.

 “Çin’de bir kişi, yetkili servise götürüldükten sonra çalışmamakta direnen iki yüz seksen dokuz bin dolarlık lüks otomobilini ücretle tuttuğu işçilere parçalattı.” Radikal, Mart 2011

1. İşçi

Abi ne diyeyim işte, sabah telefon geldi; araba varmış, kırılacakmış. Yüz dolar vereceklermiş. Biz de arkadaşları topladık geldik. Balyozdan haberimiz yoktu. “Hani malzemeleriniz nerde?” dediler. “Ne alet lazımsa alıp getirelim, aceleyle çıktık” dedik. Gittim balyozları getirdim ben sonra. Arabayı sorduk, adam gösterdi. “Bu arabayı ben ömrüm boyunca çalışsam alamam, sen neden kırdırıyorsun?” dedim. “Artislik yapma, işini yap” dedi.

2. İşçi

Geldiğimizde kameralar vardı. Sonra arabayı gördüm. Süper lüks bir araba. Dedim ki “Abi kıymayalım buna, öfkeyle kalkan zararla oturur. Çalışmıyor diye araba mı parçalatılır? Bunu bulamayanlar var dedim.” dedim. Adam biraz kızgın, biraz da üzgündü. “Size para verdim, başlayın” dedi. “Sakin ol” dedim. “Anlat istersen. Seni bu noktaya getiren nedir? Beraber bir çare buluruz belki” Tepki vermiyordu. “Benim dayıoğlunun sanayide dükkânı var, her tür motordan anlar” dedim. Ben öyle dememişim, sen aldı bu elimizdeki balyozlardan birini arabanın ön camına bir vurdu, cam tuz buz. “Derhal vurmaya başlamazsanız sizin yerinize başkalarını bulurum” dedi. Hemen arabanın üstüne çıktım. On beş dakika geçti geçmedi -arka kapıya çalışıyordum- yerde oturan bir adam gördüm. Daha önce de gözüme ilişmişti sanki. Dedim “Sen niye burada oturuyorsun, gözüne cam gelir bak, kalk ordan, kenardan izle.” Cevap vermedi. Kolundan tutup kaldırdım, kenara çektim. Hiç karşı koymadı. Gözlerinin nemli olduğunu fark ettim. İşime dönmem gerekiyordu. Sonra o tarafa baktığımda yoktu. Bir daha da görmedim.

3. İşçi

Bir insan hayatında kaç kere böyle bir arabaya balyoz indirme şansına sahip olur ki? Ön kaportaya vurdum bol bol. Yamuldukça içimin yağları eridi. Biz hanımla dört sene önce niyetlenmiştik araba almaya. Kampanyalar vardı. Meğer onların hepsi adam kazıklarmış. Diyor ki mesela; önce bir peşinat veriyorsunuz, taksitler bitince bir tane daha veriyorsunuz. Tabi biz bunu sonradan öğrendik. İlk peşinatın düşük olduğunu gören atlıyor, bilmiyor ki g.tünde bir ödemesi daha var. İşte öyle yattı o iş. Anca emekli olunca artık. Bunları düşünerek verdim balyozu, verdim balyozu.

4. İşçi

Kalabalık toplandı. Halk çılgınca bağırıyordu. Bazı parçalar koptukça bağıran halka doğru atıyorduk. Bu adamın hoşuna gitti. Dikiz aynasının kırılmış çerçevesi önüne düşünce o da kalabalığa doğru fırlattı. Biri kaptı orda. Müthiş bir eğlence. Biz kopan parçaları fırlatıyoruz, kapışan kapışana. Sonradan duydum ki insanların içinde biri varmış. Bunun da arabası aynısındanmış. Yedek parça çıkar mı diye bakınıyormuş. Sahibi prim vermedi buna. İstediği şey aracın tamamen yok olmasıydı. “Ayıptır sorması kaça almıştın?” dedim. “Ne önemi var? Sonuçta bana yüz dolara patladı” dedi.

5. İşçi

Ben arka tarafındaydım. Habire fotoğrafımı çekiyorlar. Yorucuydu baya. Bazı cam parçaları yüzümüze fırlıyordu. Bu sırada arkamdan biri yaklaştı: “Usta şu sol stop lambasına vurmasan da bana versen, bak zaten sizin bir işinize yaramıyor. Ha olur mu?” “Ben yetkili değilim sahibine sorun” dedim. Diretti: “Ya boşver sahibini ver işte şunu ne olacak, bak bu tek lamba altı yüz dolar, anladın mı? Kırılıp gidecek burada yazık değil mi?” “Ben bilmem, kır dediler kırıyorum, beni işimden etme” dedim. Baktım bu yanaşıp stop lambasına yapışmış, kenarından elini sokup sökmeye çalışıyor. Tuttum bunu belinden, çektim. Yapışmış bırakmıyor. İki eliyle stop lambasına çökmüş adam. İyice asıldım, bir eli gevşedi. Bizi kavga ediyor sandılar, birkaç kişi beni adamdan ayırdı. Bunu fırsat bildi herif iyice yüklendi. Kopardı lambayı. Ama lambayla beraber yere düştü. Lamba da elinden asfalta… Tekrar elini atacak oldu ki bir balyoz darbesiyle tuz oldu lamba. Arabanın sahibiydi; kenardan izliyormuş meğer. Öbürü de kalakaldı oturduğu yerde, ağlamaya başladı. Koca adam, hiç utanmıyor. 

Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi