.

Diyelim loş bir odada yatmaktasın. Sımsıkı perdelerin arasından cılız bir günışığı.
Neredesin, belli değil.
Günlerden ne, bilmiyorsun.
Ama vücudunda derin bir ağrı.
Hani “bir organın varlığını hissediyorsan o organ hasta demektir” derler ya, sen bütün vücudunu hissediyorsun.
Güç belâ başını çevirip baktığında, başucunda duran ilaçlar çarpıyor gözüne. Odadaki grilikle çelişen renkli kutular.
Uzanmak istiyorsun, elin gitmiyor. Doğrulmak istityorsun ama mecalin yok. Nefes almak bile mesele.
Elinin üzerideki cennet benekleri çarpıyor gözüne. Yüzüne dokunuyor ve çok yaşlı olduğunu anlıyorsun.
Hadi açık konuşalım: Yavaş yavaş ölüyorsun.
Ya da hastane odasında, her tarafına borular bağlanmış halde yatıyorsun. Odanın camına sinsi bir yağmurun damlaları çarpmaktadır.
Öyle bir inliyorsun ki hemşire koşuyor. Yanına gelip merhamete tutuyor elini. “Bir şey mi istediniz?”
Belki de bir otel odasında, göğsünde bir ağırlık. Şakakların zonkluyor, ellerin titriyor. Film şeridi gibi geçiyor hayat.
Birden, siyahlar giymiş bir melek!
Kara pelerinini savurarak giriyor odaya. Ama nasıl güzel! Ben diyeyim Angelina Jolie, sen de Johnny Depp!
Korkuyorsun ama gıkın çıkmıyor. Kum saati boşalıyor hızla. Zaman içine doğru, kum taneleri gibi akıyor.
“Çok mu istiyorsun biraz daha yaşamayı?” diye soruyor siyahlı melek. Son gücünle başını sallıyorsun.
“Bir düşüneyim” diyor. “Aslında bir seferlik torpil yapabiliriz. Ne dersin?”
Yine sallıyorsun başını ve melek başlıyor anlatmaya. “Şimdi seni 2014’ün son günlerine döndürebilirim. Ama bir şartla. O günden sonraki hiçbir şeyi hatırlamayacaksın. Bu konuşmayı da hatırlamayacaksın. Sadece sana yeni bir şans verildiğini bileceksin o kadar.”
Sonra saatine bakıyor. “Anlaştıysak gitmem gerek. Şimdi kapat gözlerini. Açtıktan sonra da hiçbir şeyden ‘artık çok geç’ diye vazgeçme. Ne hayallerinden ne de sevdiklerinden.”
“Yerinde olsam öyle yapardım” diyor gitmeden. “Çünkü sonunda yine karşılaşacağız.”
Kapıyorsun gözlerini.
Açtığında tam şu anki gibisin. İnternette bir yıl sonu yazısını okur halde.
Yokluyorsun vücudunu, sağlıklısın.
Dışarıda kar ya da yağmur. Elinde yukarıdaki sahneyi gerçekten yaşadığına dair bir kanıt yok. Tıpkı siyahlı meleğin dediği gibi.
Artık tek yapman gereken, anlaşmaya uymak. Meleğe verdiğin sözü tutup onunla tekrar karşılaşana kadar her saniyenin kıymetini bilmek.
Kafaya Pazartesi sendromu falan takmamak yani.
Yerinde olsam öyle yapardım.

, 29 Aralık
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi