.

Kral arkadaşımız, saygıdeğer ağabeyimiz, yazdıklarıyla ufkumuzu genişleten Kemal Sayar’dan taze bir yazı geldi. Sevinçle sunuyoruz.

MERHAMETİN ZAFERİ

Bir sürü ahmak adam, ‘gitmeselerdi’ diyor. ‘Başlarına gelecek şeyleri biliyorlardı’. Zalimin zulmünün bu kadar ahlaksızca meşrulaştırılması karşısında, insanın kanı donuyor. Vicdanlarının görüş alanı kendi küçük çıkarlarıyla sınırlı bu zümre, hiç yüzleri kızarmadan vahşilerin yanında saf tutuyor. Oysa biliyoruz ki tarih, sıradan insanların kahramanlığıyla yazılır. Dünün ütopyası bugünün gerçeğidir ve ütopyasız bir dünyada yaşamak çok can sıkıcıdır. Zalimin pervasızlığına uysal koyunlar gibi boyun eğmemizi telkin ediyor bu zihniyet. ‘Senin canını yakmıyorsa ses çıkarma !’ diyenler, ‘insanlığın gizli aristokrasisi’nin bu çok asil eylemini kendi karanlık ruhlarıyla karartmak, o gemide merhametin o soy kumaşıyla libaslanmış soyluları haksız düşürmek istiyor. Ancak hayal ederek değiştirebiliriz. Kötülüğü yok etmek için önce onu değiştirebileceğimize inanmamız gerekir. İnsanın ahlaklı bir varlık olduğuna ve her yerde ahlakın izini sürdüğüne inanmamız gerekir. Kim ki bir başkasının ıstırabını dindirmek için yola çıkmıştır, o bu çağın soylusudur. Kim ki kardeşinin iniltisiyle sıcak yatağından fırlamıştır, o bir iman şövalyesidir. Bu soylu insanlar tarihi yeniden yazıyor. Onlar herkesin kendi çıkarını kolladığı bir dünyada, merhamet üzerine temellenmiş yepyeni bir siyasal dil inşa ediyor. Ancak başka insanlarla güçlü bir bağ hissi olanlar, bir ihtimam ahlakını içselleştirmiş ve başkasının ıstırabı ile sarhoş olmuş ateşin ruhlar, sıcak döşeklerini bir merhamet gemisinin soğuk güvertesiyle değiştirebilir. O yüksek ruhlar sayesinde biz insanın iyiliğine bir kez daha inanırız.Vahşilerin pervasız saldırısı bir kez daha insan tabiatının iyiliğine yöneldi. Mahatma Gandhi, ‘insanı hayvandan ayıran şey saldırgan olmama kapasitesidir’ demişti. İnsan düşünüp hissedebildiği için, yüksek akıl melekelerine sahip olduğu için; özgürlük, adalet, diğerkamlık, eşitlik gibi soylu duyguların peşinde gidebilir. Bir başkasının acısını içimizde hissedebildiğimiz kadar insanızdır. Vahşileri çıldırtan şey tam da budur işte: Onlar kötülük karşısında kayıtsız şartsız bir itaat beklerken, birileri çıkar ve silahsız onların karşısına dikilir. Vahşiler, bir direniş biçimi olarak sivil itaatsizlikten hiç hazzetmez. Haksızlığa karşı sesini yükselteni, zulme uğrayanla özdeşleşeni, başkalarının derdine yürek kesileni anlayamaz bir vahşi. Mermilerin menzilinde olmadığınızda dahi, sizi zorla o menzile sokmak ister. Sizi namlunun ucunda görmek ister zira gücünü ancak böyle hissedecektir. Zira bunun dışında her yerde güçsüzdür, öldürmediği zaman güçsüzdür, yok etmediği zaman güçsüzdür. Herkesin her sesi işitebildiği bir dünyada, haksızlığın dili gür bir seda ile konuşamaz. Mazlumun sesi her çağda yankı verir. Vahşi, sadece sesleri kısmak, görüntüleri ve hakikati karartmak ister. Mutlak sessizlik, mutlak karanlık peşinde koşar. Vahşinin içimizde yaşayan şubeleri de soylu insanlara dil uzatır, onlara konşimento sorar, zalimin dilini takınarak sorgu sual eder. Bir de ‘reelpolitikin efendileri’ vardır. Dünya hiç değişmesin, zulüm abad olsun, kimse kötülüğü sorgulamasın ister bunlar. Hayal kuranı yakarlar! Hamakatin bu diğer şubesi için Emerson şöyle buyurmuştur: ‘Ahmakça tutarlılık küçük kafaların cinliğidir’.

Filistinliler bugün Ortadoğu’nun yeni Yahudileri. Dün gettolara sıkıştırılanlar bugün Filistin halkını utanmaz duvarların arasına sıkıştırmak istiyor. Dün cellattan boynunu kurtaranlar, bugün vahşet ve haksızlıkta cellatlarıyla yarışıyor. Dünyada iki politik yön var: Narsisizm ve diğerkamlık. Biz seçilmiş ve üstünüz diyerek grup kibrine mağlup olanlar kendileri dışında kalanları, ‘öteki’ni düşman olarak görüyor ve onların hayatının kolayca harcanabilir olduğunu düşünüyor. ‘Bizim haklarımız herkesin hakkından önce gelir’ diyenler sadece kendi gruplarının çıkarını önceliyor ve dünyayı yangın yerine çeviriyor. Diğerkam yönelim ise herkesin eşit ve bütün insanların bir birine dost olduğunu söylüyor. Kimsenin kimseye üstünlüğünün olmadığını, bütün hayatların kutsal olduğunu, ötekine yardım etmenin bana benzeyene yardım etmek kadar önemli olduğunu dile getiriyor.

Kötülüğün savaş makinesi olarak tecessüm edenler, bir kez daha iyiliği yaralamayı denediler. Hayır, iyilik dalga dalga geliyor, güçlenerek geliyor. Bu olayın bir milat olduğuna bütün yüreğimle katılıyorum. Zalimler zulmünde boğulacak, Gazze ablukası kırılacak ve dünyanın bütün mağdurları, merhametin soylu müziği eşliğinde konuşmaya başlayacak.

Gazanız ne kadar da mübarek oldu, benim her dinden ve her milletten, soylu kardeşlerim! Bize ne büyük bir zafer getirdiniz böyle ! Sadece Türkiye için değil, sadece Filistin için değil, bütün dünya için, zaman yerinde durdukça hatırlanacak bir zafer.

Merhametin zaferi.

, 3 Haziran
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi