.

Macunköy’de lahmacun yiyordum. İçinden böcek çıktı. Böceğe sordum: “Orada ne işin var?” Bitkin görünüyordu. Bacaklarını güçlükle kımıldattı. “Garson!” diye seslendim. Garson yanımda belirdi. “Bu böceğin hali nedir? Hiç utanma yok mu sizde?” Garson suçlulukla başını öne eğdi. Böcek yavaşça kımıldadı. Ben derin bir nefes aldım. Tavanda asılı duran pervane sinir bozucu biçimde dönüyordu. Garsonun alnında beliren ter tanesi kabararak şakaklarından aşağı süzüldü. Böcek son nefesini verirken son cümlesi şu oldu: “Biribirilik!” Fırında yaşadığı günler gözlerinin önünden geçmiş olmalıydı. Muhtemelen “Burası sıcak” diyerek yerleşmişti ailesi ile beraber. Tek aradığı sıcak bir yuvaydı tıpkı diğer böcekler gibi. Garson özür diledi. “Senin özrün bu böceği geri getirebilecek mi?” diye sordum sertçe. Bir sessizlik oldu. Koca dişleriyle gülen kadın sustu, bıyıklı adam bıyığını burdu. Ben lahmacunu havaya fırlattım: “Huzur içinde yat!” Pervaneye çarpan lahmacun dört bir yana saçıldı. Kıyma yağmuru eşliğinde gözlerimden yaşlar süzüldü. Suratımı sildim. Kıymalı suratımdan ayırdığım peçetenin üzerinde böcek çok huzurlu görünüyordu. “Hoşça kal” dedim ona ve kalkıp uzaklaştım Macunköydeki lahmacuncudan….

, 29 Aralık
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi