.

Modern hayat, evliliğin geldiği yer, vesaire :
————-
Jen’le son defa, kestirebildiğim kadarıyla, üç ay kadar önce yatmıştık. O sıralarda hep yaptığımız türden, sıradan, unutulacak, ta eskilerde asla yapmayacağımıza yemin ettiğimiz sevişmelerdendi. Teknik açıdan herhangi bir tersliği yoktu; kalkış ve ıslanma zamanında gerçekleşmiş, orgazmlarımız parti şakaları misali sıralanmıştı. Mesele, onca yıl evlilikten sonra insanın bildiği, alıştığı sekste kendini kaybetmesinin gittikçe zorlaşmasıydı. Bir kere haddinden fazla etkinleşiliyor; nelerin işe yarayıp nelerin yaramadığı öğreniliyor ve haliyle ön sevişme, giriş ve orgazm genellikle beş ilâ yedi dakikalık bir süreye sıkıştırılabiliyor. İyi seks için pek çok şey lazımdır ama çoğu durumda etkinlik, bunlardan biri değildir.
Ayrıca hayatın türlü idari baş ağrısını biriyle paylaştığınızda, zaman içinde çözümlenmemiş, bir kenara kaldırılmış ufak güceniklikler diş taşı misali birikmeye, öpüşür, okşar, sevişirken bile zihninizin köşelerinde dolanmaya başlıyor. Diyeceğim, mesela Jen kulağıma inler, altımda sarsılırken beyninin bir kısmı, söylediği halde bir haftadır değiştirmediğim bodrum ampulünde ya da beni hiç rahatsız etmemekle birlikte evrenin hassas dengesini tehdit eden ‘sabahları çekmecelerimi yarı açık bırakma huyumu’ veya sadece sudan geçirip evyeye bıraktığım sütlü kıtır kâsesini temiz sayışımı veyahut o evde değilken arayan arkadaşlarının mesajlarını iletmeyi unutmamı düşünüyordur. Ben Jen’in içine girer, pürüzsüz bacaklarının belime dolanışını hissederken bu gece biraz dırdır ettiğini, bazen her şeyi iyice çığırından çıkarmaktan, içine battığımız evlilik çukurunu biraz daha kazmaktan öte işe yaramayan orantısız dırdıra girme eğilimi gösterdiğini düşünüyorumdur mesela. Ya da belki son gelen kredi kartı ekstresini, Jen’in bir kez daha limiti bin dolardan fazla aştığını ve karşısına koysam her harcamaya makul bir kulp takacağını ve ayrıca bazılarının geri gideceğini ve bir sonraki ekstrede belirgin fark göreceğimi söyleyeceğini düşünüyorumdur. Hiçbir şeyi geri gönderip parasını almayacağını, alsa bile bir sonraki ekstredeki aşırılıkları haklı göstermede kullanacağını, bir aylık alacağı iki ayrı ekstrede borca çevireceğini biliyorumdur. Müsriflikte Jen şeytan muhasebeciye dönüşür; matematik kurallarını keyfince eğip büker. Orgazmla sarsılırken dahi donumu çamaşır sepetine yere düşürmeden atamayışımı ya da annesi aradığında hiç sıcak davranmadığımı düşünüyor olabilir ki belki ben de boşalırken (ondan sonra, tarihe not düşülsün) her gece annesi ve arkadaşlarıyla telefonda ne çok vakit harcadığını yahut fazla sıktığı diş macunundan düşen parçaları lavaboda nasıl bıraktığını, parçaların katılaştığını ve sonunda kazınarak çıkarılmaları gerektiğini düşünüyorumdur. Azıcık açık kalmış bir çekmeceye tahammülü yoktu ama lavabo dolusu katılaşmış diş macunu parçası anlaşılan önemsizdi.
Tabii bunların hiçbiri çok ciddi şeyler değil, capcanlı bir evliliğin ufak çaplı sıkıntı ve ağrılarıydı. Ve sıklıkla daha önemli bir konuda kavgaya tutuşurduk; bağırır, neyimiz varsa dökerdik; gözyaşları akar, verilen zararlar değerlendirilir ve seks bir süre daha eski iyiliğine, ihtirasına kavuşur ve döngü tekrarlanırdı.
Kısacası hüsranlarımız arasında sevişir, birbirimize sırf sıcaklık, mahremiyet ya da belki sadece temel tatmin için mekanik sürtünürken düşüncelerimiz kopar giderdi; kopuk, bağlantısız düşünceler selinde bir diğerimizin aynı ölçüde kendiyle ilgilendiğini fark edemeyecek kadar yiterdik. Bitirdiğimizde ne puslu parıltılar yükselir, ne terimiz yavaşça kururken sarmaş dolaş yatardık; kalkar, işer, temizlenir, pijamalarımızı giyer ve televizyonun ılık, uyuşturucu parıltısının karşısına çökerdik.
———–
Jonathan Tropper, “This is Where I Leave You”— Pek yakında.

Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi