.

Aralık ayında, Nelson Mandela’nın defin törenini ve öncesindeki anma programlarını izlemek için Güney Afrika’daydık. Anadolu Ajansı’nın usta foto muhabiri Erhan Sevenler ve cevval kameramanı Kenan Yeşilyurt’la birlikte.

Üzerinden 4 ay geçmiş. Dönüp de çektiğim fotoğraflara bakmaya ancak zaman buldum.

Gördüm ki vazifeye gömülmüşüz. Hep bir yere yetişme telaşı içinde kafamızı kaldırıp ülkenin diğer yüzlerine bakmamışız.
Yine de, paylaşacak birkaç parça var elimde.

Uçaktan indik, taksiciye "Mandela'nın evine çek" dedik. Polis kordonundaki eve taziye ziyaretleri sürüyordu.

Uçaktan indik, taksiciye “Mandela’nın evine çek” dedik. Polis kordonundaki eve taziye ziyaretleri sürüyordu. Ev, Johannesburg’un Etiler’i konumundaki Houghton semtindeydi.

10 gün boyunca Güney Afrika dünya medyasının merkez üssü gibiydi. Her köşede canlı yayın araçları, portatif stüdyolar, havada uçuşan mikrofonlar… Mandela’nı evinin önü, naaşının 4 gün boyunca halkın ziyaretine açıldığı başkent Pretoria’daki federal hükümet binasının çevresi ve defenedildiği köyü Qunu, medyanın büyük patlamaya yaklaşacak kadar yoğunlaştığı üç yerdi.

10 gün boyunca Güney Afrika dünya medyasının merkez üssü gibiydi. Her köşede canlı yayın araçları, portatif stüdyolar, havada uçuşan mikrofonlar… Mandela’nı evinin önü, naaşının 4 gün boyunca halkın ziyaretine açıldığı başkent Pretoria’daki federal hükümet binasının çevresi ve defenedildiği köyü Qunu, medyanın yoğunlaştığı üç özel mekandı.

 

 

Johannesburg’daki şayan-ı dikkat noktalardan biri de, Mandela Müzesi’ydi. Mandela’nın hapisten çıktıktan sonra kaldığı gecekondu. Çevresi, gece gündüz bir panayır alanı görünümündeydi. Uluslararası medya setlerini kurmuş canlı yayın halindeydi.

 

 

Mandela müzesinin önünde, AA foto muhabiriri Erhan Sevenler bu küçük çocuğu kıstırmış fotoğrafını çekiyordu, yakaladım. Ava giden böylece avlanmış oldu.

Pretoria’daki federal hükümet binasının önündeki dev bahçe, Mandela’nın naaşı sergilenemeye başlamadan önce bütünüyle elden geçirildi.

Bu Güney Afrikalılar fotoğraf çektirmeye bayılıyor. Yolda çevirip poz veriyorlar, zorla! Gana’da dayak yemesine ramak kalmış biri olarak söylüyorum, ülkenin bu rahat yanını sevdim.

 

Mandela için ilk resmi tören daha önce dünya kupası finaline de ev sahipliği yapmış FNB stadyumunda yapıldı. 100 civarında eski, yeni devlet veya hükümet başkanının katıldığı törende sanırım bir tek Bill Clinton bana selam verdi. Dikkatli ederseniz, objektifime baktığını görreceksiniz. Yanılıyor muyum?

 

FNB stadı, dünya kupapsında nasıl hizmet verdi bilmiyorum ama bu merasimde sınıfta kaldı. Gazeteciler, ben dahil, özellikle enerji sıkıntısı yaşadı. Son çare, kafetaryadaki koca buzdolaplarını kenara çektim. Bulabildiğim tek prizi oradaydı. Enerjimi Bonsuwana’lı ve İsveçli arkadaşlarımla da paylaştım.

 

Johannesburg’daki bir özel alan da, kenti en büyük alışveriş merkezinin avlusu konumundaki Nelson Mandela Meydanı’ydı. Buradaki Mandela heykeli, günlerce bir çiçek denizinde gibiydi.

 

 

Bütün Afrika gibi, burada da müzik ve dans temel bir etkinlik. Mandela’nın 10 güne yayılan cenaze merasimi sürecinde ağlama, dövünme değil, müzik ve dans hakimdi. Herhangi bir taşkınlık da olmadı.

Naaşın ziyaret açık kaldığı 4 günde de çevrede uzayıp giden kuyruklarda insanlar saatlerce beklediler.

 

Sonunda polisin çektiği bantlarla ziyaretin bittiği ilan edilince, o bantlara ilahi bir sınırmış gibi herkes riayet etti.

Mandela’ya son selam için kuyrukta bekleyen anne kız, en sevdiğim karelerden biri…

 

Ellerinde şekerleme, Mandela’nın naaşı için oluşan kurukta bekleyen bu çocukları da kayda geçirdim.

Naaş, geceleri tutulduğu askeri tesisten her sabah askeri kortejle geldi, yine askeri kortejle oraya döndü. Güzergah, hiçbir noktada seyircisiz kalmadı.

 

Bu da Mandela’nın son makam aracı. Tabutu saymazsak tabii. Pretoria’da, naaşın ziyarete açılacağı hükümet binasına çıkan yokuşun girişinde.

Pretoria’da hükümet binasının önündeki simsiyah sevgi selinin üstünde köpük gibi duran bu sarı delikanlının dikkat çekmemesi olanaksızdı.

 

Erhan Sevenler o curcuna içinde yeni arkadaşlar edinip durdu. Güney Afrika’nın ırk ayrımcılığı açısında n daha 20-25 yıl önceki durumu göz önüne alındığında, epey ari görünümlü Erhan’la bu gencin tokalaşması hoş bir kare oldu.

 

 

Çocuk işte!

Mandela, köyü Qunu'da defnedildi. Johannesburg'a 1.000 km kadar mesafedeki Qunu'ya merhum askeri uçakla, biz külüstür bir minibüsle gittik. Qunu'da halk yol kenarlarında Mandela'nın naaşının geçeceği güzergahta vaziyet almış bekliyordu.

Mandela, köyü Qunu’da defnedildi. Johannesburg’a 1.000 km kadar mesafedeki Qunu’ya merhum askeri uçakla, biz külüstür bir minibüsle gittik. Qunu’da halk yol kenarlarında Mandela’nın naaşının geçeceği güzergahta vaziyet almış bekliyordu.

 

 

Bu asalı, bond çantalı ihtiyar da muhtemelen defin töreni için süslemişti. Arkasında, son resmi merasimin yapıldığı beyaz çadır görülüyor. Çadırım çevresindeki 1 km çaplı alan askeri, yasak bölge ilan edilmişti, o nedenle gayet tenha.

 

Qunu çayırları askeri helikopterlerle tarassut edildi.

 

Bu, nereden gelip nereye koştuklarını bilmediği kızlar, belki uzun yolculuğun getirdiği yorgunluğun da etkisiyle, az daha beni bir rüyada olduğuma ikna edecekti.

Gençler, Güney Afrika için tarihi günün anısına, hazırlanan panele el izlerini bıakıyor. Ruh halleri muhtelif…

Merhumu defnettik, Johannesburg’a aynı külüstürle döndük. Eksik kareleri hayal gücünüzle doldurun lütfen. Biliyorum, çok fazlalar. Son bir not: Güney Afrika’da kiminle konuşssak, güvenliğimiz konusunda uyardı. Gasp olaylarının çok yoğun olduğu, paramıza, ekipmanımıza sahip çıkmamız gerektiği, gece belli bir saatten sonra da sokaklarda dolaşmanın akıllca olmayacağı söylendi. Bunlara pek kulak asmadık. 10 günü aşan Güney Afrika maceramız boyunca da herhangi bir hadiseye şahit olmadık. Tabii bunda ülkenin özel günler yaşıyor olmasının payı bulunabilir.

 

Türkiye'ye dönmeden önce bir fırsat bulduk, Güney Afrika’nın efsanevi caz şarkıcılarından Thandi Klaasen’i, Johannesburg’un kenar mahallelerinden birindeki kulubesinde ziyaret ettik. Kızı Loraine de oradaydı. Bizi krallar gibi ağırladılar. Thandi, bize sarılmaya doyamadı, her birimizle ayrı ayrı flört etti.  Sonunda, belki Türkiye’de bir caz festivaline davet edilirse, İstanbul'da buluşmak ümidiyle vedalaştık.

Türkiye’ye dönmeden önce bir fırsat bulduk, Güney Afrika’nın efsanevi caz şarkıcılarından Thandi Klaasen’i, Johannesburg’un kenar mahallelerinden birindeki kulubesinde ziyaret ettik.
Kızı Loraine de oradaydı. Bizi krallar gibi ağırladılar. Thandi, bize sarılmaya doyamadı, her birimizle ayrı ayrı flört etti.
Sonunda, belki Türkiye’de bir caz festivaline davet edilirse, İstanbul’da buluşmak ümidiyle vedalaştık.

 

 

 

, 19 Nisan
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi