.

“Come on baby, light my fire…”

Bir milleti tanımak istersen çocuklarına bakacaksın demişler. Dememişlerse de ben söylüyorum şimdi.

Burada çocuklar pek uslu, pek düzgün, pek mülayim. Ne zaman sokakta görsem, annelerinin ya da öğretmenlerinin peşinden minik adımlarla ilerliyorlar. Hepsi küçük ördekler gibi maaşallah. Sırayı bozan yok. Nizami çocuk bunlar.

Nerede ağlayan, bağıran, arıza çıkaran bir velet varsa, bir de bakıyorum ki bizimkilerden biri. Ya Türk, ya İranlı, ya Arap – ya da ne bileyim, en fazla Meksikalı falan. Bunlar kendi aralarında sözleşmiş gibi, hiç durmadan koşturuyor, ter ter tepiniyor, işler istedikleri gibi gitmezse yanaklarını şişirip tiz çığlıklar atıyorlar.

Makus kaderimizi tersine çevirecek şey bu olabilir mi? Belki de müthiş bir fırsat var önümüzde. Üçüncü Dünya çocuk kaynıyor. Bunların her birini koşturarak elde edeceğimiz enerji miktarını düşünebiliyor musunuz? Uranyum yanında halt etmiş. Sizi bilmem ama ben orta ölçekte bir kasabanın günlük elektrik ihtiyacını tekbaşına karşılayabilecek Türk çocukları tanıyorum.

Bugünün küçükleri, geleceğin ışığıdır. Muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak istiyorsak genç nesilleri iyi değerlendirmeliyiz.

Her zaman yeni fikirlerle sizin,

Hurşit Seçkin

, 23 Kasım
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi