.

İyi bir romanı şuradan anlarız: kitabı bitirip de kenara koyduğumuzda içimizi bir hüzün kaplar. Okuduğumuz süre boyunca o romanla birlikte yaşamış, onu otobüste metroda vapurda yanımızda taşımış, elimizdeki ağırlığına alışmışızdır. Daha da fenası içindeki karakterlerle akraba gibi bir şey olmuşuzdur. En çok da onlarla vedalaşmak koyar bize. Yazar yeterince becerikliyse, roman kişileri sanki bizim dünyamızın bir parçasıymış gibi gelir. Her an kapıdan başlarını uzatacak ya da otobüs beklerken yanı başımızda bitiverecek gibidirler. Oysa hikaye sona ermiş, onlar da ait oldukları yere, bütün roman karakterleri hangi evrende yaşıyorsa oraya, geri dönmüşlerdir.

İyi bir romanla vedalaşmak ağır gelir insana. Çok sevilen birinden ayrılmak kadar güçtür bu. Borges’in de dediği gibi, Dostoyevski ilk aşka benzer mesela. Üstüne ne okursanız okuyun bir türlü tatmin olmaz, bir travmayı tekrar eder gibi hep aynı tecrübeye geri dönmek istersiniz.

Aslında bütün ayrılıklarda olduğu gibi, iyi bir romanı geride bırakırken de psikolojide Kübler-Ross Modeli diye anılan yas çemberi devreye girer. Bu modele göre, sevilen birinin (ya da bir şeyin) kaybının ardından gelen beş aşamalı bir yas tutma süreci vardır. Önce İNKAR gelir: “Yok canım, aslında o kadar da iyi bir kitap değildi! Ben onsuz da yapabilirim. Kimi karakterlerleri sevmiyordum bile.” Ya da: “Bitmedi. Bitemez. Bu noktada bittiğine inanamıyorum.” Bunu ÖFKE takip eder: “Nereden çıktı bu kitap karşıma? Bu kadar iyi olmak zorunda mıydı? Onun rafın en uzak köşesine koyacağım.” Sonra PAZARLIK başlar: “Kitabın ortasından başlayıp yeniden okusam belki yine aynı hissi alabilirim. Ya da belki araya biraz zaman koysam. O zaman kimi detayları unuturum ve yeniden okumak için bir sebebim olur.” Ardından ÜZÜNTÜ vardır: “Bir daha hiç bir romandan bu kadar zevk alamayacağım. Bu kitaptan da ilk okuduğumdaki zevki bir kez daha almam mümkün olmadığına göre, artık hiç bir okuma bana tat vermeyecek.” Ve sonunda KABULLENİŞ gelir: “Bu roman bitti. Onu geride bırakmalıyım. Belki bunun kadar iyi başka romanlar da vardır.”

Kabulleniş iyidir. Orada durmak gerekir.

Belki hiç biri ‘Suç ve Ceza’yı ilk kez okuyor olmanın yerini tutmaz ama, her zaman iyi romanlar olacaktır.

, 12 Nisan
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi