.

Muhteşem Yüzyıl dizisini doğru düzgün izleyemedim. Ancak ara sıra televizyonu açtığımda bazı sahnelerine denk geliyorum. Geçenlerde yine bu diziyle karşılaştım. Ve öylesine ekrana bakarken acayip bir ayrıntıya takıldım. Belki de dizi hatta sinema tarihine geçecek bir tuhaflıktı bu benim için. Dizideki tarihi bir hatayı falan tespit etmeyeceğim. Eminim ekip araştırmasını fazlasıyla yapmıştır. Ayrıca tarih bilgim hata yakalayacak kadar parlak değil. Benim takıldığım çok başka bir şey.

Bildiğiniz gibi Hürrem Sultan rolündeki Alman asıllı oyuncu Meryem Uzerli aksanlı bir Türkçeyle konuşuyor. Bu son derece doğal. Tarihin aslı da, oyuncunun aslı da bunu gerektiriyor. Lehistan Krallığı yerine Almanya, Bozuk Osmanlıca yerine bozuk Türkçe. Bu denklem tamamdır. Ancak olay benim için şu noktada kopuyor. Hürrem Sultan düşünürken de yine aynı aksanla düşünüyor. Karakterin düşüncelirini temsil eden kafa sesi yine aksanlı. Bir insanın aksanlı konuşması onun doğmuş olduğu ve yaşamakta olduğu ülkelerle ilgili pratik bir meseledir. Aksanlı düşünmesi ise teorik bir konudur. Bir tür zihinsel özür durumuna işaret eder. Tıp tarihinde eşi benzeri olmayan bir beyin tümörüdür sanki bu. Çünkü konuşmadaki sorun düşünceye yansımaz. R’leri söyleyemeyen bir insan düşünürken R’leri düşünebilir. “Ray”ı düşününce aklına “ay” gelmez ya da “rahmet” kelimesi ona “Ahmet”i anımsatmaz.

Kafa sesi çok özel bir takım deneysel durumları istisna olarak kabul edersek sinemada karşılaşılacak en sakil tekniktir. Temsil biçimlerinin en rüküşüdür. Anlatıcı adına bir tür acizliktir. İdealinde oyuncunun o sırada ne düşündüğünü yüzünden okumamız gerekir. Bu durum hayatta da böyledir. Birine baktığımızda ne düşündüğünü yüzünden okumaya çalışırız. Havada yankılanan sesini duymayız.

Kafa sesi denen olaya yıllardır takılan biri olarak ‘aksanlı kafa sesi’yle de karşılaşmak varmış şu hayatta. Düşündükçe gözüm seyiriyor. İyi seyirler.

Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi