Kendilerine taktıkları ad bu.
Ya da bize taktıkları…
Bir gün şehir dışından bir arkadaşım geldi Ankara’ya. Pek bilmez Ankara’yı. Yol tarifi yapıyorum telefonda. Zira işi tabelalara bırakırsak soluğu Eskişehir’de alabilir. Protokol yolundan iniyor. Diyorum ki ‘tünele girme, soldan devam.’ Diyor ki ‘tamam, anladım.’ Diyorum ki ‘tabelalar olacak’. Diyor ki ‘evet görüyorum, Tosunpaşa, Esat, Kızılay. Diyorum ki ‘ha???’
İşte Küf’le ilk kez bu kısa ve öz sorunun yanıtını ararken tanıştım.
Sonra bir gün Cinnah’tan çıkıyorum yukarı. Sol tarafımda bir şeyler var. Rengarenk. Sokak şenliği mi? Yavaşlıyorum. İyi de… PacMan bu. Valla bak. Mantarları yiyecek. Nasıl hoşuma gidiyor. Diyorum ki ‘vay be, ne güzel bir gün.’
Tabii ki yine Küf!
Küf kısa zamanda birçok iş yaptı böyle. Hepsi Ankara’da. Linkler aşağıda.
http://www.facebook.com/pages/K%C3%9CF/107865082590432
http://www.vimeo.com/user3586515
http://www.behance.net/kufproject
http://twitter.com/#!/kufproject
Küf şimdi de bir Ankaralı olarak vücudumdaki doymamış tüm yağları eriten bir iş yaptı. Benim bir şey söylememe gerek yok. Lütfen videoyu izleyin. Ben günlerdir izliyorum. Yağ yakmak için birebir. Funda, mate, biberiye halt etmiş. İzleyin hadi, izleyin.
Videonun altına da şöyle yazmışlar.
Bi pisuarı eksik Kuğulu alt geçidi. İşe bak!
Kalitesiz, çirkin, 3. Dünya fıskiyeleri. İşe bak!
Zincirlerle çevrilmiş, yaya trafiğine kapatılmış meydanlar. İşe bak!
Açık hava otoparkına çevrilen Tunalı Hilmi Caddesi, yoktan var edilen sektörler, rantlar. İşe bak!
En yakını şehir merkezine 20km uzaklıkta bulunan parklar, bahçeler. İşe bak!
Büyüdüğümüz kaldırımların yerini alan, sıradan, zevksiz alışveriş merkezleri. İşe bak!
Her seçim öncesi telaşla kurulmuş hayallerin ürünü projeler, asla gerçekleşmeyeceği bilinen fantastik vaatler. İşe bak!
Fahiş karlarla satılan belediye hizmetleri, işlevsiz demir yığınları. İşe bak!
Hafızasını kaybetmiş, ruhunu yitirmiş bir kent.
Ve karşınızda Avrupa Konseyi ödüllü şehir (!), Ankara.
İşe bak! İşe!
BÜYÜKŞEHİR KÜÇÜK 1 TL
Harbiden de, işe bak!!!
Son derece önemli bir şey daha var. Küf’ün manifestosu. Harikulade:
‘Sanatı sokağa taşıma fikri dünyada atılım halindeyken ve toplumlar tarafından benimsenirken Türkiye’de durum aynı seyirde gitmemektedir. Yaşadığımız yerde insanların sokağa çıktıklarında gördükleri, binalar, kaldırımlar, tabelalar, yollar ve sokak lambalarından ibarettir. İçinde bulunduğumuz grilik, insanları görsel zekadan uzaklaştırmakla beraber insanların zihnine tekdüze bir bakış açısı yerleştirmektedir. Bu kalıplar içerisinde sokağı evinden işine, işinden evine gitmek için kullanan insanlar yürürken sadece adımlarına bakmaktadır.
KÜF bu monotonluğu yıkmaktır. İnsanların etraflarına bakmasını, bakarken de farkına varmasını sağlamaktır, bir başkaldırıdır.
Herhangi bir kurum, kuruluş ya da siyasi partinin temsilcisi olmadığı gibi kesinlikle apolitik de değildir. Bireylerin değil fikir ve yetilerin bir araya gelmesinden oluşan bir dışavurumdur. Amacı, eylem alanı olan sokağı kirletmenin aksine, atıl duran enerjiyi açığa çıkararak renklendirmektir.’
‘Bir başkaldırıdır,’ diyor foo. Söyle bana daha ne desin? Bence bir yandan da bizi çağırıyor. Bir gün bu Küf’le tanışırsam diyeceğim ilk şey şu: ‘Kardeşim sizin yüzünüzden adam şöyle gönül rahatlığıyla umut da kesemiyor insanlıktan!!!’
