.

Biri bazı sıradan insanlara gelip “Sen bugüne kadar ne günahlar işledin? Bilerek veya bilmeyerek kime, ne kötülükler yaptın?” diye sorsa onlar derin bir iç çekerek birçok şey sayarlar bir çırpıda. Soranı da vazgeçirecek kadar sayarlar.
Bu dünyaya insan olmak için geldiklerini, ama tam da beceremeyerek utandıkları, hatırlamak dahi istemedikleri pek çok yanlış yapmış olduklarını düşünmektedirler. Karşılarındaki kişi “Yok canım abartma! Senin yerinde kim olsa aynısını yapardı” diyerek onları avutmaya çalışsa bile “Başkası beni ilgilendirmez. Ben yapmamalıydım. Yakışmadı” derler. ‘Yakışmadı’ ne demekse? Bunu kendi kendisine söyleyen kendi kimse? Bu koskoca gök kubbenin altında bu yalnızlığın içinde her soluk alışın ardından niye kendi kendine sürekli söylenip duruyorsa? Niyeyse? İnsan ya da en azından bazı insanlar neden suçluluk duyar?Ahlak derler, vicdan derler, işi ruhbilimsel terminolojiye boğup başka terim ve açıklamalarla da izaha çalışırlar. Laf. Bazı insanlar yapıp ettiklerinden dolayı sorumluluk duygusu taşır, yaptıklarının sonuçlarının başkalarını olumsuz etkileyip etkilememesiyle ilgili hassasiyetler, kaygılar taşır ve kendileriyle doğrudan ilgili olarak ortaya çıkan olumsuzluklar konusunda da önünde veya sonunda suçluluk, pişmanlık, üzüntü, utanç gibi duygular yaşarlar. Bazı insanlar. Az sayıda insan. Düzen bu insanların hemen hiçbir alanda önemli konumlara gelmesine izin vermez. Doku onları reddetmeden ezkaza izin verse bile bu tür kimseler böyle bir düzenin içinde yükselmeye zaten tenezzül de etmez. İş, bilim, sanat, politika, spor hemen her alan, içinde zerre suçluluk duygusu taşımayan, kifayetsiz ama çok hırslı; saldırganlığı kolayca şiddete evrilebilen, benmerkezci ve zeki kişilerin tekelindedir. Dünya görüşleri ne kadar farklı olursa olsun hepsi tek bir tanrıya, Para’ya tapar.
Kim suçluluk duygusu taşır ve neden taşır, hâlâ tam çözemedim, ama kim suçluluk duygusu taşımaz gayet iyi biliyorum: Antisosyal ve narsisistik kişilik özellikleriyle bezeli bu insanlar suçluluk duygusu taşımaz. Döv, yık, gözünü kırpmadan yalan söyle, aldat, çal, sat, öldür, öldürt ve devam et. Önüne çıkan engelleri aştıkça iyice gemi azıya almak zorundalar hem de. Dönüşü olmayan, bitişi olan bir yol.
Başta ne yapsalar yanına kâr kalacak ve hiç bitmeyecekmiş gibi görünse de, bu tipler sonunda kaybederler ve ancak o zaman pişman olurlar. O pişmanlık da yapıp ettikleriyle ilgili olmaz asla. Birine güvenmekle hata ettiklerini, insani zaaf gösterdiklerini söylerler. Başka biri yüzünden bu hale düştüklerini söylerler, gene kendileri yoktur ortada. Çünkü kendileri yok ortada. İmalat safhasında düşünülmemiş! Kendi varlıklarıyla diğerleri arasında bir sınır, bir had yok. Dolayısıyla varlıklarının geçici olduğuna, diğer insanlar gibi tek başına ve yalnız olduklarına dair bir bilgi/bilinç oluşamıyor.
Dünyayla aralarında bir mesafe yok. Dünyanın sabah uyanmalarıyla güneşin etrafında dönmeye başlayan, akşam uyuduklarında da onlarla beraber uyuyan bir yer olduğunu sanıyorlar. Dünyayı kendi varlıkları içinde eritip bir çözelti haline getireceklerini sanıyorlar. İşte bu insanlar tarafından yönetiliyoruz. Bu insanlar getirdi dünyayı bu hale. Tersi olmuyor bir türlü. Olamıyor. Onlarla başa çıkmaya, onları alaşağı etmeye çalışan insanlar da giderek onlara benzemeye başlıyor. Bir bilim-kurgu hikayesi gibi.
Bu tiplerin nasıl rehabilite edileceklerinin, bunun mümkün olup olmadığının tartışılacağı bir gezegen yerine, bu tiplerin başında olduğu bir organize kötülük şebekesinin yönettiği, onların kötülüklerinin kurbanı olan bir gezegen!
Bunlar bize kendi egemenliklerini ve kötülüklerini dayatmak için ideolojilerini kurarken, insanı tanımlayarak yola çıkıyorlar hep.
Neymiş? İnsan aslında kötüymüş son tahlilde! Filmlerde de görüyoruz bunu ya da diğer sanatsal metinlerde “İnsan çelişkilerle doludur!”, “Aslında hepimiz kötüyüz”, “Eserimde insanı, onun çıkışı olmayan labirentlerini ele aldım” falan filan. “Ben aslında kendim öyleyim” diyemiyorlar, “Böyle söylersem kabul görüyor. Bu sayede paraları, primleri, ödülleri topluyorum” diyemiyorlar.
Çelişki filan yok oysa! Bu dünyayı yöneten insanlarda, antisosyal ve ağır narsisistik kişiliklerde hiç çelişki yok. Katışıksız kötüler. Çelişkili tavır insanı tanımlamada ana enstrüman da değil ayrıca. Dünya görüşün ne olursa olsun, suçluluk duygusu taşıyor musun, taşımıyor musun? Onlar taşımıyor. Onları anlamaya çalışmakla, yaptıklarını açıklamaya çalışmakla vakit harcamaya değmez. Onların biliminden, sanatından, medyasından bize doğru üfürdüklerini de Tanrı kelamı gibi kabullenmek gerekmez. Onların fıtratında olan şey niye bizde de olsun? Böyle bir şart yok!
Korkarım bu gezegen, içinde suçluluk duygusu taşıyan, pişmanlıkları olan, utanç duyabilen, özür dileyebilen, mezar taşlarına “Verdiğim geçici rahatsızlıktan dolayı özür dilerim” yazılmasını vasiyet edecek duyarlıktaki insanlar tarafından hiç yönetilemeden kendi kendini yok edecek!
Başka bir yol olmalı!
watchmen - rorschach

, 20 Mayıs
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi