.

 —Teorik olarak ekmek ile elmasın yapı taşları aynı değil mi? Karbonu düşündüğümüzde…

—Değil. Elmas saf karbon. Ekmekte karbon, hidrojen, oksijen, azot… Belki daha fazla element var.

—O zaman ekmeği saflaştırabilirsek elmas elde edebiliriz.

—Saçmalama, ekmeği saflaştırırsan sadece un ve su elde edersin.

—Ben burada teorilerden bahsediyorum. Elementsel saflaştırma. Kimya mühendisi olan sensin.

—Kimya mühendisi bensem bana böyle abuk sabuk fantezilerle gelme, eğer kimya mühendisi sensen emrediyorum… Neyse, dediğin belki mümkün… Ama yakmamız gerekebilir.

—Neyi?

—Ekmeği.

—Olmaz, günah!

—Ekmekten elmas yapmaya çalışmak günah değil mi?

—Günah mı?

—Zevzeklik günah bence.

—Ben zevzeklik ediyorum yani? Peki. Oysa sadece fikir jimnastiği yapıyordum. Belki buradan geleceğimizi aydınlatacak bir fırsat çıkar.

—Elmas kimsenin geleceğini aydınlatmaz merak etme.

—Olur mu, zengin oluruz.

—Seni öldürürler, elinden de ekmeğini alırlar. Dimyata elmasa giderken elindeki somundan olursun.

—Yok canım daha neler. Bilimsel bir proje geliştirilebilir.

—İyi niyetli ve gerçekten saf olduğunu varsaysak bile bu iş… Hani ne diyor İspanyollar: El amor el imposible!

—Niçin?

—Öncelikle, neden ekmek? Sanırım karbonhidratı kastettin. Bu dediğin mümkün olsaydı bildiğimiz içme suyundan da hidrojen bombası yapılabilirdi.

—E yapılsın?

—Yapılamaz! Sen burada neredeyse atomu parçalamak gibi bir süreçten bahsediyorsun. Oysa buna gerek yok. Neden hidrojeni ayırmaya çalışasın ki? Sadece karbon elementinden oluşan şeyler var. Mesela grafit. Kurşunkalemlerde kullanılan madde işte. Ama asıl sorun bileşiksiz karbon bulmak değil.

—Grafit güzelmiş. Grafitten yapalım elmas. Kurşunkalem toplama işini bana bırak. Okul bahçelerinden bedavaya halledebilirim.

—Olmaz diyorum. Kurşunkalemden elmas yapmak, ekmekten elmas yapmak… Kafayı mı yedin? Diamond is diamond. Vardır ya da yoktur… Dinazordan petrol yapabiliyor musun?

—E dinazor olsa?

—Dinazor bitti! No dinazor!… Şöyle şimdi… Petrol nedir?

—Petrol benzindir. Çölde bolca yetişir. Ne biliyim, varillerde saklanır. İçi boş variller çöp tenekesi olur. Kediler…

—Uzatma, onu sormuyorum. Petrol nasıl oluşur yani?

—Hayvanlar ölür, mezarlarında sıkışır. Etleri petrol, osurukları da doğalgaz olur.

—Bravo, bakış açını alkışlıyorum. Kusura bakma da, embesil misin? Es idiota?

—Ağır konuşuyorsun…

—Ya lafın gelişi söyledim. Elbette embesil değilsin. Bak şimdi, petrol tarih boyunca bölgede yaşamış bütün canlıların ve başka inorganik maddelerin yer altında binlerce yılda çürüyüp, basınç ve sıcaklık etkisiyle karışarak oluştuğu bir doğal kaynaktır.

—Tamam, ben ne dedim?

—Yani kurşunkalemin de elmas olması için çoook uzun yıllar, yüksek sıcaklık ve basınç gerekir. Eğer yeteri kadar sabırlı değilsen biraz masraf ederek en fazla pikap iğnesi yapabilirsin.

—Bu kadar mı?

—Bu kadar. Ayrıca ille elmas istiyorsan sabır da yetmiyor. Kimse bin yıl yaşayamaz. Michael Jackson’u hatırla… Ajda Pekkan da bunu deniyor ama sanmıyorum.

—Hayallerimi yıktın farkında mısın?

—Kimya üzerinden hayal kurma, bankalar ve kuyumcular üzerinden kur.

—Çok bilmişsin. Ben sanki onu akıl edemiyorum… Hımm bankalar… Hımmmmm…

—Ne hım?

—Biraz borç verir misin?

—Sebep?

—Külotlu çorap alacağım.

Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi