.

Bir süredir evdeyim. Günde birkaç tane Türk filmi izliyorum. Entelinden arabeskine, aksiyonundan melodramına kadar, hiç ayrım yapmadan, karşıma ne çıkarsa takılıyorum. Hayretle farketiğim birşey var. Mantığı, tutarlılığı, inceliği olmayan filmlerde bile bir sahne geliyor, beni yakalıyor. Ama bu işi beceren ne herhangi bir sinema değeri, ne de edebi kalite. O sahne, bir insanlık değerini canlandırıyor. Sözünde duran, fedakarlıkta bulunan, başka birinin hakkını savunan, başka birinin derdine ortak olan, yardımına koşan bir adam, bir kadın var. Zeka, akıl, “mühendislik” yok;duygu var. Evet, duygu sömürüsü de var. Ama hiç değilse o sömürü anında, bütün kaba sabalığıyla o sahnede, gündelik hayatımızda mantıklı ve makûle kurban ettiğimiz ruh hallerine dönmemiz sanırım iyi bir şey. E tabii bu dönüşü, bu tür sahnelerin en incelikli şekilde karşımıza çıktığı dev edebiyat eserlerinde yaşamak ideal durum.

Bu arada, bir Ferdi Tayfur filminde duygu sömürüsünün suyunun çıkarılışını dehşetle izedim. Baba, Ferdi’ye aşık kızının mutluluğu için büyük bir fedakarlık yapıyor: İntihar ediyor. Böylece, kızı dünyada bir başına kalıyor, ama çok kısa bir süre için, çünkü Ferdi bu durumdaki kızı terk edecek adam değil. Ebediyyen birleşiyorlar.

, 3 Aralık
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi