.

Salça: Domatesin ölümünden nemalan.

Asansörde: Tavandaki ışıkların ne kadar muhteşem olduğunu düşün.

Işık: Spor ayakkabısındaysan bir ay sonra sön. Heves gibi sön.

Komi: Masadaki peçete kutusunu aşırı doldur. Hayır, daha çok. Daha, daha.

Beyaz Ekmek: Topla pılını pırtını… Pıl ve pırtının anlamını bilmemen bizi ilgilendirmez. Yazar burada kırıntılarını kastetti.

Futbol Hakemi: Kartının rengini cebinden çıkarırken kontrol et, beyazlarla birlikte yıkanmışsa durum sakat. Yukarı kaldırdıktan sonra saat kulesine bakar gibi bakınca kimseye faydası olmuyor.

Politikacı: Kafanı sağa sola hızlı döndürme; gerdanın geriden geliyor, inandırıcılığına yazık.

Gömlek Cebindeki Cep Telefonu: Düş.

Bilgisayar Karşısında Telefonla Konuşurken: Monitörün geometrisini dokunarak yeniden yeniden keşfet. Bu keşfini kimseyle paylaşma.

Televizyon Dizisinde Türk Kahvesi İçilme Sahnesi: Bir püskürtmedin, iki püskürtmedin tamam hoşgördük ama bir yere kadar. Kahveyi keyfine mi içiyorsun? Babanın evi değil orası, beni eğlendirmek zorundasın. Püskürt, bir şeyler yap. Püskürsün.

Hostes: Gülümse.

Özel Koruma: Sakın gülümseme.

Mona Lisa: Keyfine bak.

Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi