.

Sözcükler…

…yetersizdir. Biraz kafası çalışan herkes bunu hemen farkeder. Çoğu durumu anlatmak için uzun cümleler kurmanız gerekir ki, bu düpedüz israftır.

Mesela sizden önce birinin oturup güzelce ısıttığı bir koltuğa yerleştiğinizdeki zevkle karışık rahatsızlık hissini tanımlamak için bir sözcük yoktur. Halbuki önemli bir şeydir bu. Hepimizin başına gelir. Ama büyüklerimiz düşünmemişler.

Onun için yeni laflar icad edilmesi gerekir. Hem mutlu hem üzgün olduğumuz anlar için ne demeli? ‘Muzgün’ mü? Kulağa fena gelmiyor aslında. Egzotik bir şey gibi sanki. Bir palmiyenin altında oturmuş denize bakan bir adam canlanıyor gözümün önünde. Melankolik ama iyi.

Ya da ne bileyim, aynı hatayı tekrar ettiğinizde onun adı hala ‘hata’ mıdır mesela? ‘Oha-ta!’ diyebilir miyiz? Kınamayı da içersin diye?

Gürültülü ve kalabalık meyhaneler için de ‘gülübalık’ öneriyorum. Gülüp söyleyen kalabalık bir grup insanı çağrıştırıyor. Aynı yerde balık da yeniyorsa ne ala! Hepsini birden tek hamlede söylersiniz, biter gider.

Böylece hem harften hem histen tasarruf etmiş olur insan. Nefesimiz daha uzun dayanır.

Hesaplıca sizin,

Hurşit Seçkin

, 24 Haziran
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi