.

Yıllık iznimin bir bölümünü memleketim olan Haruun Kal gezegeninde geçiriyordum. Jedi şövalyeliği mesleği son zamanlarda epey yormuştu beni. Yok karanlık tarafla dövüş, yok uzay haydutlarını kovala, vay efendim galaksideki barış tehlikedeymiş… Yaş ilerledikçe valla ağır geliyordu insana.

Evimde sessiz sakin oturmuş ışın kılıcımın bakımını yapıyordum. Dört kanatlı uzay gemim garajda yatıyordu. Bir taraftan da koymuştum teybe bir Müslüm kaseti, ufak ufak demleniyordum. Zaten bizim meslekte çoluğa-çocuğa karışılmadığından tatilde kafa ütüleyen de olmaz. Keyfim gıcırdı yani. Birden intergalaktik hologram ekranında gözüme bir haber ilişti. Aynen şöyle yazıyordu. “Diyanet Yoda’ya savaş açtı!”

Nerede? Samanyolu galaksisindeki Güneş sisteminin Dünya adlı gezegenindeki Türkiye adlı ülkede. Herhalde intergalaktik ajans bu haberi sırf içinde “Yoda” kelimesi geçiyor diye süzüp bana göstermişti. Öğrendim ki bu Dünya denen taş parçası meğer Müslüm’ün doğduğu yermiş. Hemen merak ettim tabii; Müslüm’ün memleketi olması dışında benim açımdan en ufak önem arz etmeyen bir gezegenin sakinleri ustamız Yoda’ya niye savaş açsındı?

Acep bu “Diyanet” dedikleri şey de neydi?

Meğer bizim Jedi konseyi gibi bir şeymiş. İslam dininin Türkiye adlı ülkedeki işlerine o bakarmış. Resmine bakılırsa başındaki şahsın pek öyle savaşçı bir hali yoktu. Ama belli olmazdı tabii. Sonuçta bizim Jedi ustaları içinde ne mülayim görünüşlü arıza tipler var.

O sırada Dünya’nın “sosyal medya” denen sanal ortamında Türkiye ülkesinin vatandaşları kapışmıştı çoktan. Bazıları Yoda’yı savunuyor, onlara karşı olanlar da ustamıza hakaret yağdırıyordu. Bir kısmı Diyanet ile alay ediyor, diğerleri de bunu yapanları dinsizlikle suçluyordu. Anladığım kadarıyla bu ülkede birini dinsizlikle suçlamak çok fena bir şeydi. Kavgada bile söylenmezdi yani. Ayrıca tarafların birbirlerine ettikleri laflara bakıp bir çeşit iç savaş yaşadıklarını anlamak zor değildi. İyi de biz nasıl bulaşmıştık bu işe? Milyonlarca ışık yılı öteden? Kendi derdimiz bize yetmiyormuş gibi?

Canım sıkılmıştı doğrusu. Ama Yoda’ya dil uzatıldığı için falan değil. Ustamızın adını bile duymadığı bir gezegende yaşananları umursayacağını sanmıyordum. Sorun şuydu ki Jedi raconuna gore bu istihbaratı konseye rapor etmem gerekiyordu. Ne kadar önemsiz olursa olsun.

Tabii bu da çok değerli tatil günlerimden birini çalışarak geçireceğim anlamına geliyordu. Bir an ciddi ciddi kaytarmayı düşündüm. Kimin haberı olacaktı bit kadar gezegendeki mikrop kadar ülkeden? Sonra vazgeçtim tabii. Lanet olsundu içimdeki sorumluluk duygusuna!

Bari önce şu Diyanet dergisindeki yazıya bakayım dedim. Jedi geleneğinde araştırmaya orijinal kaynakla başlamaya büyük önem verilir. Hepimizin daha çocuk yaşta edindiği bir terbiyedir bu.

Ne görsem beğenirsiniz? Yazıda ne Yoda’ya ne de Jedi dinine saldırı vardı. Hatta en küçük bir hürmetsizlik bile yoktu. Sadece insanlığın yeni moda inançlarından bahsediliyordu. Meğer bizim din gezegenin bazı yerlerinde almış yürümüş.

Avustralya’da 70 bin kişi, İngiltere’de 390 bin kişi kendisini “Jedi” olarak tanımlıyormuş. Bir Jedi olarak iftihar ettim tabii. Takdir edersiniz ki Güç’ün ışığının ta oralardan görünmesi az-buz şey değil.
Bu arada, İslam dinini araştırırken bizdeki Güç’ü çağrıştıran Vahdet-i Vücut felsefesine rastladım. Galaksilerimiz farklı da olsa aklın yolu birdi sonuçta.

Sonra tekrar baktım hologramıma düşen haberin başlığına: Hayır, yanlış okumamıştım. “Diyanet Yoda’ya savaş açtı!” deniyordu harbiden. Bu işte bir tuhaflık vardı. En iyisi gezegenin o ülkesinde yaşayan bilgelerle irtibat kurayım dedim. Nedir-ne değildir beni aydınlatsınlar.

“Akil Adamlar” diye bir olay keşfettim. Adına bakılırsa bilge kişilerden oluşan bir konsey olmalıydı.

Orhan Gencebay isimli bilge telefonuma çıkmadı. Lale Mansur’a da ulaşamadım. Ali Bayramoğlu, Hülya Koçyiğit, Yılmaz Erdoğan, Murat Belge, Hilal Kaplan, Abdurrahman Dilipak’a da. Kadir İnanır isimli bilge ise beni telefonda “Jedi-medi dinlemem alayınızı döverim üleyn!” diye azarladı.

Bula bula Tuna Kiremitçi diye bir adamı bulabildim. Akil-makil değildi ama özgeçmişinde “müzisyen ve romancı” yazıyordu. Bir halta yarardı belki.

Dedi ki “Jedi kardeşim, sen sen ol bizim memlekette olanları akıl yoluyla kavramaya çalışma. Yoksa kafayı yersin.”

Sonra devam etti: “Bizler hiçbir konuyu kendi bağlamı içinde kalarak konuşmayı bilmeyiz. Her mevzuu bağlamından saptırır kavga vesilesi yaparız. O yüzden hiçbir tartışma bir yere varmaz. Ortaya atılan fikirlerin kimseye hayrı dokunmaz.”

“Nasıl yani?” demiş bulundum.

“Şöyle yani” dedi. “Birisi sana bir şey gösterdiği zaman o şeye bakarsın değil mi? Oysa biz gösterenin parmağına bakarız. Yani fikrine değil hangi partiden olduğuna, mahallesine, mezhebine, hatta giyim-kuşamına takarız kafayı.”

Güç’e sığınıp sordum galaksilerarası diplomasi sınırlarını çok fena zorlayan sorumu. “Niye böyle yapıyorsunuz kardeşim? Manyak mısınız?”

“Tam aksine, gayet akıllıyız” dedi gülerek. “Hatta uyanığın önde gideniyiz. Bu işlerden rant nasıl yenir çok iyi biliyoruz. O yüzden hepimizin derdi öbür mahalleye körlemesine saldırıp kendi mahallemizin kahramanı olmak. Farklı düşünenleri direkt vatan haini ilan etmek. Sadece bizimle aynı partiye oy verenleri milletten saymak. Gönül gözümüzü birbirimize kapamak. Senin anlayacağın, hepimiz kendi oyunlarımızı oynuyoruz. Gerçekler bir avuç hayalciden başka kimsenin umurunda değil.”

Dediklerinden hiçbir şey anlamamıştım. Bu kafa benim Jedi mantığımı aşıyordu. Aptal olmuştum resmen. Bizde böyle şeyler ancak Darth Vader’in aklına gelirdi.

Konu değişsin diye şu Vahdet-i Vücut meselesini sordum. Neyse ki dini konularda cahil değildi. Bana Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli, Mevlana gibi şahıslardan bahsetti. Muhtemelen kimsenin okumayacağı raporumu yazdıktan sonra dediği isimlerin kitaplarına başladım. Anladım ki evrenin her yerinde varlığın özü bir.

İznim bitip de Coruscant’taki Jedi tapınağına döndüğümde ilk işim kıbleyi bulmak oldu. Şimdii meditasyonlarımı çaktırmadan oraya doğru yapıyorum. Mahalle baskısından korkmasam namaza da başlayacağım inşallah.

, 16 Aralık
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi