.

Ana dilinde konuşma(ma) hakkı

Ana dilini kullanamamak insanı lafazan yapıyor. Lafı gediğine oturtamayınca, sakız gibi uzatıp duruyorsunuz. Hoş bir şey değil tabii.

Ben kısa ve özlü konuşmayı severim. Yazar milletinde bile öncelikle buna bakıyorum. Hemingway iyidir mesela – içmediği zamanlarda. Dickens kötüdür – içse bile. Bir başladı mı durduramazsınız bir türlü. Adama tefrika başına para verirsen olacağı budur.

Fakat burada bambaşka biri oldum. Ne zaman ağzımı açsam, Taksim-Beşiktaş dolmuşundaki kızlar gibi nazlanıyorum: ‘Şoför bey, üst geçidin altında sağda müsait bir yerde inebilir miyim, lütfen?’ “Geçitte!” deyip dolmuştan atlamak varken…

Zaten asabım bozuk. İsmimi bile söyleyemiyorlar. Adam bana ‘horse shit’ diyor yahu!

Anladım ki, ana diliyle beraber sadece konuşma hakkı değil konuşmama hakkı da doğuyormuş insana. Bütün dünya halklarına nasip olsun istiyorum.

Açıkça, mertçe, Türkçe sizin,

Hurşit Seçkin

, 7 Aralık
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi