.

Bilemiyorum, belki küçükken mahallede, kimseyi bulamadığımızda kızları kaleye geçirdiğimiz için, kaleciliğin feminen bir imajı var aklımda. Ama sadece bundan olamaz. Belki futbol oyunu içinde edilgen bir görev üstlenmeleri ve edilgenlikle kadınsılık arasında, çoğumuzun aklında, ister istemez, bir paralellik olması… Doğal ve doğrudan bir paralellikten çok toplumsal rollerle bağlantılı bir paralellikten söz ediyorum. “Biz arkadaşlarla biraz top oynayacağız, sen de kaleye göz kulak ol” diye oraya dikilen kişidir kaleci, biraz futbol takımının annesi, ev hanımı durumundadır. Tabii profesyonel futbol dünyası, bunları yüzlerine söylemeye cesaret edemeyeceğiniz izbandut gibi kalecilerle dolu. Saha içinde bir itiş kakış olduğunda, olay yerine adam dövmeye koşan kalecileri görmek hep irkiltir beni. “Aman sen ona uyma oğlum” falan demelerini beklerim sanki.

Aynı zamanda, bir topun bir deliğe girmesi temalı oyunların kaçınılmaz cinsel çağrışımları var, ve tabii bu analojiyi keşfetmek için Freud olmak gerekmiyor, herhangi bir taraftar topluluğunun muhabbetine kulak misafiri olmuş olmak yeterli. Kaleciler bu tarz bir dağarcık içinde çok nazik bir konumda bulunuyorlar. Bir kalecinin gol yemesi gibi bir şeyden söz edilmemesi gerekirken (golü takım yer çünkü), yaygın bir şekilde kullanılan bir ifadedir. Özellikle insaf sınırlarını aşan bir durum olduğunda (sekiz gol yendiğinde mesela) kalecinin itibarının toparlanamayacak şekilde sarsılması mümkündür. Hatta mahalle maçları yapmış olanlar bilirler, golü bacak arasından yemenin ekstra bir maliyeti vardır. Bu “bacak arası” kavramını biraz daha açacak olursak… Ya da en iyisi açmayalım, orası da kapalı kalsın.

, 27 Mayıs
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi