.

“Haberler kötüymüş”

“Ama senin de gördüğün kaç kişi oldu ki. Yine bir,  üç veyahut beş”

“Yine de fazlalar”

“Kaçma!” diye tuttu kafasına bastırıp.

“Hiçbir yere gidiyorum zaten” diyor uzun zaman aradan sonra.

“Kaçarsan görüşürüz”

“Gördüğüm mü var ki?” diyor.

“Yok ya. İster misin bandajı açıp salalım. Çok şey istersin sen”

“Sadece hayrına bir görsem. Yol yakın zati. Bu da ne!”

“Fareler”

“Tüylü tırsak pasaklılar!”

Diyor gene yakalanan: “Anlamadığınız şeyi size söyledim. Bir daha düşünün” durdu durdu: “Daha ne kadar yolumuz var” dedi nerdeymişcesine yoklayarak havayı. Ondan sonra “Nereden geçtik?” i sordu.  “Bilmem ki neredeyim. Aç da göreyim” i söyledi.

“Alınma ama benim hatıralarımdaki bu tabur gibi herkesin tam tekmil bir yuvası vardı. Şimdiye kadar sizin anlamadığınız şeyleri ona sorduğumda bön bakar ve cevabını alttan, fakat tepkiyle verirdi. Bunu düşünürken senin kaşların oynadı. Kaşlar bir kez olsun oynadı mı tepkinin ölçüsünü kaçırdığın anlamına gelmez demiyorum. Bunu iyice düşünmek gerekli belki de. Görümceniz nasıl?”

“İyi de sizin tam bir galip avına çıkmanızı doğrusu yakışık almaz bir o kadar da karışılmaz buldum. O yüzden karışmadım. Aksi takdirde tüfekleriniz beni bulurdu. Tam sanmayın, onların görmediği daha niceleri vardır. Bunu görümcem size söylememi istedi” Cebinden çıkardı bir kağıt.

“Bunu mu verdi size?”

“Bu kağıt birtakım bilgilerin dört sığınağından tam bir takımdır. Haberi size ulaştıysa, sizlerin görümcem ile ilgili fikirleri ham olmamalı. Benim de sandığım zaten bu gibi”

“Sizin fikirleriniz bizleri ilgilendirmiyor. Bizleri ilgilendiren görümcenizin fikirleri. Bana görümcenizden bahsedin”

“Çıkardığımdaki notun tam metni” dedi kâğıdı uzatarak:

Görümcem görüm görüm geldi.
Haberi kuşlara uçtu.
Bir daha bilsen kim gelir?
Görümcem görümcem bir tekir.
Halden anlar sanki vezir.
Görümcem görümcem tam tekir.

“Bir bakalım” dedi gözlüğünü kâğıdı yakacakmış gibi tutarak. “Bu kâğıda bir şeyler olmuş” dedi. “Bana onun söylediklerini ya söylersiniz ya da şuracıkta sizin baklavanızı açmak zorunda kalırım. Bana bildiklerinizi bildirin! Görümce tam tekir! Bu da nedir!”

“Bunun şifre olduğu besbelli” diye sesini boşalttı başkası. Nerden çıktığı hep orada mı olduğuna dair bilginin bilinmesinin imkânı yok gibiydi ki eğer yaklaşık sonuç varsa da bunun da çeşitli yerlerden gelen her bir yana saçılmış parçaların birleşmesine dair olması mümkündü ancak. Devam ettirdi kişi:

“Bu neden sizin bu konuda yapmanız gerekenler bunun yaklaşık olarak tahminini yapmaya başlamak olacak zira tam tekir derken tamı tamına mı tekir demek istiyor yoksa tam takırla kafiyeli midir? Bizim bunlar için yetiştirilmiş elemanlarımız var. Lakin sizin anlatmak istemediğiniz bakla ile ilgili bir takım şüphelerim de var. Bizim sizin içinde bulunduğunuz duruma bihabermiş gibi davranıp oradan oraya koştururken ayağımızın bir yere takılıp da sendeleyemeyeceğimizi mi sandınız? Yanıldınız azizim! Bizlerden sizin gibi kaç tane tavuk güden yetişir kaç tane! Heyhat! Görümce bile danışıklı döğüşe kalkışır da danışarak dövüşen bir kişi bırakmayız biz! Sanmayın ki dün daha geçti ya da yarın bizim yanımız. Bunun gördüklerimle olan ilgisine bağdaşıkmış gibi davrandığımı sanmayın. Görümce bir tekir gibidir! Budur!”

“Sanmam!” diyor öteki: “Tam tekir! Başkadır o başka. Bir ve tam demekle kastettiğinizi mi düşünmeliyim. Hadi! Bana oyun oynamaya kalkın da sizin şurada bir baklavanızı açayım. Benim sakin olduğumu neye bağlarsınız? Şu halde duruşumu nasıl düşünürsünüz? Taburların ve garnizon dışı bir alayın komutasını da ele aldım. Ta ki gerekli şartları sağlayana dek. Ondan sonra gördüğünüz bu ağaçlar ve çadır oldu bana in. Halime vakti lazım bir tane vardı ama bunu kim de sen de bilemez. Tek bir ben bilirim. Galiba budur…” dedi düşünecek gibi ama derin.

“Yakınız sanki…” dedi diğeri yaklaşarak. “Gelir de şuna bir bakarsanız” dedi. Ellerindeki haritayı açma sesinden takımları çıkardığını fark etti. “Kuşlar ne kadar büyükler” diyerekten ayağındaki ayakkabıyı sürüdü. “Yermişler” dedi.

“Yerlermiş” dedi diğeri.

“Ya da fikir bazında düşünelim dersen senin yine de bir tane ölüp ölüp dirilmen bizce yeterli size soruyorum. Kaç tanedir bunlar?” Orada sanki beş kişi vardı.

“Galiba hareket etmeye garipleştiniz”

“Yani” dedi “Neden gibi baktığınızı düşündüm de haber vermek gibi niyetim olsa haberim dağlara oradan da havalara oradan dalgalara oradan çekiçler ve örslere ulaşmıştı”

“Hayır” dedi “Görümce yokmuş” telden bağlantı konuşmasına benziyordu: “Şair gibi bir şey. Şairleri gibi bir tekir. Tam tekir. Evet. Yani değil gibi ama bilmediğim başka ne var diyeceksiniz. Tabire gerek yok dersem yanıma tek tek bakarak almam gerekir bunun da zaten haberi kaç kişiye ulaşır? Sizin dediğiniz gibi de değilse… Görmediklerim mi yoksa duyamadıklarımı mı söylediniz? Anlaşıldı. Tek tek. Yarışım teki. Her tekir. Oldu” Yanına geldi. “Bir tabiri kaç kez tekrarlarsın?” dedi

“Horoz gibi mi?” dedi yanıltır niyetle.

“Baklava” dedi haberini erkenden verirce.

“Bilmediğimi söyledim” dedi.

“Tabi”

Ayaklar! Hissedileni tek tek ayıklamaktı yaptığı.

“Beni zehir zemberek bir kuyuda bıraktınız. Horozlar var!” dedi ilacın etkiyle. Jöle kıvamında bir çicek tenine yaklaşarak sürtündü kayarak oradan okşayarak terk etti. “Nedir?” gibi düşündü.

“Hayt! Yorulmaca oynamıyoruz! Kestim” Kopandan akan kanın bedenden çıkışı boğuk boğuktu.

“Benim tamam!” dedi. “Benim!”

“Kes!” Boğuk ve soğuktu.

“Tamam!” dedi “Benim! Görümce!”

“Kesin!” dedi. Soğuk kuturtu. Boğuk soğukluk.

!Arrgh!-Ghkaa-

“Kesin!”

Kuturt!

Kestik.

, 25 Ağustos
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi