.

Radikal’in geçtiğimiz günlerde yaptığı habere göre, Şavkar Altınel Notos’a verdiği bir söyleşide ‘Tutunamayanlar’ı “sığ ve yapay” bulduğunu ve bir romancı olarak Oğuz Atay’ı sevmeyi başaramadığı için rahatsızlık duyduğunu söylemiş. Altınel’in, “Türkiye’de onca insanın başucu kitabı olan bir roman neden benim için neredeyse itici? Atay adını duyduğumda bende okur, hatta insan olarak eksiklik olabileceği kuşkusuna kapılmadan edemiyorum,” demesi bizi hem duygulandırdı hem de endişelendirdi. Edebiyat camiasından ve halktan kimselerle konuştuk ve Altınel’in kendisini yalnız hissetmesi için bir gerekçe olmadığı kanaatine vardık. Buyrun:

Modernist: Dostoyevski gibi yazamıyor. Nerede o derinlik, o hikayecilik, o meseleler?

Postmodernist: Dostoyevski gibi yazıyor. Modası geçti.

Realist: Bunlar gerçekten olmuş mu? Bir yamuk olmasın.

Elitist : Pardon, kim dediniz? Ben pek Türkçe okumuyorum da.

Doğulu eleştirmen: Batılı yazarı taklit ediyor. Özgün değil.

Batılı eleştirmen: Çok karmaşık. Düzgün değil.

Eni Batü: Nabokov’dan çaldı.

Fredric Jameson: Üçüncü Dünya kişisel olanı anlatamaz. Toplumsaldır. Atay olsa olsa ulusalcılık eleştirisi yapmaktadır.

Ulusalcı: Arap harfleriyle nah yazardı o tuğla gibi kitabı!

Feminist: Yok canım, bildiğin kadın düşmanı bu! Bir tane doğru dürüst kadın karakter gösterin, pabuçlarımı yiyeceğim.

Eni Batü: Onu da Nabokov’dan çaldı. Hazır kadın düşmanlığı.

Karl Marx: İşçiler, sokaklar, mücadelemiz nerede?

Emile Zola: O değil de tarlalar, samanlıklar, madenciler nerede?

Henry Miller: Samanlık dediniz de, yatak sahnelerinde iş yokmuş, öyle diyorlar.

Michel Zevaco: Yatağı bırak, aksiyon yok. Düşün düşün boktur işin. Güzel hancı, şarap getir! İçim kurudu.

Dindar: Votka rakı ve şarap! Her türlü müsibet var. Pavyondan çıkıyoruz derken, adam bizi tutup kerhaneye soktu. La havle ve la kuvvet!

Muhafazakar: Halkı evlilikten soğutuyor.

Asker: Bir albay mı varmış neymiş? Endişe verici. Kapsamlı operasyon düzenleyeceğiz.

Milliyetçi: Türk örf ve adetlerine uygun bölümler olduğunu duydum. Doğru mu?

Memur: Ben bilmem. Bizim oğlana sorun, kitap elinden düşmüyor. Kapat ışıkları artık evladım, cereyan boşa gitmesin.

İşçi: Her gece yatağa taş gibi düşüyorum. Dizisi çekilince seyrederim.

Öğrenci: Özeti var mı bunun? İnternette falan?

Eni Batü: Ben çıkardım. Özeti yani. Ama Nabokov’dan.

, 16 Temmuz
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi