.

Dostumuz Fatih Altınöz’ün “İrade” başlıklı yazısı sayesinde bir kez daha o meşum günleri hatırladık: Tutuklu ve hükümlülere zorla tek tip elbise giydirilen, baskının ve şiddetin zirveye ulaştığı, faşizmin tüm ağırlığıyla üzerimize çullandığı o karanlık günleri. O yıllar boyunca, devrimci tutsaklar mahkeme heyetinin önüne getirildiğinde, zincirleri (mecburen) çözülünce, tek tipleri parçalayarak üstlerinden attılar. Kimileri de Öktülmüşler (Apo, Fatih, Hasan, Haydar) gibi bu zulme, ölüm orucunda kendilerini yavaş yavaş tüketerek cevap verdi.

Muradınız buysa gelin, bugün beraberce bu yiğit direnişçileri saygıyla analım. Fakat onlara duyduğumuz saygı, neden başkalarına karşı saygısızlığa, hakarete dönüşsün? Murat Belge ya da Ömer Laçiner ne zaman “devrimci önderler” olmak iddiasıyla ortalığa atıldı da, onları Öktülmüşlerle mukayese edip itibarsızlaştırmaya çalışıyorsunuz? Onların “sol, sosyalist cenahta hala kısmen de olsa muteber adam muamelesi gör[mesi]” şanlı birer direnişçi olmalarından değil, kuramsal birikimlerinden ve öncülük ettikleri ya da dahil oldukları entelektüel faaliyetlerden kaynaklanıyor.

Öktülmüşlerle kıyaslanıp mahkum edilecek birilerini arıyorsanız, mahkemelerde siyasi savunma yapmayıp örgütü reddeden, iltica ettiği ülkelerde sefa süren, eski militanları Avrupa’nın gizli servislerine peşkeş çeken, uyuşturucu parasıyla “işadamı” olan, Parti’nin kasasını Avrupa’ya kaçırıp kulüp işleten “önder”lere dönüp  bakın.

Belge ve Laçiner’in politik görüşlerine ilişkin eleştiriniz ya da onlara itibar etmememize yol açacak belgeleriniz neyse, onları da açıkça yazın ki bu adil bir “kavga” olsun.

, 23 Haziran
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi