ÖSYM başkanı Ünal Yarımağan geçtiğimiz yıllarda düzenlenen bir üniversite giriş sınavında 600.000 öğrencinin yukarıdaki işlem sorusuna doğru yanıt veremediğini belirtmiş…
Matthew Arnold idi sanırım; 19. yüzyılda İngiltere’de işçi sınıfının yaşadığı sefaleti ve cehaleti anlatmak için “İsa”yı bile tanımayan binlercesi olduğunu yazmıştı.
Ancak yukarıdaki soruyu yanıtlayamayan gençlerin sorunu sefalet değil. Lise eğitimi almışlar, mezun edilmişler! Büyük olasılık, 80 kontörleri varken sırasıyla 12, 3 ve 8 kontörlük konuşmalar yapsalar geriye 57 kontör kaldığını hesaplayabilirler. Gerçi kontör hesabı da kalktı artık. Beceremedikleri, bir şekilde öğrenemedikleri şey matematiğin sembolik dili olsa gerek… Buna en basit düzeyde bile gönül indirmek istemiyorlar.
Türkiye’de bir işçi sınıfı olamayışının nedenini de bu “gönül indirmez” çoğunlukta aramak gerek. Lümpen sınıfı en kalabalık olan ülkeyiz belki de; sefilliğe bir de mücadelesizlik, kendini salmışlık, köksüz bir özgüven ve boş hayalcilik eklenmiş.
Biliyorum 600.000 matematikçiye ihtiyacımız yok; ama bu şanslı 600.000 içinden pek fazla futbolcu ya da pop star çıkmayacak gibi geliyor bana. Ama bazı ucuz komedi filmlerinin seyircileri arasında çoğunluk olacaklarını sanıyorum.
Arnold, sözünü ettiği işçi sınıfına öğreteceği bir şey olduğuna inanıyordu: İsa. Biz elimizdeki 600.000′lere ne söyleyebiliriz?

















