.

Ülkenin bir yakasında Türk laik/milliyetçi/ulusalcı egemenleri devre dışı kalırken diğer yakasında Kürt laik/milliyetçi/ulusalcıları sahne almaya hazırlanıyor. Her iki yaka da sünni islamcı AKP egemenliğinde birarada tutulmaya çalışılıyor. AKP, en büyük biraderin desteğiyle Türk milliyetçi/ulusalcılarından hevesle aldığı iktidarını gene en büyük biraderin gözetiminde istemeye istemeye Kürt ulusalcı/milliyetçileriyle paylaşmaya hazırlanıyor.
Bu sürece çok öfkelenenler kadar çok sevinenler de var. Kim haklı? Elbette herkes. Şüphesiz herkes. Her zaman herkes.
Hayatı boyunca bir kez bile özür dilememişlerin, riyakarların,kibir abidelerinin,kim düşmüşse üstünde, kim çıkmışsa altında birikmeye programlanmış insanların kahir ekseriyette yaşadığı bu topraklarda herkes, her zaman, her yerde, her koşulda, yüzde yüz haklı. Dolayısıyla politik ortamdaki büyük dalgalanmalar ne şekilde ve ne zaman yatışırsa yatışsın gene herkes haklı kalacak.Bu toprakların ortak kaderi bu. Kaderimize razıyız.
Burada herkesi etkileyen bambaşka bir gerçeklik daha oluştu bir süredir. Politik toz dumandan, altüst oluştan dolayı pek öne çıkmayan bir vahim durum daha var. Kamuoyu araştırma şirketleri,kamuoyu oluşturma ve yönlendirme konusundaki asıl ve asil misyonlarının yanı sıra eğer zahmet olmazsa ve bir gıdım gerçeklikle alakaları kalmışsa bir konuyu daha araştırsalar keşke.Sokaktan geçen insanlara-ki bu insanlar Türk milliyetçisi, Kürt milliyetçisi, Sünni İslamcı, Alevi, Ateist, Panteist, Radikal İslamcı, Punkçı her ne olursa olsun-tek bir soru sormalılar: “Yakınlarınız arasında hiç kanser hastası var mı?” Bir hekim olarak iddia ediyorum, bu soruya “Hayır.”yanıtını veren hiç kimse çıkmayacak. Ve bu çok anormal durumun ülkenin başbakanı da dahil hemen herkesi etkilediği bir ortamda bu sorun ile hiç ilgilenmeden ‘makro’ meselelerle ilgilenmek çok çok daha anormal bir durum. Ülkede herkesin ya kendisi ya da bir yakını kanser neredeyse. Sadece Karadeniz’e özgü bir durum değil bu üstelik. Sıklık olağan olmayan bir şekilde roket hızıyla artıyor. Bu artışın nedenlerini araştırmak ülkenin geleceği için üç çoçuk önermekten daha masraflı olabilir belki ama Karadeniz’den Marmara’ya kanal açmaya çalışmaktan daha masrafsız olacağı da şüphesiz. Trajik olan ise bu epidemiyi bir sorun olarak kabul edip çözmeye kalkışıldığında atılacak ilk adımın havaalanı, köprü, alışveriş merkezi, gökdelen ya da toplu konut dikmek amacıyla (Vakıa Suresine rağmen)milyonlarca ağacı kesmekten vazgeçmek yerine televizyonlarda gezen doktorlardan akil doktorlar heyeti tesis etmek şeklinde atılabilme ihtimali.
Herkesin haklı olduğu,herkesin bir yakınının kanserden ölümünü çaresizce ve üzüntüyle izlediği ya da kemoterapi seanslarında sessizce zamanının dolmasını beklediği bir yer, bir zaman. Bilim-kurgu filmi gibi. Bu toprakların ortak yeni kaderi bu. Kaderimize razıyız.

, 26 Nisan
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi