.

27 Mayıs Askeri darbesinin ardından, DP’lilerin Yassıada’daki yargılanmalarında sona gelinmişti. Yüksek Adalet Divanı’nın kararının beklendiği günlerdi. Yeni anayasa kabul edilmiş, 92 yıldır hizmet veren tramvay son seferini yapmıştı. Bu arada bazı asayiş olayları ülke gündemini işgal ediyordu. İstanbul’dan İzmir’e giden tren durdurulmuş ve 5 haydut posta katarında bulunan 17 yaşındaki bir kızı trenden indirerek “dağa” kaldırmıştı. Bir başka asayiş olayı ise, Buğday Bankası’nın Çemberlitaş Şubesi’nin silahlı bir kişi tarafından soyulmuş ve banka müdürü de yaralanmıştı. Gazeteler, soygun ile ilgili gelişmeleri manşetten veriyordu.

Bu soygunun üzerinden daha birkaç ay geçmeden ikinci bir banka soygunu yaşandı.

1961 yılının 18 Ağustos günü elinde sten marka makinalı tüfek bulunan bir kişi, Amerikan filmlerine taş çıkartırcasına İş Bankası’nın Kazlıçeşme Şubesi’ne girmiş ve vezneden 165 bin 850 lira almıştı. İki üç dakika süren bu banka soygununun ardından soyguncu dışarıda hazır vaziyette bekleyen bir Chevrolet marka arabayla kayıplara karıştı. Soygun sırasında, bankada bulunan bir işçi, “ben işçiyim yatıracağım 480 lirayı alma” demiş, soyguncu da, “ben işçinin parasını almam” demesi soyguncu hakında bazı rivayetlerin oluşmasına zemin hazırlamıştı. Onun bir nevi “Robin Hood” olabileceğini söyleyenler çıkıyordu.

Türkiye böylesine bir soygunla ilk kez karşılaşıyordu. Soygun aynen Amerika’daki gangsterlerin gerçekleştirdikleri soygunlarına benziyordu ve oldukça profesyonel bir şekilde işlenmişti. Çok geçmeden tüm Türkiye ayağa kalktı. Soygunu gerçekleştirenlerle polis arasında 12 gün sürecek olan amansız bir kovalamaca başladı. Polisin elindeki ipuçlarının sınırlı olması nedeniyle soruşturma yeteri kadar hızlı gitmiyordu. Bunun üzerine bazı yayın organları durumdan vazife çıkarma konusunda gecikmedi. Cumhuriyet Gazetesi, İstanbul Emniyeti’ne yardımcı olmak amacıyla, özel bir araştırma birimi kurdu ve ekibin başına da “gangsterlik” vakalarını ABD’de uzun boylu tetkik etmiş eski bir polis şefini getirdi.

Çok geçmeden soyguncunun kimliği de ortaya çıktı. Cezaevi firarisi olan Necdet Elmas, Kazlıçeşme’deki İş Bankası’nı suç ortağı Necdet Sinkil ile birlikte soymuştu. Elmas, eski bir araba hırsızıydı ve sadece Chevrolet marka arabalar çalıyordu. Cezaevinden firar etmesinin nedeni de 4.eşinin kendisinden boşanmak istemesiydi. İyi araba kullanan Elmas, 1959 model Chevrolet bir otomobille uzun müddet polislerle köşe kapmaca oynamış, ancak sonunda yakayı ele vermişti. 12 gün süren bu sürek avının sonunda Elmas ve suç ortağı 30 Ağustos günü Darıca’da yakalandı. Mahkemedeki son savunması unutulacak cinsten değildir:

“Duruşmalar sırasında mahkemenizi incitecek bir şey söyledimse bunu haleti ruhiyeme atfetmenizi rica ederim. Suçta bir kasıt aranırsa benim bu suçta bir kastım yok. Suç bir kir, ceza ise bir banyodur. Ben bu banyoda yıkanacağım. Banyonun dozu fazla kaçırılırsa bu banyo fayda değil zarar tevlit eder. İleride bir kitap yazıp durumu efkarı umumiye arzedeceğim. Müdafalar tali derecede kalır. Esas müdafanın vicdanlarınızda yapılmasını istiyorum. Adalet önünde boynum kıldan incedir.”

Yargılama sonucu Elmas 20 yıl, suç ortağı Necdet Sinkil ise 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Evet, o ne bir terörist, ne de bir örgüt üyesiydi. Cesareti ve bonkör ruh yapısıyla, halkın sempatisini kazandığı dahi söylenebilecek kadar bir maceraperestti.

, 2 Şubat
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi