.

Orta yaşlılar şehrin meydanlarından birinde Uzakdoğu dansları yapıyor; down sendromlu çocuklar eğitmenleri eşliğinde bale yaparken aileleri gözü yaşlı bir şekilde onları izliyor, yaşlı denizci bandosu marşlarla sokak sokak şehri arşınlıyor, kentin caz orkestrası şehir sakinlerine bedava verdiği konseri bitirirken yerini metalci gençler alıyor. Bütün bu olan biteni izlemek için para pul, kapalı mekan, bilet kuyruğu, davetiye gerekmiyor. Açık havada olmak, yayan yürüme bilmek ve ayakta dikilebilmek yeterli. Uzaklarda orta ölçekli bir şehir 2016 yılı için kültür başkenti olmaya hazırlanıyor. Bu etkinlikler altı yıl sonrası için ve henüz adaylık aşamasındayken gerçekleşiyor.
Dokuz bin altı yüz küsur etkinlik gerçekleşmiş bu yıl İstanbul’da. Reklam öyle söylüyor. Reklama göre, sokakta gezen çoluk çocuk, yaşlı, genç, erkek, kadın herkes bu güzelim etkinliklerden nasibini almış!.Cıvıl cıvıl bir karnaval şehri olmuş demek ki bu yıl İstanbul. Ne güzel! Ne kadar güzel!
Sokakta televizyon muhabiri olarak değil sosyolojik araştırma metodolojisine asgari riayet eden biri olarak bir araştırma yapın, “Kültür başkentini kim görmüş? Gördüyse nerde görmüş?” sorusunu sorarak. Kahir ekseriyetle “Kimse.” çıkacak yanıtı.
“Kültür başkentinde bu yıl neler yapıldığını kim biliyor?” diye bir soru daha ekleyin, “Kim bilir?” diye çıkacak yanıtı. Kesin.
365 gününe yayılan bir etkinlikler dizisi için, şehrin halka açık hangi alanları devamlı kullanılmış?
Şehrin cidarlarına GOP’a, Cevizli’ye, Beylikdüzü’ye, Ümraniye’ye zerresi düşmüş mü bu bereketin?
Şehre her gün binlerce insanın giriş çıkış yaptığı Esenler, Harem otogarları; Sirkeci-Haydarpaşa tren garları bu dokuz bin küsur etkinlikten tek bir fiske nasibini alabilmiş mi?
Bir iki pop starın verdiği bir konserden gayrı şehrin meydanlarında halka yönelik ne yapılmış? Şehrin ortasından koca bir deniz geçiyor, bir bulvar gibi. Orada bir şey gören var mı?
Sıradan insanlar-itfaiyeciler, emekli pilotlar, çocuklar, zabıt katipleri, çingeneler, eski futbolcular, arzuhalciler, mahalle çalgıcıları, garsonlar, ayakkabıcılar, ev kadınları, pazarcılar vs.-etkinliklerin herhangi birinin aktif katılımcısı olmuş mu?
Hadi onlar sokakta geziniyor, haberleri nereden olsun, sayıları on bini bulan konser ve gösterilerin yapıldığı salonların yer göstericileri, gişecileri, güvenlik görevlileri ve onların eşleri, çoluk çocukları bu kültür kültür esen fırtınadan haberdar mıdır?
Küresel politikaların usta vokali Kral 1.Büyük Bono’nun şehri ziyareti başından beri bir kültür başkenti etkinliği olarak mı düşünülmüştü acaba?
Sol Kemalistlerle, sol liberallerin -kavgaları ideolojikmiş gibi gözükse de-aynı iktidar mücadelesinin tarafı oldukları kabak gibi meydandaydı. İkisinin de en temel ortak paydası iflah olmaz seçkincilikleriydi. Bu kervana iktidardaki sağ muhafazakar kesim de katılmış görünüyor. Kültür üretim araçları sol Kemalistlerden , sol liberal-muhafazakar sağ koalisyonuna geçti. Ve bu koalisyon bu koca şehre bir yıl içinde kimseye belli etmeden on bin etkinlik sığdırmayı başardı. “Bravo!”, diyoruz.
Biz gene reklamlara bakalım. Hakikat orada çünkü. Meğer İstanbul’da neler neler olmuş! Halbuki ben bi tek İngiliz kralını maiyetiyle beraber Köprü’den yayan geçerken gördüydüm.
Cehaletime verin. Eğitimle geçmedi. Tedaviyle de geçmiyor.

, 29 Aralık
Punto:
14
16
20
24
Palet:
Yazı
Yazı
Yazı
Yazı
Sıfırla
.
Panel
Yukari Asagi