.

Alper Gencer hakiki vuslatların mahrumiyetinden iştikâını deklare etmiş:

Deklarasyon
bana bir papatya tarlası ör sicilinden düşelim
şükreden bir kahırla göğü deklare ediyorum
yağan yağmur ve şiddet yek başına bir sözdür
yırtılan bir arterden yüzüne fışkırıyorum
şamansız bir asa saplanıyor böğrüme
dış duvarlarını her sesimle boyuyorum
şu göğün altından geçip gitmen bir sözdür
bana cezai şerh düş çehren çok okunaksız
yankım yay geriyor ağlıyorum ki oktur
gözlerinle yeryüzünün pek alakası yoktur
ölmek istemem tuhaf belki yaşanmıyorsun
sen öldürmek istesen dönmek isteyen çoktur

bir yanımla bulaştığın üzere buradayım
kırık baldırlarımdan sana ne söylesem boş
merdiven kullananlar ipi çoktan unutmuş
asansör ölmek için çok yaşlıyım sevgilim
süratli bir şekilde ölmek isterim amma
intiharım senin cinayetine süstür

bu yerin taczini görmüş biri olarak
sevmem kaçınılmazsa zevk almaya bak
aczini saymaz isek ellerin çok derin
ellerin çok derin bir muammayla yarışır
eve şeytan getirme karanlığı soyun gir
Allah çok büyüktür sen de fena değilsin
suçlarını saç göster seyirci aksiyon ister
kan dök damarların şaibeden sıyrılsın
ölmeden kimseyi kendine sevemezsin

bana bir papatya tarlası öl
yağmur çabuk deşiyor kaşımın setlerini
güneş gözden sopalarla kovalıyor şaşıları
onlara anten olsun bir anne bir mavera
yuhalanmış çamurun içinden bana doğrul
bir ayet beğen orda her daim buluşalım
sevgilim bana bir papatya tarlası ol
ki felek mayınlar sağsın patlatalım

üstümde bordo kazak sanki alı eksilmiş bir mor
ben tuttum o alı bıraktım gözlerine
bıraktım ama gözlerini kocaman açmalısın
uzaysız bakma böyle çekimsiz bırakma beni
sen olmasan ben ayda buradan ağırımdır

teslim olmak ya da olmamak, bütün mesele bu!
çün inanmak griye sundurmaz gövdesini
şehirli bir şüpheyle elinde müşahhasım
zarın tavlası kırık öyleyse zar da kırık
öyleyse bakışın bir avuç su değildir
susuzlara su dağıtan el senin neyindir?
konuş yoksa kulaklarım hemen buharlaşacak!

şimdi dillerimden yürüyen elektrik ve buhar
çabuk can vermemi diliyor ki dilesin
başka gezegenler var üstelik hiç bidat yok
çayın olduğu yerde hayat vardır sevgilim
durmadan köprüleri bombalıyorlar
zincire vurulmuş bir zenci bir zencefil
kabulüm var uçmak olağanüstü bir karar
ve insanda yakışık almıyor hiç istikrar

adın bir katliama karışsın ama katledilmiş ol
cenazene omzumu alıp gelirim
sana yardımım dokunur bildiğim sureler var
ağrıyan o boynunu tabletlerle yaşadın
sevgilim bil ecza
ağrıyan yerlerinden seni bana sürmüştür
bu yüzden boynuna hiç inanmadım
ağrın bana bir kardeş kadar tanıdıktır

ağrıyan yerlerimi deklare ediyorum
çamura saplanan çığlığım çığ çığ…
bana bir papatya tarlası ör ipi Allah’tan olsun
hazin bir makamdır şimdi aramızdaki kulluk
uyan bu çölü yoksa
birazdan bir posta arabası soyacak
hiç istemediğim bir şey alnında bir delik açmak
sevgilim şart değil bir silahın
ateş aldığını ispat etmek için tetiğe basmak
işte avuçlarımı seyret
ve kabzanın üzerine yonttuğum niyet
sana bir şeyler çağrıştırıyor olması lazım
sevgilim uyan bu çöle yoksa
gözyaşından vahalar dikeceğim ki murattır
ayrılık
kalbime dokunduğun an gerilen bir susta
ve kavuşmak çok kanlı bir seraptır!

Alper Gencer
Ocak 2011
Üsküdar

Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi