.

Bu ülkede siyasete insani bir boyut ekleyebilmek daima güç olmuştur. Siyasilerimiz sevinçlerini, üzüntülerini, öfkelerini, nefretlerini, yani fevkalade kişisellik arzetmesi gereken duygularını kişisellikten uzak, dolayısıyla sahici olmayan bir kamusal dille ifade edegeldiler hep. İstisnalar dışarıda bırakılırsa, siyasetin gereği, insaniyetin gereğinin önüne geçti daima. Hal böyle olunca, çeyrek asırları, yarım asırları hem siyasetin içinde, hem insanların uzağında geçirmek mümkün hale geldi.
Deniz Baykal’ın istifa konuşmasında üzücü olan, kürsüdekinin yaşadığı duyguları samimiyetle ortaya koyan bir “insan” olmamasıydı. Düpedüz bir siyasetçiydi o. Bütün hesap kitabıyla siyasetin tarlasını sürüyordu kurduğu cümleler… Kendi incinmişliği bir yana, bu hadise sebebiyle incitilmiş bütün o insanları yok sayan, aklına dahi getirmeyen bir stratejik kabalıkla maluldü bütün sözcükleri. Nezaketten ve dolayısıyla insaniyetten uzaktı. Bir ruh muhasebesinin ürünü değildi konuşmaya hakim olan mantık, aksine bu ağır yanlışlıktan siyasi kâr devşirme arayışındaydı kürsüdeki adam.
İnsaniyetin, bu soğuk ve hesapçı kamusal dil karşısındaki mağlubiyeti, hadisenin kendisinden çok daha üzücü gerçekten…
50 yıllık bir siyasi portreye giderayak bir küçük insani rötuş yapma fırsatını bile neden çok görürler ki bize!

, 12 Mayıs
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi