.

2.

Çoçuklarımız “püskevit” yiyebilsin

O gün yine amaçsız bir şekilde Facebook’ta dolaşıyordum. Hayattan bezmiştim ve bir arayış içindeydim. Bir devlet büyüğümüzün sözleri takıldı gözlerime. “Facebook filan, falan. Bunlar çirkin berbat, herkes adına buralarda her türlü ahlaksızlık yapılabilir.” İsmini burada açıklanmasının doğru bulmadığımız bu devlet büyüğümüz haklıydı, fazla söze gerek yoktu. Ahlaksızlık yapılmak istendikten sonra yer yerde yapılabilirdi. İnternette, evde, işyerinde ve de belediye otobüslerinde. Zaten gençlerimizin bir kısmı İETT otobüslerinde de bu işi yapmaya merak salmışlardı. Ancak şoför, onlara “Burası seks otobüsü değil” diyerek tepki göstermesi zaten gündemde olan “hayat tarzı” müdahalelerini bir kez daha gündeme getirmişti.

Ey sevgili okuyucu zanneder misiniz ki, bu var olan durumdan serbest piyasa ekonomisi kendine bir iş çıkarmasın, bir girişim ortamı yaratmasın! Tabii ki yaratmasını bildi. “Burası seks otobüsü değil” durumları, bir otomobil firmamız için üniversitelilere yönelik kampanyasına ilham vermiş.

Reklamda belediye otobüsündeki iki genç birbirleriyle cilveleşiyormuş. Leo Burnett imzasını taşıyan reklam kampanyası çok sevimliymiş. Dinleyenlerin yalancısıyım. Reklamda kız ile erkek arasında geçen müstehcen kelimeler “akbil”in sesi kullanılarak “bip”lenmiş. Böylece yaratıcı bir işe de imza atılmış. Reklamın sonunda dış ses, “Otobüste rahat edemiyorum diyen üniversiteliye …’tan müthiş kampanya” diye noktayı koyuyormuş.

Yüksek müsadenizle “Püskevit” (Bkz. Bisküvi lokum) olayına yine devam etmek istiyorum. Buradan yeril girişimcilerimize seslenmek istiyorum. Çünkü bir “hayalim” var. Bizim çocukluğumuzda “püskevit”in yanında leblebi tozu da vardı. En az onun kadar çocuklar arasında popülerdi. Lellebi tozunu ağzına aldığında damağına yapışırdı. Bir de kazara konuşmak zorunda kalırsan “pof” diye ağzında dışarıya dışarıya fırlatmak zorunda kalırdın. Şimdi ben bunu neden yazdım? Madem ki girişimciliği konuşuyoruz, Wikileaks Skandalı’nın ardından çoraplarını üretmek için çalışmalar yapan, “Fatmagül” ve tecavüz temalı bazı girişimlere ön ayak olan müteşebbislerimiz, o eski günlerdeki gibi “leblebi tozu “ üretemezler mi? Bir inovasyona tabi tutulan “püskevit” yeniden marka haline getirilemez mi?

Ağlayan çocuklarımızın ağlaması kesilse, o eski mutlu ve güzel günlerimize bir kez geri dönsek, o masum yıllarımıza geri dönsek, otobüsler yine seyahat etmek için kullanılsa ve seks yapılmasa n’olur? Eti’nin ve Ülker’in o masumane reklam cıngıllarını (Bir bilmecem var çocuklar. Haydi sor sor. / Akşama babacığım unutma Ülker getir) püskevitimizi ve leblebi tozunu yerken dinlesek ne olur?

, 13 Mayıs
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi