.

20 yıl oldu, ama hatırlıyorum.

En çok da televizyonda mavi zemin üzerinde, büyük harflerle yazan “hayatını kaybeden vatandaşlarımız” listesini… Bazısının adları yalan yanlış yazılmış… Oysa aynı saatlerde başbakan “oteli saran vatandaşlarımıza bir şey olmamıştır” diye içimize su serpmeye çalışıyordu; zamanın medyası, köşe yazarları söz birliği etmişler, katledilenleri suçlu ilan etmekteydi; televizyonlar, aynı akşam, vur patlasın çal oynasın eğlence programlarına devam ediyordu. Ama en çok, mavi zemin üzerindeki bu ölüler listesi dokunmuştu.

TRT’nin, genelde minibüslerin kafa kafaya çarpıştığı trafik kazalarından sonra (o günlerde çok olurdu) verdiği ölenler listeleri de bu formattaydı, mavi zemin üzerine büyük harflerle… O listelerde, arka arkaya, soyadları aynı, adları farklı insanlar olurdu; Ahmet Solmaz, Ali Solmaz, Osman Solmaz, Hüsniye Solmaz, Nuriye Solmaz… Aynı minibüse tıkışmış, hayatın değerinin olmadığı ülkenin yoksul insanları. O gün format aynıydı, ama isimler farklıydı; Asım Bezirci, Nesimi Çimen, Metin Altıok, Hasret Gültekin… Her biri aynı TRT ekranında daha önce görünmüştür, hakkında konuşulmuştur, sesi, şiiri, türküsü duyulmuştur. Ama o gün sadece bir isme indirgenmişlerdi, hayatını kaybeden vatandaşlarımızdan biri… O liste her çıktığında, “neden bunların kim olduğunu söylemiyorsunuz” diye sinirden içim içimi yiyordu. Ama devletin televizyonunda birisi böyle karar vermişti belli ki. Böyle yaparsak daha kolay yuttururuz demişlerdi herhalde. Zaten ülkede her gün bir sürü insan ölüyordu, savaştan, kazadan, işkenceden… Bunlar da ölmüştü işte, ölümlü dünya…

Herkesin hayatı aynı derecede değerlidir elbette. Ama bu ülkenin kültürünün, bilgisinin, tarihinin bir parçası olan bu insanların bu kadar kolayca ve utanmazca harcandığına, aklın ve bilginin hep bir ağızdan aşağılanıp, insanlık düşmanlığının alkışlandığına tanık olmamıştım o güne kadar. Bende o gün kırılan şey hâlâ kırık. Ve emin olun, hiç unutmayacağım.

, 2 Temmuz
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi