.

Cem Yılmaz’dan, dikkate değer açıklamalar… [Devam edecek]

Gösterinizde ölümden, hepimizin öleceğimizden bahsediyorsunuz. İnsanlık tarihi boyunca dinlerin, felsefenin, büyük öğretilerin temel konusu bu?..
Evet… Artistlerden hep “Kalıcı olmak istiyorum” sözünü duyuyoruz. O zaman niye mermerden heykelini yaptırıyorsun? Kumdan yaptır? [Gülüyor.] İnsanın faniliğinin farkında olması bence daha erdemli bir durum.

Ölüm gibi çok trajik bir olguyu komedinin konusu haline getiriyorsunuz…
Sosyolojik bir hadise olarak ilgileniyorum ölümle. Cenazedeki kahkahayla alakalıyım ben. Cenazelerde bir vesileyle gülünür nedense. Birileri sırıtıverir.

Yani?
Ben trajik olayları yanıma alarak güldürmeyi önemsiyorum. Seyircinin vicdanını tahrik etmek, onda bir suçluluk duygusu oluşturmak için bahsetmiyorum ölümden. “Gülmenin her sorunu çözmesini de beklemeyin, sonuçta pamuk tıkılacaktır” diyorum.

Eyvallah.
“Gülmek bir ihtiyaç” diyorlar. Bence değil.

A-ha?
Gülmek bence bir lükstür. “İnsanlar gülmeye aç” deniyor. Gülmek 5 bin yıldır kutsanmış, yüceltilmiş. Öyle “Hi ho haha pu ho haha zu ha haha” diye çılgınca gülmenin pek edebe uygun olmadığı da söylenir. Benim ilgilendiğim şey, alaycı gülmenin içinde meseleleri çözmüş gibi yapmak değil. Sadece, meseleleri örtbas etmeden gülebilmek. Gülerek bir menzile varıyor da değiliz.

E o zaman…
Yalan dünyada, fani dünyada ölümlüler olarak gülüyoruz. Bu, ölümü reddetmeden canlılıktan yana olmanın işareti olarak belirginleşsin isterim. Ben de öleceğim. Hayatımızın anlamını besleyen bir niteliği olsun gülmenin. Şuursuzca gülmeyelim. Biraz bilgelik gözetelim. Bunun araştırması içindeyim

, 14 Nisan
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi