.

[singlepic id=5 w=600 h=405 float=center]

Haiti… batı yarımkürenin en yoksul ülkesi.
Venezüella ve Kolombiya’nın kuzeyinde, Dominik Cumhuriyeti’nin bitişiğinde. Küba’yla burun buruna.
Nüfusu 8,5 milyon civarında.
12 Ocak günü 7 şiddetinde bir depremle darmadağın oldu.
500 bin kişi kayıp.
Ölü sayısı 200 binin üzerinde.
Hemen her aileden birileri ölmüş.
Haiti’de bir evlat acısı, yetimlik, öksüzlük fırtınası esiyor.
Ölüm, adeta Haiti’ye el koydu.
Şok geçirmiş yoksul bir halk sarsıla sarsıla ağlıyor…
Başkent Port-au Prince’de insanlar ceset kokusundan nefes alamıyor.
Meydanlar, otoparklar, sahiller, halı sahalar cesetlerle dolu.
Yardımların gecikmesini protesto etmek için caddelerde cesetleri üst üste yığarak barikat kuruyorlar.
İnternet sitelerinde, Haiti fotoğraflarından önce uyarılar yer alıyor: “Bazı kullanıcılar bu fotoğrafları görmeye dayanamayabilir.”
Haiti’de yaşanan felaketten ötürü neden içimiz sızlamıyor?
Haberndarız, ekranda görüyoruz, gazeteden okuyoruz ve bir şey hissetmiyoruz…
Nasıl oluyor da ekranlarda göbek atmalar, sulu zırtlak eğlenceler bir saniye ara vermeksizin devam ediyor?
Siyasetin hırgüründe bir duraksama olmuyor.
Gündelik telaş aksamıyor.
Öğretmenlerin, avukatların, esnafın, doktorların, taksicilerin… yüzünde bir teessür esintisi belirmiyor.
Alışveriş merkezlerindeki tüketim konsantrasyonu dağılmıyor.
Sofralarda bir iştahsızlık belirmiyor…
Haiti uzak diye mi? Bugüne dek Haiti’yle, Haitililerle hiç işimiz olmadı, selamlaşmadık diye mi?
Sanmıyorum.
Bu duyarsızlığın, vurdumduymazlığın nedeni modern vicdan uyuşukluğu, kitlesel zeka geriliği, hayatta kalma kuralına dönüşmüş bencillik, meşruiyet kazandırılmış açgözlülük ve “enformatik cehalet.”
İnsana yabancılık, hayatı üstünkörü yorumlama, ölümü düşünmeme, dünyayı bir hammadde deposu olarak algılama gibi anormallikler; birey olmanın parametrelerine dönüştü.
Hassasiyet, dikkat, titizlik, zarafet gündemin dışında.
Gerçekçilik; kötümserliğin, giderek kötülüğün manyetik alanına girmek anlamına geliyor.
Modernliğin, insanı durduran ve görünmez kılan kamuflaj sistemi içindeyiz. Başkalarının acılarına ortak olamıyoruz. Hayvani hoyratlık, sürgit nobranlık, zırdeli gösterişçiliği ve dizginsiz bencillikten sıyrılamıyoruz.
Ölüm, gözümüzün önünde yüzbinlerce insanı sokaklara saçsa da, ölüm duygusu bize ulaşmıyor.
İnsanlıkla, insanlık halleriyle, insanla bağ kuramıyoruz.
Kaderi, felaketi, tabiatı, yoksulluğu, derdi, kardeşliği, matemi, teselliyi, dostluğu bilmiyoruz.
Reflekslerimiz körelmiş.
Kapitalizmi, rekabeti, tüketimi, başarıyı, reklamı kaşla göz arasında enikonu özümsemişiz.
“200 bin ölü mü?!” diye soracağımıza “Haiti neresi lan?” diyoruz.
Haiti’yi paramparça eden deprem, bizim çözülmüşlüğümüzü; orada çürüyen yüzbinlerce ceset, bizim kokuşmuşluğumuzu yansıtıyor.

“O kadar da değil” diyenlere:
http://www.ihh.org.tr
http://www.kizilay.org.tr
http://www.akut.org.tr

, 16 Ocak
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi