecek kadar yorgun arkadaşlar izleyebilirler.

Armored: İzlenebilir. Filmlerde genellikle soyguncuların sıktığı ilk kurşunla ölmelerine alışık olduğumuz para arabası güvenlik görevlilerine baş rolleri veren bir eser. Bunların bir bölüğü kendi kendilerini soymaya karar verirse ne olur? Eğlencelik bir film olur.

Road: Bunaltıcı. Bitiremedim. Halbuki muhtemelen iddialı da bir filmdir.

Duelist: Saplantı halini alıp yıllarca süren bir düello hikayesi. “Bu iş bakalım nereye varacak” diye seyrettim. Napolyon Avrupasının tarihi dekoru da hoşuma gittiği için zararda saymıyorum kendimi. Hikaye Joseph Conrad’ınmış.

Führer ex: Doğu Almanya’da geçen bir arkadaşlık öyküsü. Başlarken bitirebileceğimden ümitli değildim. Fakat baştan sona izlettirdi kendisini. Hiç fena değil.

, 1 Şubat
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi