.


Gözlük

Riyakar okur, bakıyorum ne arıyor ne soruyorsun. Duydum ki unutmuşsun gözlerimin rengini. Biraz daha görmesem ben de unuturdum belki. Ama inadı bırakıp doktora gittim.

Göz doktorlarını sevmiyorum. Çok soru soruyorlar. Cevap veremeyince kaşıntılar basıyor. Alt sıradaki o yuvarlak harfler nedir mesela? Aslına bakarsanız, kimin umrunda! Ama soruyor adam işte. Hem beyaz gömleği de var. Sıkıyorsa cevap verme. Ben de biraz G, biraz O, geri kalanlara da C deyip işin içinden çıktım. İstatistik böyle zamanlar içindir nitekim. Giderayak portmantodaki ceketle tokalaşmaya kalkmasaydım iyiydi. Uzun lafın kısası, doktor gözlüğü elime verdi. Hani faşizm kara gömlek giyerdi? Ya da belki kahverengi? Hepsi hikaye.

Neyse, gözlük sandığım kadar kötü çıkmadı. Hayatı bambaşka bir ışık altında görüyorum. Portmantolarla sıcak bakmıyorum mesela. Hele bu son olaydan sonra. Kahvede uzun süredir hararetle bakıştığım sarışın şahsın bıyıklı ve pazulu olduğu da gözümden kaçmadı. Daha önce nasıl farketmemişim, hayret! Aynaya baktım, saç beyaz olmuş. Merak ediyorsan, sevgili okur, gözlerim de elâ imiş. Gönül isterdi ki, daha şahsiyetli bir renk olsun. Bununla kalsa iyi, göz kenarlarında kaz ayağı fil şeyi, ne ararsan var. Hiç lüzum yoktu. Kahrolsun optik, kahrolsun beyaz gömlekli oligarşi! Simgesi yılan olan şeyden adama hayır gelir mi? Hiç.

Fakat yeniden okuyup yazabilmek, azizim, işte bu dünyaya değer.

Demem o ki, riyakar okur – benzerim – güzel kardeşim, bunu saymıyorum. Şu gözlüğe bir alışayım, yine geleceğim.

Dört gözle sizin,

Hurşit Seçkin

, 9 Temmuz
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi