.

“Mesela Fransız aksanıyla İngilizce konuşan bir Güney Koreliyle ya da 1.80 boyunda tek ayağı olmayan bir Ukraynalıyla sevgili olma ihtimaliniz çok düşük, öyle değil mi Umut Bey?” dedi bir pazar sabahı Umut’un kapısını çalıp karısının trafik kazasında öldüğü haberini veren güvenlik şube memuru. Kapının önünde öylece duruyordu. Bıyıkları yoktu, ama ses tonu bıyıklı birinin ses tonuna çok benziyordu. Telefonda kendisiyle konuşsanız, bu memurun bıyıklı olduğunu hayal ederdiniz.

Umut evli değildi fakat memur ölen kadının Umut’un eşi olduğu konusunda ısrarcıydı. Umut evin içinde, memur ise evin dışındaydı ve dışarıdan bakıldığında derince bir sohbete dalmış görünüyorlardı.

“Bakın beyefendi, belli olasılıklar var. Okuduğunuz kitaplar, sevdiğiniz yönetmenler, sosyal çevreniz, sosyal olmayan çevreniz, tipiniz göz önüne alındığında elde edebilecekleriniz, ya da edemeyecekleriniz. Gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki bu sabah trafik kazasında ölen Arzu adlı şahıs, sizin eşinizdi. Biliyorum, bekârsınız, henüz okulunuz bitmedi, evlilik düşünmüyorsunuz, vesaire. Yine de, başınız sağ olsun…”

Umut şaşırmıştı.Teknolojinin geliştiğinden haberdardı; katiller artık cinayet işlemeden adalete teslim ediliyor, tecavüzcüler henüz kimseye tecavüz etmeden serbest kalıp adaleti oyalamıyor, olasılıklar ve istatistikler sayesinde kimlerin katil, kimlerin hırsız olacağı net şekilde hesaplanıyordu. Yine de böyle bir uygulamanın yürürlükte olduğunu daha önce duymamıştı. “Peki memur bey,” dedi, “bir gün kapınız çalınsa ve size hiç tanımadığınız eşinizin öldüğü söylense, siz ne tepki verirdiniz? Yani… ne yapmamı bekliyorsunuz şu an? Buna inanıp sizinle gelmemi mi?”

Bıyıklı birinin ses tonuna sahip bıyıksız memur gülümsedi;

“Beyefendi, bu kadın Fransızca biliyor?”
“Eee?”
“Siz de Fransızca kursuna gidiyorsunuz? Mesela… en sevdiğiniz film ne?
“Ann…”
“ANNIE HALL! Evet, onun da en sevdiği film bu. Bakın, gelmek zorunda değilsiniz. Ama emin olmak isterseniz birkaç sorunuzu cevaplayabilirim.”

Umut düşündü. Sevdiği kadında aradığı belli bir takım özellikler elbette vardı ama bunları kapısının önünde bekleyen bıyıksız bir devlet memuruyla konuşmak istemiyordu. Buna rağmen korkarak sorular sormaya başladı, ki korkmasının sebebi memurun söylediklerinin gerçek olma ihtimaliydi.

“Burcu ne mesela?”
“Kova.”
“En sevdiği renk?”
“Yeşil?”
“Benimki bordo.”
“Bu sadece sevdiğiniz rengin farklı olduğunu kanıtlar. Yine de, Arzu’yu bordo kazağıyla görmeliydiniz.”
“En sevdiği kitap?”
“Alice Harikalar Diyarında Umut Bey.”

Küçükken annesi Arzu’yu uyutmak için ona Alice Harikalar Diyarında kitabını okurdu. Arzu kitabı o kadar çok sevmişti ki, altı yaşındayken maaile dedesinin sadece hobi olsun diye bahçesinde horoz dövüşleri düzenlediği çiftliğine gittiklerinde, etrafta detaylı bir inceleme yapıp bir tavşan deliği bulmaya çalışmıştı. Yaşadığı ilk hayal kırıklığı, dedesinin tavşanları bir delikte değil de kümeste tuttuğunu öğrenmesiyle oldu. Harikalar dolu bir diyarın sadece masallarda olduğunu öğrenmesi için ise birkaç yıl daha beklemesi gerekiyordu. Annesinin ölmesine üç yıl vardı.

Umut’un korkusu, aldığı cevaplarla saatte yüz seksen kilometre hızla mutsuzluğa doğru ilerliyordu ve virajı alıp alamayacağı meçhuldü. Memur haklıysa, hayatının kadını şu an bir morgda katı halde yatıyordu ve Umut sevdiği kadınla tanışamadan dul kalmıştı.

“Peki, Arzu’yla tanışma ihtimalim olduğunu nereden çıkardınız? Dışarıda bu özelliklere sahip onlarca kadın var fakat herhangi biri öldüğünde kapıma bir devlet memuru dayanmadı.”
“Arzu’yla Fransız Kültür Merkezi kafesinde karşılaşma ihtimaliniz vardı Umut Bey. Yakında orada ders vermeye başlayacaktı. Tabii başka ihtimaller de var. Mesela arkadaşınız Utku ile Arzu’nun sınıf arkadaşı sevgili. Ayrıca ikinizin de Prag’a gitme hayali kurduğundan bahsetmem gerek. Maddi durumlarınızı göz önüne alırsak, Prag’a gitmeniz için tercih edebileceğiniz İstanbul’da birkaç tane tur firması var. Prag’ta da karşılaşamayabilirdiniz tabii. Ama bunların dışında internet diye bir şey de var. Arzu’nun yazdığı öykülerden birine internette denk gelip onu beğenme olasılığınız da oldukça yüksekti. Neticede, karşılaşacaktınız Umut Bey. Tekrar başınız sağ olsun. Böyle bir kadını yitirmek sizin için oldukça zor olmalı.”

Umut derin bir nefes aldı ve aldığı nefesi vermesi üç ay sürdü. Arzu’yu düşündü; saçları sarı olsa gerekti. Evlendiği kadını hep sarışın hayal etmişti. Ne yapması gerektiğine dair hiçbir fikri yoktu, korkusu virajı alamamıştı.

“Şimdi ne yapmam gerekiyor?” diye sordu.
“Cesedi teşhis etmeniz gerekiyor,” dedi bıyıksız memur.

, 28 Kasım
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi