.

Tamamen bilinçdışımın kontrolüne bıraktığım bir alışkanlık. Ruhumun conatus ritüeli. Cehaletten sindiğim, insanoğlundan tiksindiğim an ayaklarım beni en yakın kütüphaneye yönlendiriyor. Bazen saatler almıyor, bazen aylar sürüyor. İşte öyle bir gün. Salı. Yağmur da peşimde. Sağanak nokta atışları yapıyor. Kütüphanenin kapısı, kahvemin son yudumunun sırtında sigaramın son fırtı. İçeri fırlatıyorum kendimi. Kaldırıyorum kafamı:
Dankkkkkk!!!! Bammmmmm!!!! Pattttttttt!!!! Zızızızızızızzızızı!!!!!!
Karşımda bir peri. Kulağında bir kulaklık. Önünde bir kitap. Hafif hafif sallıyor kafasını. Aylak Kadın. Ay pardon, anla işte. Hatırlamaya çalışarak yaklaşıyorum adım adım. Bilinçsizce. Dokunuyorum. Kaldırıyor kafasını. Çıkartıyor kulaklıkları. Tebessümünün sıcaklığıyla eriyip dökülüyor sözcükler:
“Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaydaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kim zenginliğine tutunur; kimi müdürlüğüne; kimi işine; sanatına. Çocuklarına tutunanlar vardır. Herkes kendi tutmağının en iyi, en yüksek olduğuna inanır. Gülünçlüğünü fark etmez. Kağızman köylerinden birinde bir çift öküzüne tutunan bir adam tanıdım. Öküzleri besiliydi , pırıl pırıldı. Herkesin, “- Veli ağanın öküzleri gibi öküz, yoktur, ” demesini isterdi. Daha gülünçleri de vardır. Ben, toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: Gerçek sevgiyi! Bir kadın. Birbirimize yeteceğimizi, benimle birlik düşünen, duyan, seven bir kadın!”
Gözleri doluyor. Sizin saatinize göre bir saniye içinde kulaklıkları bana uzatıyor. Gözlerim doluyor. Başlıyorum dinlemeye;

Ses Klibi: Bu ses klibini oynatabilmek için Adobe Flash Player (Version 9 veya üzeri) gereklidir. Güncel versionu indirmek için buraya tıkla Ayrıca tarayıcında JavaScript açık olmalıdır.

Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi