.

Entelektüel Kadın

Biri var. Çok beğeniyorum. Mini mini elleri ayakları, gülünce küçük bir tavşanınki gibi kırışan burnu ve çimen yeşili gözleriyle bir içim su. Ama hiç susmuyor. Her konuda bir fikri var. Konuşan kadınları sevmem. Yapacak daha iyi işler varken, neden konuşmalı? Konuşmakla kalsa neyse. Bu bir de durmadan yazıyor. Posta kutumda şöyle mesajlar buluyorum:

Aşk birleşmekle ilgili bir şey değildir. Ayrı olmakla ilgilidir daha çok. Aşk bir ilişki olarak, ancak birbirinden ayrı iki birey söz konusu ise var olabilir. Ve acı verir elbette. Çünkü varlığın aşılmaz ikiliği üzerine kuruludur. İlk kez başımıza ne geldiğini anlar gibi oluyorum: aşk, sürekli elimizden kayıp gidenle kurduğumuz olanaksız ilişkidir.

Bunları okudukça afakanlar basıyor. Yere yatıp tepinecek gibi oluyorum. Bu nedir böyle? Makale mi aşk mektubu mu belli değil! Yok efendim aşk birleşmekle ilgili değilmiş, varlığın ikiliği aşılmazmış zart zurt. Rica ederim. Birleşmek mümkündür, bunu tartışmayalım. İnanmıyorsanız, tabiyata bakın. Milyonlarca kırmızı karınca, at sineği, ya da ne bileyim ornitorenk yanılıyor olabilir mi? Tembel hayvanlar bile bunu yapıyor.

Birleşemeyenlerse habire yazar durur. Halbuki hayat kitaplardan büyüktür. Aksaray dolmuşuna binin, Dostoyevski’nin size öğrettiğinden daha fazlasını öğrenirsiniz. Üç gün bir tamirhanede çalışın, Steinbeck yalan olur. Ve bir kadınla seviştikten sonra sessizce — bakın, ne diyorum: sessizce — yatmak, ikibin yıllık felsefe tarihinden daha fazla şey anlatır insana.

Dostum, siz siz olun, entelektüel kadınlara pabuç bırakmayın. Pabucu kapıp sokağa fırlayın. Korkmayın. Muhtaç olduğunuz kudret hemen kapının önündedir.

İçtenlikle sizin,

Hurşit Seçkin

, 27 Nisan
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi