.

Bir hikâyeden düşüyorum… Bir şiirin ilk mısrasına tutunamayıp son dizeye düşmek gibi bir şey bu… Bir şiire tırmanmak nasıl zorsa oradan aşağı düşmek de o kadar kolay işte… Bir şiirden düşüyorum şimdi… Bir kitap fazla sallandığı için bir harf düşer mi? Hemen emin olmayın, ben bir harf değilim ama düşeceğini biliyorum… Hatta sadece bir harf değil karakter de düşer… Bir kitabı çok sallarsanız, ama bir iki kez değil… Bilerek de değil… Bir kitabı çok sallarsanız ilk önce bir harf düşer kitaptan, sonra diğer harfler düşer, harfler düştükçe satırlar seyrelir, şiirler anlamsızlaşır, öyküler eksilir… Bir kitabı sallarsanız ama farkında olmadan sallarsanız bir harf yağmuru başlar, ahmakıslatan sanır aldırmazsınız, ama bir süre sonra harfler sağanak olur dökülür… Sonra harflerle birlikte karakterler de düşer… İşte ben de bir kitaptan, bir kız çocuğunun elinde heba olan bir kitaptan, ansızın düşen biriyim.

“Düşen Kız”ı bilir misiniz? Arkadaşımdı o benim, o zamanlar aynı raflarda dururdu kitaplarımız, yan yana… Kimseye belli etmeden konuşurduk başka kitaplarda da olsak… Hatta sadece konuşmaz bazen uzun uzun birbirimize bakardık. Dokunmak isterdik, mürekkeplerimizin birbirine karışmasından korkardık… Dokunamaz sessizce bakardık birbirimize… Bir Dino Buzzati öyküsüydü o ve düşmeye yazgılıydı. Kitabı kim ne zaman eline alsa onu izler, korkardım. Kapatmasını, öyküyü okumamasını isterdim. Tanrıyı gören o köpeğin o acayip hikâyesi bittiğinde okuması da bitsin, sıra “Düşen Kız”a gelmesin isterdim… Ama gelirdi. Sıra ona geldiği zaman korkum artardı. Korkuma yenik düşer dualar okuyarak kapardım gözlerimi. “Düşecek mi?” diye endişelenirdim. Çünkü düşmeye yazgılıydı o… Dino Buzzati’nin evreninde kurulan bir apartmanın en üst katından aşağıya bırakırdı kendini her defasında.

Öyküyü kim okursa okusun hiç vazgeçmez aşağıya, boşluğa bırakırdı kendini ve düşerken tüm katlarda yaşananları anlatırdı… Onun betona çakılmasıyla biterdi hikâye… Ölmek böyle bir şeydi işte, insanın anlatacaklarının bitmesiydi… Bir yerden düşmek, düşerken son anda gördüklerini anlatmak ve susmak gibi bir şeydi… Öykü “Düşen Kız”ın ölmesiyle bitse de, kitap kapandığında başka biri için, öyküyü hiç okumamış biri için yeniden canlanırdı o… Benim endişem onun yeniden canlanmayacağından değildi… Kızın, insanların ellerinde eskiyen kitabın arasından bir ayraç gibi ansızın yere düşmesiydi.

Biliyor musunuz “Düşen Kız” aslında hiç düşmedi kitaptan, düşen ben oldum. Ucuz mürekkeple yazılmıştım ve kâğıda iyi tutunamadığım için, saçları bukleli, afacan bir kızın elinde son buldu kitaptaki hayatım.

O gün bugündür buradayım işte; yerde. Kitap raflarının arasında koşturuyorum, artık hangi kitaptan, bırakın kitabı, hangi şiirden düştüğümü bile bilmiyorum. Şiirden mi, öyküden mi, romandan mı? Onu bile bilmiyorum. Büyük bir kütüphane burası… Kör bir adamı elinden tutup getirseniz, onu raflar arasında dolaştırıp buranın bir cennet olduğuna kolayca inandırırsınız.
Büyük bir yer olmasına karşın öyle gelen giden fazla olmuyor. Ama bazen hevesli öğretmenler o canavarları pervasızca salıyorlar buraya. İşte benim kâbusum da o zaman başlıyor. Rafların arasına kaçışıyorum, çocukların küçük ayaklarından kurtulmaya çalışıyorum.

Hayır, yalnız değilim. Benim gibi, kitaplardan düşen bir sürü karakter var etrafta. Ama hep saklanıyorlar. Oysa ben onlar gibi değilim, cesurum… Ben sadece kalabalıkta saklanıyorum… Ama onlar tahtakurularının açtığı bir oyukta, bir kitabın yırtığında, kısacası her yerde saklanıyorlar…

Dedim ya, ben saklanamıyorum, saklanamam… Ben ortada olmak zorundayım… Düşen Kız’ın peşindeyim çünkü… Bir gün o da düşecek biliyorum, çünkü çocuklar hoyrat davranıyor burada kitaplara. O düştüğünde bulmalıyım onu… Kaybetmemeliyim… Düşmek, bir kitaptan düşmek, her zaman keyifli olmuyor. Düştüğü gibi, daha buradaki yeni hayatına başlamadan, bir çocuğun ayakkabısının altında ezilsin istemiyorum. Aksine onun öykülerini dinlemek istiyorum, sadece düşerken anlattığı hikâyeleri değil… Anlatacağı ne varsa dinlemek istiyorum…

, 6 Eylül
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi