.

David Cronenberg’in A Dangerous Method adlı filmi geçen hafta vizyona girdi.

Hakan Bıçakcı’nın film isimlerinin Türkçe’ye çevrilirken değişmesiyle ilgili yazısında orijinal isimlerle bunların Türkiye’de değiştirilmiş halleri vardı. Bu filmle beraber listeye bir yenisi daha eklenmiş oldu:

A Dangerous Method– Tehlikeli İlişki adıyla gösteriliyor.

Bu konuda aklıma gelen en ilginç örnek İzlandalı yönetmen Dagur Kari’nin 2005 yapımı, özgün adı Voksne Mennesker olan filmi. Yanılmıyorsam Yetişkin İnsanlar anlamına gelenVoksne Menneskerin İngilizce ismi Dark Horse. Türkiye’de ise -sanırım Oğuz Atay muhibbi bir çevirmen tarafından çevrilip- Tutunamayanlar adıyla vizyona çıktı. Üçü de birbirinden farklı. Sinema dünyası söz konusu olduğunda pek şaşılacak bir durum değil.

Eserlerin isimleri konusunda inisiyatif kullanma edebiyatta da var. İlk akla gelen örnek J.D. Salinger’dan The Catcher in the Rye. Cem Yayınevi’nden çıkan 1967 tarihli Adnan Benk çevirisi Gönül-çelen adıyla yayınlanmış. Bir diğer örnekse F. Scott Fitzgerald’dan Last Tycoon. Türkçe’ye iki ayrı çevirmen tarafından çevrilmiş bu kitap. Tomris Uyar’ın İletişim Yayınları’ından çıkan çevirisi Son Düş adıyla yayınlanmış. Can Yayınları’ndan çıkan Aylin Sağtur’un yaptığı çeviri ise Son Hükümdar adıyla basılmış. Tycoon Japonca kökenli bir sözcük, ”Feodal Lord” anlamına geliyor. Tomris Uyar kitabın başına koyduğu çevirmen notunda Son Düş adını neden tercih ettiğini açıklayarak kullandığı -haklı olduğunu düşündüğüm- inisiyatifi gerekçelendirmiş. Kitabın  inisiyatifsiz olarak çevrilmiş adı Son Ağa olabilir mesela. Ama bu isim kitabın içeriğine ne kadar uyar?

İş sinemaya gelince elbette çığrından çıkıyor. Edebiyatta sanatı gözeten tutum, sinemada yerini,  ticari başarıya öncelik veren bir tavra bırakıyor. Söz gelimi Türkiye’de Ve Hipopotamlar Tanklarında Haşlandılar adıyla bir kitap yayınlanabiliyor. Türkiye’de bir dağıtımcının Ve Hipopotamlar Tanklarında Haşlandılar adıyla bir filmi gösterime sokması ise epey uzak bir olasılık. Hipopotamlar bir kenara Haşlandılar bir kenara atılır. Cehennem Tankı diye vizyona çıkar film.

Sinema, büyük yapım stüdyoları ve dağıtım şirketleri tarafından yönetilen büyük bir endüstri. Filmin yaratıcısı olan İzlandalı bir yönetmen, filmin İngiltere dağıtımcısını da Türkiye dağıtımcısını da filmin isminin çevirisi konusunda denetleyemiyor. Yönetmen filmi çekiyor, dağıtım, satış gibi ticari konular büyük yapımcı-dağıtımcı şirketlere kalıyor.

Sinema, edebiyatla, diğer sanatlarla kıyaslandığında teknolojiye çok daha bağımlı bir alan. Dolayısıyla paraya da bağımlı. Bu nedenle film yapımcılarının, dağıtımcılarının önceliği, eserin orijinaline sadakat değil, o filme hangi ismi koyarsa daha çok seyirci geleceği. Tam da burada Joseph Losey’in sözü geliyor akla.

”Film bir köpektir.” diyor Losey, ”Başı ticaret, kuyruğu sanat, ancak kırk yılda bir kuyruk köpeği sallar.”

, 5 Aralık
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi