.

ÇİRKİN

I.

Ne zındık ne putperest ne laik
Jenosit deyince içi giden tiplerden değil
Bağlı değil nerden baktığına
Nerden baksan mahzun
Nerden baksan çirkin
Pıhtılaşmaz kanasa parmağındaki kan
Kırılsa kaynamaz kemikleri
Biliyor yastık kimse koymaz sırtına
Biliyor ısrarla çağırmaz kahvaltıya dostları
Annesi değmez bulur emzirmeye ağzını
Çirkinliği bir menkıbedir çünkü
Sorsan kız oğlan kızlara
Ballandıra ballandıra anlatır anneleri

O da haberdardır mutlak
Kendisinden sırlanan bir bazı şeylerden
Mesela haberdardır
Yaşayarak vakit kaybettiğinden
Haberdardır elinde gevur ölüsü
Gibi durduğundan bir demet karanfilin
Yani demeseniz bilmeyecekti
İyi bok yediniz
Doğum gününde ona
ikinci el bir cep aynası almakla
Ama bir bildiği olsaydı
Ya da bir takım politik
Olaylara karışsaydı adı
öne dobralığını sürselerdi bari
Onu her fırsatta çekiştirenler
Yüzüne bakacak kadar dürüst olsaydı
Yatarken son öpücüğü kondururken yastığa
Vurmasalardı kafasına
Bölüşecekti ekmeğini zaten
Konuyu bir hatırlasaydı
Elbet o da bulurdu
Edecek okkalı bir çift laf

Onca sükut-ı hayal
Onca abuk sabuk armağan
Hırlar gibi sevgiliye yalvarışlar
Başı göğe ererdi
O veremli sesine
Bir kulak veren çıksa
Yüzünün bir küresinde heyelan
Bir kadının rahminde unuttuğu o cenin
El yordamıyla seçtiği elbiseler çul
Baştan almak için her şeyi çok geç
çünkü fena yaralanmış soğuktan
çünkü soğuk düşüncesi onu soğuktan
Daha fazla üşütüyordu

Bir zamanlar bir kitapta görmüştü
ölülerin başına gelenleri
Hani kardeşi gideceği gün askere
Anlamıştı düşmanın uyduruktan bir şey
Dünyanın osuruktan bir yer olduğunu
Varlığını özdeşleştirip
Bazen yokluğundan kuşkulanacak bir rabb
Ta gençliğinden bulamamıştı
Bildiği tüm dualar ters tepmiş
Hışm ile ara ara göğe bakışı ondan
çünkü bilir o kadarını ki
Yani varsa
Yani daire-i imkanattaysa
Kesin oralarda bir yerde olduğunu
Kimbilir belki gıptayla
Baktığı da oluyordur thomas aquinas’a
Canı güzel bir hatun çektiği de oluyordur
Neden olmasın hadım değildi ya

Desen ki sevgilisi
Zat-ı şahaneleri pek naz
Kaş göz burun sair hakgetire
Desen ki hamarat mı nerde
Yatakta dindar öpüşürken bağnaz
En çok da kışlardan mustarip
En az çünkü üç gün cenabet
En az çünkü üç gün güğümde su
ısıtmak ona ağır geliyor
Evi iki oda on salon
Tepsiye hep bir fincan fazla koyuyor
Yemen harbinden kalma bir huy
Duvarlarına sinen is
O cennet tasvirleri o büyük ressamların
Karışık gül seslerine kapalı gönlü
Bir kelebekten alıyor bazen hırsını
Sonuna kadar açık
Havalardan artık haz
Etmediğini saklamıyor

Cılkını çıkarıyor bir latife yaparsa
Sıkıysa gülmeyin suratı tam bir karış
Olmadı mahkemeye veriyor
Karınca duası gibi
Kargacık burgacık el yazısı
Dilekçeyle dolu çekmeceleri
Bir zaman senaristliğe heves etmiş
Bir zaman bağlamaya
Sonra sırasıyla
Perküsyon violin batari
Endüstriyel çalıyor
Pencereden görünen söğüt
Şimdi çok daha uzak
Ve uzak şimdi onu
Çok daha korkutuyor

, 3 Kasım
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi