.

gırgır: (ad. onom. gır-)

Harbi derler hani, silahların, tüfeklerin içini temizlemek için kullanırlar. İşte yürütünce, kalibrasyonlu şekilde dönen iki harbisi olurdu Gırgır denen aletin, bir çift silindirik fırça. Çocuklu evlerde, hav yapan yeni halılarda, yerden tüy topak toplamada birebirdi. Sessiz, pratik ve masrafsız bir gündelik temizlik aracıydı. Buzdolabının olmadığı zamanlarda teldolap neydiyse, elektrik süpürgesinin olmadığı zamanda gırgır oydu. Nitekim, buzdolabı gelir gelmez teldolabı nasıl kovamadıysa, gırgırla elektrik süpürgesinin de epey bir müddet birlikte mesaisi olmuştur. Elektrik süpürgesi hayatımıza, “süpürge açmak” deyimiyle girdiğinden, süpürgenin açılmadığı günlerde ortalığın kabasını şöyle bir alıvermek için hep gırgır kullanılırdı. İki çeşidi olurdu gırgırın; birincisi, el gırgırı. İkincisi de eğilmeden kullanılabilen, çok fırçalı ve saplı “konsol” gırgır. İkincisi, Almanya’da akrabası bulunanların, kesin dönüş yapmış olanların, tüccarların ve bürokratların evinde olurdu. Daha kibirli, hantal ve soğuk bir aletti. Yerin tozunu, kırıntısını almak için diz çöktürmediğinden bu kibiri yakıştırırdık ona. Daha rahat bir evi çağrıştıran havasını severdik, imrenirdik.

Hala bulunuyor el gırgırları. Ama ayaklı, “sopalı” gırgırlar artık müzayedelere, antikacılara ve bu türden şeylerin her nedense sağına soluna dizildiği kafelere düştüler. Yoksullar değil, ama yoksulluk galip geldi. El gırgırı denen alet, 1960’larda piyasaya “Gırgır olan evde dırdır olmaz” sloganıyla sürülen o havalı süpürgenin garipler de alabilsin diye yapılanıydı çünkü. Sonra elektrik süpürgesi almak da kolaylaştı, gırgır çoğunluğun unuttuğu bir şeye döndü. Oysa kendi fiili bile vardı, gırgırlamak denirdi.

, 12 Aralık
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi