Belediye otobüsünün farzları beştir. Birincisi otobüse binerken kartınızı ya da biletinizi kullanmaktır, gerçi olağanüstü durumlarda kullanmayabilirsiniz. Bazı âlimler bunun müstehab olduğunu iddia etmektedir.
İkincisi yüksek sesle konuşmamaktır. Maalesef otobüslerimizde pek fazla ihmal edilen bir farzdır. Fakat, haddinden fazla gürültülü olan çağımızda milletçe sesimizi duyurmak için canhıraş bağırıp durduğumuz hatırlandığında, biraz anlayış gösterilebilir.
Üçüncüsü seyir esnasında kimseyi kesmemek; tanımadığınız insanlara kaş göz etmemektir.
Dördüncüsü eğer uygun bir mazeret bulunabilirse özellikle uzun yolculuklarda büyüklere yer vermemektir. (yanlış söylemedim efendim, ‘vermemek’, şaşırmayınız!)
Sonuncusu ve en önemlisi ise sürekli arkaya doğru ilerlemektir. Bu bizim makus talihimizdir. Hep ters tarafa ilerlemekte milletçe pek mahirizdir. Bu hususta belediye âlimleri arasında ihtilaflar mevcuttur. Pozitif akla işmar eden muteziri kökenli âlimler, eğer bir belediye otobüsünde öndeki koltuklar boş ve yolcu da oturmak niyetinde ise böylesi haklı bir talebin men edilmesinin makul ve insani olamayacağını söylemektedirler. Fakat bazı âlimler, bu tevile katiyetle karşı çıkmakta ve ilerlemenin (eski dile hürmet gösteren bazı kitaplarda buna “terakki” denildiği de görülür. Fakat otobüs ahalisince “lütfen terakki eder misiniz!” cümlesi çok abes kaçacağından maalesef eski dili yad edemiyoruz. Sevenlerinden özür diler, çok daha geleneksel bir metinde buluşana dek gözlerinden öperiz) ancak ayakta olmak kaydıyla mümkün olabileceğinden bahisle bu emrin farz olarak değerlendirilmemesi gerektiğinde ısrar etmektedirler.
Özgürlükçü ve tarafsız oldukları söylenen belediye âlimleri ise söz konusu tartışmalar hakkında bir şura oluşturmuş ve şura sonunda basın açıklaması yapmayı münasip görmüşlerdir. İş bu basın açıklamasını noktasına virgülüne dokunmadan siz değerli okurlarımızla paylaşmaktan gurur duyarız.
“Böylesi netameli ve derin ihtisas isteyen mevzuların ekmek parası için koşturan, çoluk çocuğunun derdine düşmüş, tuttuğu takımın başarısızlığı yüzünden günleri zehir olmuş, yıllardır ay sonunu getiremeyen, yatırlara bel bağlayan, yaşama kaygısı içerisinde bocalayıp duran, oy verdiği partilerden yediği kazıklarla mutlu bir hayata dair umutlarını tamamıyla yitirmiş, kadınları kurtlarını dökebilmek için düğün dernek kollayan, erkekleri hafta sonu maçlarını dört gözle bekleyen; yıllardır tuttuğu milli takımın hala doğru düzgün bir sistem bulamadığına yanan gün yüzü görmemiş taraftar; fiş almayı beceremeyecek kadar çocuk, nazlı bir gelin kadar küskün, neşeli ve değerli halkımızın zihnini bulandırmamak düşüncesiyle daha özel meclislerde tartışılması gerektiğine inanmaktayız.”
Bilgilerini ve gereğini saygılarımızla arz ederiz.


















